Önce AVM’ler açıldı... Sonra camiler... Ya okullar?

25 Ağustos 2020 Salı

İktidarlar kriz zamanlarında sıraladıkları önceliklerle zihniyetlerini de ortaya koyarlar. 

10 Mart 2020’de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Covid-19 salgınının Türkiye’yi de etkisi altına aldığını resmen açıkladı. Ardından 10 gün içinde önce okullar tatil edildi, sonra AVM’ler ve camiler toplu ibadete kapatıldı. Bunlar atılması gereken kaçınılmaz adımlardı. 

Mart ve nisan böyle geçti. Mayıs başında “yeni normalleşme” adı altında günlük yaşamı bir nebze kolaylaştıracak kararlar alındı. 11 Mayıs’tan itibaren AVM’ler kademeli olarak açıldı. 2020 başı itibarıyla Türkiye’de 436 AVM var. Toplam yatırım değeri 58 milyar dolar, bunun 18 milyar dolarlık dilimi yabancılara ait. 

AKP önceliği buraya verdi. 

Ardından 24 Haziran Çarşamba günü camiler, maske-mesafe önlemlerine uymak koşuluyla toplu ibadete açıldı. Böylece ülkemizdeki 86 bin camide yurttaşlar yenide cemaatle namaz kılmaya başladı. 

***

Mart ortasında AVM ve camilerle birlikte kapatılan okullar içinse benzer “normalleşme” olamadı!

Yaz ortasında yapılan duyurular ertelendi. Son anda yeni erteleme olmazsa yüz yüze eğitimin 21 Eylül’de başlaması bekleniyor. 

Türkiye’de 54 bini resmi, 13 bini özel 67 bin okul var. 19 milyon öğrenci, 1 milyon 100 bin öğretmenle eğitim görüyor. 

131’i devlet 78’i vakıf 209 üniversitede, 7 milyon öğrenci yüksek öğrenim görüyor. 

Türkiye’nin yaklaşık üçte biri öğrenci. 

Covid-19’dan önce de eğitimin ciddi sorunları vardı. Dersliklerde yine iktidar zihniyetini yansıtan, vicdan sahibi kimsenin kabul edemeyeceği uçurumlar var. İmam hatip liselerinde 14 öğrenciye bir derslik düşerken, Anadolu liselerinde 28 öğrenciye bir derslik düşüyor. İmam hatiplerin doluluk oranı yüzde 50, Anadolu liselerinin yüzde 90 civarı. 

Türk Eğitim Derneği’nin (TED) düşünce kuruluşu TEDMEM’in verilerine göre mesleki ve teknik okullardan mezun olanların ancak yüzde 10’u eğitim gördüğü alanda iş yaşamını sürdürüyor. 

Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesi son 20 yılın en düşün seviyesinde. Genel olarak toplam bütçenin yüzde 10’una yakın olurdu. Son iki yıldır yüzde 5’lerde. 

Eğitim-İş’in verilerine göre 500 bin öğretmen atanmayı beklerken MEB’in 100 bin öğretmen açığı var. Açık sözleşmeli öğretmenlerle karşılanıyor. Onlara ödenen maaş iki bin liranın altında. Kimi özel okullar devletin ödediği en düşük maaşı baz alıp, ona göre öğretmen alıyor.

***

İşte bütün bu sorunların üstüne Covid-19 geldi. 

Öğrencilerin yüz yüze eğitim yapamamaktan doğan kayıpları çok büyük. Uzaktan eğitimin yüz yüze eğitimin yerini tutması mümkün değil. Araştırmalara göre uzaktan eğitime katılan öğrenciler 2 ile 20 dakika arasında derste kalıyor.  Bir günde toplam derste kalma süresi en çok bir saat. 

Bu yöntemle verim almak mümkün değil. Yine TEDMEM’in verilerine göre, okula gidemeyen öğrencilerde şu dört sorun öne çıktı:

Beslenme ve davranış bozukluğu, sosyal ve duygusal gelişimde olumsuzluk...

Covid-19 kişi olarak sağlığımızı, eğitimsizlik ise yurttaş olarak sağlığımızı ve geleceğimizi etkiliyor. İkisi de önemli. 

MEB’den yapılan açıklamalar eğitimde net bir yol haritası olmadığını gösteriyor. 

Başa dönersek...

Bir iktidar düşünün ki “aman ticaret aksamasın” deyip iki ayda AVM’leri açtı... “Aman toplu ibadet aksamasın” deyip üç ayda camileri açtı... “Her şey olacağına varır” deyip altı aydır kamuoyuna güven veren bir eğitim sistemi kuramadı...

Böyle bir eğitim sistemiyle mi aşı bulan bilim insanı yetiştireceğiz?

Eğitimde pek çok çürümüş durumda.

Ne diyor Anadolu?

Çürük dal aşı tutmaz!


Yazarın Son Yazıları

Sırıtıyor... 22 Ekim 2020
Hukuksal soykırım! 18 Ekim 2020
Bütöv Azerbaycan! 30 Eylül 2020