Olaylar Ve Görüşler

Filistin Uluslararası Günü - Prof. Dr. Türkkaya ATAÖV

01 Aralık 2020 Salı

29 Kasım Filistin Halkıyla Dayanışma Uluslararası Günü”dür. Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması’nın metni de bu örgütün çok sayıdaki kararları da kişi eşitliğini, ırk ve cinsten dil ve dine değin tüm farklılaşmalara bakmaksızın uluslararası hukukun temel ilkesi durumuna getirme çabasındadır. BM Antlaşması’nın ilk maddesinden başlayarak madde 55 gibi başka maddelerinde de bunun altını çizerek gözetir.

1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirisi herkesin tüm haklara sahip olduğunu belirtir. Aynı yılın soykırım üstüne konvansiyonu bu suça karşı büyük bir zaferdi. Sömürgelere bağımsızlık bildirisi 1960’ın büyük adımıydı. 1963’te de Irk Ayrımının Tüm Biçimlerine Karşı” bildiri geldi. Aynı ilkeler 1966 tarihli iki temel antlaşmada da yinelendi. Böylece önceki ilkelerde görülen haklar bağlayıcı hukuksal biçime kavuştu.

YANLIŞ YERE FATURA

İsrail’in Filistin halkına karşı muamelesine gelince: Bu konuya hemen geçmeden, Yahudilere tarih boyunca yapılan haksızlıkları, özellikle faşist Almanya’nın Nazi dönemindeki kitlesel kıyımını anımsamak gereklidir. Birinci HaçSeferi’ndeki bilinçsiz kalabalık daha Avrupa toprağındayken Yahudi yerleşmelerini yerlebir etmişti. Almanya, Avusturya ve Polonya’daki üç Nazi toplama kampını yüreğim ezilerek dolaştım.

Yahudi düşmanlığı yalnız Hitler çevresini değil, Avrupa’nın çok yerini kasıp kavuruyordu. Olanların bedelini Avrupa gaddarlığına ödetmek yerine faturayı Filistin’e kestiler. Gene de, BM Genel Kurulu 10 Kasım 1975 tarihli kararıyla Musa’nın dinini değil ama Siyonizm’in siyasete uygulanış biçimini “ırkçılık ve ırk ayrımının bir çeşidi” olarak kabul etti. Bu karar ABD baskısıyla yıllar sonra kaldırıldı.

BM Genel Kurulu hukuken bağlayıcı kararlar alamasa da 1947’deki Filistin’i bölme kararı (Müslüman ve Hıristiyan) Filistinliler için de ayrı bir devleti içeriyordu. Irkçılığın her türlüsüne karşı çıkacak uluslararası bir kuruluş da 1976’da oluştu ve BM’ye bağlandı. Bunun merkez yönetim kuruluna ben de bir genel kurulun oylarıyla seçildim. Güney Afrika’da çok sert beşikten mezara demek olan apartheid” uygulaması ve Filistin hakları konusunda yayın, çeviri, toplantı, konuşma, ödül, burs ve benzeri eylemlerle uzun yıllar ses getiren eylemlerimiz oldu.

Güney Afrika’da düzen değişikliğinde Nelson Mandela’nın çağrısıyla törenlere katılan (eşimle birlikte) Türkiye’den tek Türk aileydik. Oradaki siyah üniversitesinden bana verilen akademik ödülün üstünde Afrika’nın oluşumuna yaptığı olağanüstü katkılarından ötürü” yazıyordu.

İNSANCIL SORUMLULUK

Yahudi dinini ve Yahudi haklarını da çiğnemeden, Filistinliler için insanlık görevi sayarak ısrarlı çabalarım Norveç’ten Avustralya’ya, Washingtondan Seul’e ve Kanada’dan Hindistan’a tüm anakaraları kapsar. Dünya Yahudilerine 1492 ve 1933 yıllarında ellerini uzatmış olan Türkler 1948’de kurulan İsrail’i tanımıştır, ama Filistin’i ikiye bölme kararına olumlu oy vermemiştir.

Filistin topraklarında Filistinlilerin de hakları vardır. 29 Kasım” Filistin hakları konusundaki insancıl sorumluluğu  bir daha anımsama görevinin uluslararası nitelikteki günüdür. Bilmek zorundayız ki bir ulus orada bir anayurt yitirdi. Bu insancıl duyumu paylaşan tümü Yahudi kökenli Mick Ashley, Klaus J. Herrmann, Alfred M. Lilienthal, G. Neuburger ve başka Yahudi ya da İsrail aydınlarıyla ortak çalışmalarımız olduğunu da eklemeliyim.

Önemli bir gerçek de şu: Biz Filistin’i 1516-1917 yılları arasında yönetirken bugün orada her gün akan kan olayı hiç yaşanmamıştı.

PROF. DR. TÜRKKAYA ATAÖV


Yazarın Son Yazıları