Tek adam, çok baro!

01 Temmuz 2020 Çarşamba

Bugün eşcinselleri hedef gösteren...

Dün kadınları...

Evvelsi gün aydınları, sanatçıları...

Ondan önce işçileri, memurları...

Daha önce sivil toplum örgütü çalışanlarını ve politikacıları...

Her gün kendi gibi düşünmeyen ve yaşamayan bir diğerini düşman ilan edip... 

Onlara karşı bilenmiş tehlikeli kitleler yaratan ve sırtını bu kitlelerin cehaletten beslenen saldırganlık potansiyeline dayayan bir iktidarın niyetine kurban gitmek üzere olan bir hukuk sisteminde...

Baroların bağımsızlığı hayati bir önem taşır.

Bugün;

Meclis’te çoksesliliğin zerresine katlanamayan iktidarla...

Baroların ortak dilini kaybetmesi için kanunu değiştiren iktidar aynı iktidar.

Koalisyon ve demokrasi arasındaki bağı kopararak tek adam rejimine terfi eden akılla...

Barolarda bölünmeyi teşvik eden yeni düzenleme getiren akıl aynı akıl.

Bu iktidar, bu akılla...

Barolarla ilgili yeni düzenlemeye tepki veren avukatların adliye önünde savunma mitingi yapmak istemesine ve gazetecilerin de bu mitingi izlemesine, polis ablukasıyla saatlerce engel oluyor.

Ve bu durumla ilgili haberler medyada belirdiğinde yine kıyamet kopmuyor.

Bir yandan LGBTİ karşıtı bir dille milleti eşcinsellerin, gaylerin, lezbiyenlerin, farklı cinsel yönelimde olanların üzerine salan...

Diğer yandan da neredeyse tamamı sokaklara dökülmüş avukatların isyanını hiçe sayan bir iktidarın aleni niyeti ülkeyi dilediği gibi biçimlendiriyor.

O yüzden...

Baronun ne anlama geldiğiyle...

Çoklu baro sisteminin nasıl sakıncaları olacağıyla...

Hukukun işleyişindeki sorunlarla ilgili bir fikri ya da endişesi olmayan herhangi biri bile...

Dün sabah Çağlayan’daki eylem öncesi adliyenin önünde yaşananları duyduğunda ürpermeli.

Çünkü;

Eşcinsel haklarından kadın haklarına, anayasanın uygulanmasından seçimlerin usulüne uygun yapılmasına, iş hukukundan ticari hukuka kadar her alanda etkili olan baroların avukatları ortak ve evrensel bir etik etrafında toplamak gibi önemli bir misyonu var. 

Bu meslek örgütlerini dağıtarak güçten düşürmeye ve politik olarak ele geçirilebilir kılmaya çalışan iktidarın diliyle eylemi arasındaki köprüde bu ülkenin kaderi can çekişiyor. 

Masum bir hayvanı dövüşe hazırlarken ona çiğ etler yediren ve kan içiren bir adama benzeyen ve kendi kitlesini her fırsatta ötekileştirdiği diğer kitlelere karşı kinlendiren iktidar...

İnsan haklarına, eşitliğe, adalete, etiğe aykırı cümlelerle gündemini tekrar tekrar oluştururken...

Ve halkı, sapkınlık dediği LGBTİ hareketinin içindeki insanlara karşı düşmanlığa açıkça davet ederken...

Onun bu yaptığı şeyin hukuken suç olduğunu söyleyebilecek...

Halkın bir kesimini diğer kesimine karşı şiddete ve kine teşvik eden devlet dilinin hukuken ve ahlaken ne anlama geldiğini ortaya serebilecek en güçlü meslek örgütü kendi varlığına yönelik tehditleri bertaraf etmekle uğraşıyor.

O yüzden, iktidarın “Tek adam, çok baro” ideali sadece hukukçuları değil herkesi tehdit ediyor.


Yazarın Son Yazıları

Kötü bayramlar 31 Temmuz 2020
Eşitlik tantanası 29 Temmuz 2020
Haydin namaza! 24 Temmuz 2020
Katil ahlak 22 Temmuz 2020
Tek adam, çok baro! 1 Temmuz 2020
Sevdiğim kadın adları 26 Haziran 2020