Anadolu'nun "Keyveni'lerine"
Sadık Çelik
Son Köşe Yazıları

Anadolu'nun "Keyveni'lerine"

10.01.2009 09:33
Güncellenme:
Takip Et:

Bugüne kadar yazmadım, çünkü insanın kendisini yazması zordur. Yoksa Keyveni, bunu hak etmediğinden değil. Keyveni bunu hak ediyor ki, bugüne kadar Hakkı Devrim’den, Hikmet Çetinkaya’ya , Vahap Munyar’dan Yurtsan Atakan’a , Oktay Ekinci’den Sahrap Soysal’a , Yavuz Dizdar’dan Jale Özgentürk’e, Sadi Özdemir’e ve burada adlarını anamadığım için beni affedeceklerini umduğum birçok isim, Keyveni hakkında görüşlerini dile getirdiler. Bu vesile ile hepsine tekrar teşekkürü de bir borç biliyorum. Ayrıca, “Türkiye’nin Keyveni’si Aranıyor” yarışmasının juri üyeleri  başta Ali Sirmen’e , Prof. Onur Devres’e ( İTÜ Gıda mühendisliği Bölüm Başkanı) ,  Sahrap Sosyal’a , Yurtsan Atakan’a  ve Tangör Tan’a ve yarışmacıların tümüne teşekkür ediyorum.

Keyveni, benim çocukluğumun belki de en önemli imgelerinden biri. En başta 106 yaşında yitirdiğimiz Baba Annem ( ebem ) Sultan Ana en büyük Keyveni. Kendisini 1990 yılında  ebediyete yolcu ettik. İkincisi annem Mercan, üçüncüsü eşim sevgili Yunise ve tüm Türkiye’de ailelerinin karnını doyuran eli öpülesice kutsal Keyveniler…  1950’lerin Türkiye’sinde özellikle Sivas’ın Divriği kazasının Prunsur (Demirdağ) köyünde orta halli 14 fertli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim.  Dedem  (İstiklal Savaşı Gazisi ) Mehmet Onbaşı ve dört oğlu çiftçilik ve madencilikle ailenin geçimini sağlıyorlardı. Ebem ve özellikle evin büyük gelini annem uzun geçen kış mevsiminden önce yetiştirdiğimiz her ürünü ayrı ayrı; örneğin taze fasulyenin,  biberin, elmanın, armudun, kabağın, kurutulmasından tutun; domatesin kurutulmuşundan salçasına; buğdayın sertinden bulgurunu, eriştesini, yumuşağından ununu, tarhanasını, ekmeğini; etin kurutulmuşunu, kavurmasını, dürmesini ve daha yazın bahçede, tarlada ne yetiştirmişsek, hasatla birlikte dar güz aylarına kadar yoğun şekilde bir evin ihtiyaç duyacağı tüm erzakları belki bin yıllık belki de on bin yıllık gelenek ve göreneklerle, deneyimlerle, ustalıkla, hünerle, beceriyle, emekle, göz nuruyla ince ince hazırlanırdı, kilerde köşelerine yerleştirilirdi.  Küplere lahanadan, bibere, salatalığa turşular kurulurdu. Duttan, üzümden yapılan pekmezler, sirkeler, pestiller daha neler neler hazırlanırdı. Bütün bu uzun uğraşlar ve belli ritüeller ile törensel olarak hazırlanan yiyeceklerimizin, alın teri, göz nurunun yanı sıra güneşin bereketi ile birlikte tarlaya, bostana, bağa, bahçeye tohumun, çitilin, fidanın dikilmesinden yetiştirilmesine, bakımından, sulanmasına, hasadına kadar biz çocukların, dedemin, babamın, ailenin tümünün ortak çabasıyla gerçekleştirilirdi. Sanki bayramı kutlar gibi, altın sarısı buğdayın su değirmenlerinde öğütülüp, tandırlardan sofralarımıza kızarmış nar gibi ekmek olarak dönüşünün sevincini, düğününü yüreğimizin en derinliklerinde hissederdik. Buzağının, kuzunun, oğlağın soframıza et, süt, yoğurt olarak dönüşünün masalsı kutsal törenidir sanki bu bin yıllık. Anadolu halkının kutsal yaşam döngüsünün tekrarını zihnimin en derinliklerine kazıyarak çocukluğumu geçirdiğim Prunsur Köyün’den üniversite okumak için bir gece yarısı doğu ekspresine binişim ve İstanbul’a gelişim; geride kalan sisler içerisinde acı, tatlı, sevinçli çocukluğum.

Kredi yurtlar kurumundaki öğrencilik günlerimizde, akşam yemeklerimizi hazırlama çabalarımız; ailelerimizde gördüğümüz görgü, birikim, organizasyon yeteneği ile kılı kırk yararak, yoktan  var edilerek yaratılan  sofraları kurmayı, benim gibi Anadolu’dan gelmiş, kıt imkanlı arkadaşlarla imece yaparak gerçekleştirirdik. Daha sonra tesadüfler sonucu 1986’da eşimle kurduğum Keyveni’deki yolculuk, Prunsur’dan yola çıkışın devamıdır.

Anadolu’da, bizim çocukluğumuzun geçtiği topraklarda yüzyıllardır süren  ebemin, annemin ve eşimin de bir parçası olduğu bu Keyveni kültürüne atfen, tohumun hasada dönüşmesinden soframıza nimet olarak konulması, en uzman en bilinçli biçimde kilerde saklanmasına ve oradan bir kış boyunca alınarak, ihtiyaca göre idareli bir biçimde mutfakta en leziz şekilde kılı kırk yararak pişirilmesini, ailenin karnının doyurulmasını sağlayan evin Keyveni’sine, kilerin sahibine saygı için, yitip gitmemesi için, yeniden yaşama kavuşturulması için şirketimizin adı olarak Keyveni’yi seçtik.  Araştırınca görürsünüz ki , Türk Dil Kurumu’nun Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü’ne göre Keyveni’nin birbirine yakın birçok anlamı vardır Anadolu’nun her yöresinde : Örneğin, Sungurlu –Çorum,Artova –Tokat, Refahiye, Kemaliye –Erzincan,Ağın –Elâzığ, Gürün, Divriği –Sivas, Boğazlıyan, Akdağmadeni –Yozgat, Bünyan –Kayseri,-Kırşehir, Ereğli –Konya’da “Keyveni” aşçı kadın anlamına gelir. Van’da “ekmek yapan kimse”, Gümüşhane  ve Kayseri’de “düğün yemeği yapan kimse” , Malatya’da “ yemek yapmakta becerikli , tutumlu kadın” anlamına gelir. Tabi her yörenin değişik ağızlarına göre de “ Keyveni” , keyfen, keyvene  gibi farklı biçimler de alır. Yani Anadolu Türk halk kültürünün en önemli öğelerinden birisidir.

Bu becerikli, maharetli kadınların elinden yediğim çocukluğumun damak çatlatan lezzetlerin tadı hala aklımda; bugün onlar gibi lezzetli yemekler yaptığımız , o tatları yaşattığımız  Keyveni her geçen gün daha çok anlaşılıyor, tanınıyor.  Daha da anlaşılması ve daha da hak ettiği yere gelmesi için, sosyal sorumluluk bilinci ile 28 Kasım tarihinde “ Türkiye’nin Keyvenisi Aranıyor” yarışmasını düzenleyerek hem Keyveni kültürünü yeniden gündeme taşımaya hem de saklı, gizli kalmış “Keyveni” leri seçmeye özen gösterdik, çalıştık.   Bu yarışma ile istedik ki, insanlar kaybolmaya yüz tutan bu kültürü biraz tanısın. Çünkü geleneksel Türk kültüründe Dede Korkut neyse,  mutfakta, kilerde evin Keyveni’si de odur.  İstedik ki, her ailede bir tane olduğuna inandığımız Keyveni’ler gün ışığına çıksın.  Bu Keyveni’ler ne kadar önemli bir şey yaptıklarını, annelerinden, ninelerinden öğrendikleri yüzyıllardır süren yemek geleneklerini ve ritüellerini yaşatmanın ne kadar da önemli elçileri olduklarını fark etsinler. Bu Keyveni’lerin karın doyurmanın da ötesinde aile birliğini, bütünlüğünü, dirliğini ve düzenini sağlamada, sürdürülmesinde,  sosyal ve kültürel açıdan oynadıkları rolü toplumumuz da görebilsin, hatırlayabilsin. Keyvenilerin sayesinde ayakta duran Türk toplumunun geleneksel büyük aile kavramı büyük kentlerdeki kargaşa ve yozlaşma içerisinde erozyona uğramasın. Pişirdikleri yemeklerle ve kendileri ile gurur duyabilsinler ve daha da iyisini yapmak için heveslensinler. Son olarak, gönderdikleri tariflerdeki Anadolu lezzetlerinin yaşatılmasına ve çekirdek ailenin kutsallığına ve korunmasına, saygınlığına, dirliğine, birliğine gücümüzün elverdiği ölçüde bir tutam tuz olalım istedik.  Sonuçlar ile ilgili daha detaylı bilgi www.keyveni.com sitesinde mevcut. Saygılarımla….

sadik.celik@keyveni.com

Yazarın Son Yazıları

İran: Kontrol Edilebilir Kaosun Kıyısında

Bazı ülkeler vardır; haritada çizilen sınırlarından fazlasıdır.

Devamını Oku
15.01.2026
Neoliberal Masaldan Gücün Yasasına: Maduro’nun Derdest Edilmesinden Öğrendiklerimiz

Maduro…

Devamını Oku
08.01.2026
Takvim değişir, peki ya insan? 2026’nın bize gelişi

Takvim değişir, peki ya insan? 2026’nın bize gelişi

Devamını Oku
01.01.2026
Toplumsal duyarsızlığın maliyeti - İfşa çağında ünlülere uyuşturucu operasyonları

Kimsenin fark etmediği bir sessizlik dolaşıyor ortalıkta.

Devamını Oku
25.12.2025
Şaşırıyoruz… ve Şaşırmamaya Alışıyoruz

Her sabah yeni bir şaşkınlığın eşiğinde uyanıyoruz.

Devamını Oku
19.12.2025
Bu ülke gerçekten kimin?

Bu ülke, gerçekten hepimizin mi?

Devamını Oku
11.12.2025
Kötülüğün yeni yurdu

Psikoloji, hukuk, dinler ve gündelik ahlakın ortak ezberinde kötülük, bireyin içindeki karanlıkla açıklanır.

Devamını Oku
04.12.2025
Kasım Üzerine: Dökülmenin ve Hatırlamanın Zamanı

Kasım, takvimin yalnız ayı.

Devamını Oku
20.11.2025
Sadakat Çağında Muhalif Kalmak

Bir toplumun neye güven duyar? Akla mı, yoksa itaate mi?

Devamını Oku
13.11.2025
Bir Tapınağın Hikâyesi: Mekânlar Değişiyor, İnsan Hep Aynı Savaşın İçinde

Denizden 150 metre yukarıda, Akropolis’in kayalık tepesinde yükselen sütunlar…

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyetin aynasında bugün

Türkiye’de uzun zamandır yeni bir fikir doğmuyor.

Devamını Oku
31.10.2025
Bir ahlak meselesi… Temiz eller, kirli zihinler

Ahlak; herkesin ağzında dolaşan fakat kimsenin pek de hayatına almadığı kelime.

Devamını Oku
24.10.2025
Bir Mahpusluk Halidir Bu Memleket

Bir ülkeyi anlamak için hapishanelerine, yani adaletin son durağına bakabilirsiniz.

Devamını Oku
16.10.2025
Öfkenin İkliminde Yaşamak: Adaletin Suskun, Zorbanın Gür Olduğu Bir Ülke

Toplum adeta bir gerilim teline dönmüş durumda; dokunan yanıyor, çekilen tınlıyor, kimse sesin kime ait olduğunu ayırt edemiyor.

Devamını Oku
10.10.2025
Gücün yakıcılığı, çekiciliği ve kontrol edilebilirliğinin önemi

Güç, insanlık tarihinin en eski büyüsüdür: Çekici olduğu kadar sınayıcıdır da insana kendini tanrı sanma yanılsaması verir...

Devamını Oku
02.10.2025
Kayıp Meslekler, Kırık Hayatlar

İnsan yalnızca yaşayan, tüketen bir beden değildir; aynı zamanda anlam üreten, topluma katkı sunan bir varlıktır.

Devamını Oku
25.09.2025
Manşetlerin Gölgesinde “Hayat”

Her gün televizyonda, gazetelerde, sosyal medyada büyük sözler, manşetler, olağanüstü gelişmeler, son dakika olaylar…

Devamını Oku
18.09.2025
Eylül Manzarası: Eşitsizlikten Umuda Eğitim

“Çok çalışırsan her şeyi başarırsın”.

Devamını Oku
04.09.2025
Tarım, Toplum ve Gelecek: Bir Yeniden Kuruluş Çağrısı

Tarım, Toplum ve Gelecek: Bir Yeniden Kuruluş Çağrısı

Devamını Oku
21.08.2025
Aşktan Öte Dertler…

İnsanoğlunun istila ettiği bu yeryüzü, artık sadece coğrafyaların değil, dertlerin de haritası.

Devamını Oku
14.08.2025
Kendine mahkum, aşka ve suça kör

Var olmak için nefes almak yetmez; insan bir yere ait hissetmek ister, bağ kurmak.

Devamını Oku
07.08.2025
Her yaz aynı alevlere uyanmak kader değil!

Dünyanın nefes almayı unuttuğu yıllar…

Devamını Oku
31.07.2025
LGS ve Eğitimin Hal-i Pürmelali, Siyasi Ahlakın Evrildiği Yer ve Bahçeli’nin Temsil Önerisinin Anlattıkları

Bu yıl LGS’de 500 tam puan alan 719 öğrenciyle rekor kırıldı. Geçtiğimiz yıl bu sayı 352’ydi. Sınav zor; ama başarı fazla…

Devamını Oku
24.07.2025
Speed ve Galata: Sistem Hatası Veriyor - Kulenin Tepesinden Bakınca Görünen; Liyakatsizlik

İstanbul’un siluetine yüzyıllardır tanıklık eden Galata Kulesi…

Devamını Oku
17.07.2025
Dev aynasındaki bireyler ve hakikatin yerine geçenler

Dev aynasındaki bireyler ve hakikatin yerine geçenler

Devamını Oku
10.07.2025
Ütopyanın Maskesi, Distopyanın Gölgesi

Bir hayal ve bir kâbus: Ütopya ve distopya. Genellikle “var olmayan dünyalar” diye tanımlanırlar.

Devamını Oku
03.07.2025
İsrail-İran Savaşı Ekseninde Çivisi Çıkan Dünya

İnsanlığın kolektif aklı çöküyor gibi uzunca bir zamandır...

Devamını Oku
19.06.2025
Görmenin ve anlamanın göreceli olduğu bir dünyada hakikati kim belirler?

Batı felsefesi binlerce yıldır görmeyi yüceltir. Duyular arasında en "akıllı", en "ruha yakın" olan hep görme sayılmıştır. Platon, Timaios’ta, “Görüşümüz gerçekten de bize en büyük yararı sağlamıştır,” der. Çünkü ona göre göz, zihnin kapısıdır; ruhun dışarıyı yokladığı bir uzantı.

Devamını Oku
12.06.2025
Kendi Celladına Aşık Olmak: Gücün Büyüsüne Kapılan Toplumlar

Toplumlar bazen göz göre göre karanlığa yürür. Hatta yürümekle kalmaz, o karanlığa âşık olurlar. Tıpkı bazı bireylerin kendine zarar veren ilişkilerde ısrarla kalması gibi.

Devamını Oku
29.05.2025
Dans Vebası: İnsanlığın Ayaklarıyla Çığlık Atışı

1518 yazı. Strasbourg’un taş sokaklarında bir kadın, Frau Troffea, kimseye aldırmadan dans etmeye başladı. Ne müzik vardı ne şenlik. Zaten yüzünde de neşeye dair tek bir iz yoktu.

Devamını Oku
22.05.2025
İstanbul’u imar adaleti kurtaracak (Değiştirilmesi Gereken Boğaziçi İmar Yasası ve Kentsel Dönüşüm)

İstanbul'u imar adaleti kurtacak (DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKEN BOĞAZİÇİ İMAR YASASI VE KENTSEL DÖNÜŞÜM)

Devamını Oku
01.05.2025
Ülkenin Gerçek Beka Sorunu: Umudu Tükenen Toplumlarda Nüfus Kaçınılmaz Olarak Yaşlanır

Ülkenin Gerçek Beka Sorunu: Umudu Tükenen Toplumlarda Nüfus Kaçınılmaz Olarak Yaşlanır

Devamını Oku
24.04.2025
Sadece Ahmet Değil: Bu Ülkede İyilik Konu Edildi, Kötülük Sıradanlaştı

Sadece Ahmet Değil: Bu Ülkede İyilik Konu Edildi, Kötülük Sıradanlaştı

Devamını Oku
17.04.2025
Beyin Göçü Savaşları veya Zekânın Büyük Kaçışı: Türkiye Neden Tutamıyor?

Beyin Göçü Savaşları veya Zekânın Büyük Kaçışı: Türkiye Neden Tutamıyor?

Devamını Oku
20.03.2025
Suriye'de Alevi katliamı; göz ardı edilen kan ve gözyaşı ve diğer yaşananlar

Suriye'de Alevi katliamı; göz ardı edilen kan ve gözyaşı ve diğer yaşananlar

Devamını Oku
13.03.2025
Kritik Trump-Zelenski Zirvesinin Perde Arkası: Güç Oyunları, Bir Kez Daha Kürt Açılımı ve Edip Akbayram’ın Ardından…

Kritik Trump-Zelenski Zirvesinin Perde Arkası: Güç Oyunları, Bir Kez Daha Kürt Açılımı ve Edip Akbayram’ın Ardından…

Devamını Oku
06.03.2025
Boşvermişlik Yangınları: Teğmenlerin İhracından Otel Trajedisine Bir Toplumsal Duyarsızlığın Anatomisi

Boşvermişlik Yangınları: Teğmenlerin İhracından Otel Trajedisine Bir Toplumsal Duyarsızlığın Anatomisi

Devamını Oku
06.02.2025
Toplumun Karanlık Kavşakları: Bir mimarın son durak hikâyesi, trafik çilesi ve asfalt üzerinde insanlık cinneti

Toplumun Karanlık Kavşakları: Bir mimarın son durak hikâyesi, trafik çilesi ve asfalt üzerinde insanlık cinneti

Devamını Oku
26.12.2024
Hakikat yorgunu bir toplum: Beyin çürümesi, haksızlıklar, hukuksuzluklar, adaletsizlikler

Hakikat Yorgunu Bir Toplum: Beyin Çürümesi, Haksızlıklar, Hukuksuzluklar, Adaletsizlikler

Devamını Oku
18.12.2024
Suriye’nin Küllerinden Yükselen Kaos: İnsan Hakları Günü’nde Yeni Haritalar, Yeni Sınavlar

Suriye’nin Küllerinden Yükselen Kaos: İnsan Hakları Günü’nde Yeni Haritalar, Yeni Sınavlar

Devamını Oku
17.12.2024