Siz asla neyi satamaz ve asla neyi satın alamazsınız?

06 Kasım 2020 Cuma

Büyük ve ortak bir acının içinden ticari bir heyecan çıkarmak...

Ve o heyecanı kazanca dönüştürecek bir telaşa kapılmak...

Deprem felaketinin sembolik görüntüsüne ait bir çizimi, hediyelik eşya malzemesi haline getirerek satışa sunmak...

Ve buradan para kazanma sevinci yaşamak...

Evet, bu sürecin her aşamasının, herkesin ortak öfkesini kolayca çekebilecek bir ahlaksızlık olması normaldir.

Ama trajedilerin ağır hikâyelerinin, kapitalizmin hafifliğinden ve bu hafiflikten cesaret alan küstahlığından sakınılabileceğini zannetmek normal değildir.

Her şeyin satılık olduğu bir dünyada yaşanmıyormuş gibi hisseder...

Devrimlerden savaşlara her şeyin pazarlanması kanıksanmıyormuş gibi davranır...

Hatta bunu, ilmi üniversitelerde yapılmıyormuş gibi düşünürseniz...

O kupaları yapıp satanlara kolayca hiddetlenebilirsiniz.

Ama bunları düşünmeye başlarsanız...

O işin faillerine kızdığınızdan daha çok bambaşka şeylere kızmanız gerektiğini...

Ve asıl kızmanız gerekenleri es geçtiğiniz için ödediğiniz ağır bedelleri anlarsınız.

Her şey satılık

Bir düşünün;

İnsan bugün neyi ahlaken asla satamaz ve asla neyi satın alamaz?

Sağlığını mı? İnancını? Çocuklarının geleceğini? Kendi mutluluğunu? Kendi güvenliğini?

Neyi?

Tüm seçim kampanyalarını reklamcıların yapmasına ve politik vaatlerin halklara ve birer ticari mal gibi pazarlanmasına kolayca ikna olduğunuz şu dünyada...

Sizin için ticaretin sınırları nedir?

Çocuğunuzun sevdiği ya da istediği işi değil... Para kazanabileceği bir işi yapması için alacağı eğitimin peşinden pragmatik kaygılarla koşarken...

Onu eğitim değil, ticari bir hizmet alacağını bildiğiniz özel okullara yollamak için çuval çuval para harcarken...

Ve çocuğunuza “sana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” ahlakını kendi öncelikleriniz vasıtasıyla bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde aşılarken ardına sığındığınız gerçekliğin...

O kupaları yapıp satan aklın önüne kattığı gerçeklikten farklı olduğunu düşünürken hangi bahanelere sığınabilirsiniz?

Satılık politikalar

Doğru bildiklerinden taviz vermeyen...

Şatafattan kaçınan...

Söyledikleriyle yaptıkları bir olan...

Kendisiyle çelişmeyen...

Ve kendisinden öncekilere hiç benzemeyen...

Yani oyunu “kurallarına göre” oynamayan lider adaylarından sakınılan oyların...

Birbirine benzer bir şekilde diktatörlüğe meyyal olan ve zalimlikleri aşikâr politikacılara rahatlıkla gittiğini her seçimde bir kez daha görüyorsunuz.

Sadece bu ülkede değil... Dünyanın her yerinde her şeyden önce politikalar ve politikacılar satılık.

Ellerinde ahlaka aykırı ne kadar değer varsa onları pazarlıyorlar...

Ve savaş ekonomilerinden medet umarak ülkelerine ve kendilerine görkemli ve korkunç gelecekler planlıyorlar.

Aşırı milliyetçi olmaları, acımasız olmaları, gözlerinin kara olması, değer tanımaz olmaları, düşman yaratmakta usta ve o yarattıkları düşmana karşı acımasızlıkta da ölçüsüz olmaları, doğayı, hayvanı, yoksulu değil, parayı sadece parayı umursamaları onlara puan kazandırıyor.

Yıkıp yakmaktan değil, onarmaktan bahseden...

Barış ve adalet vaat eden...

Düşmanlarına el uzatan...

Yoksullardan yana olan...

Azınlıkları düşünen...

Ve bambaşka değerleri savunan politikacılara asla açılmayan kapılar onların önünde ardına kadar hep açık.

İktidarı hevesle parası ve gücü olana emanet eden yoksul ve ezilen kalabalıklar...

Parayla her şeyi satın alabilen ve para karşılığı her şeyi satan zengin ve gaddar iktidarlara her daim hayranlar.

O yüzden bu dünya hiç değişmiyor ve her şey hiçbir zaman gerçek anlamda güzelleşmiyor.

O kupalara kolektif bir öfkeyle tepki vermeyi beceren insanlık...

Hayatın aynasında aslında her şeyi görüyor...

Ama yine de kendi gerçeğine kör doğup kendi gerçeğine kör ölüyor. 


Yazarın Son Yazıları

Welcome home Yankee 8 Ocak 2021
Fuhuş bir nedir? 18 Aralık 2020
İfşa ediyorum 11 Aralık 2020
Tek derste faşizm 2 Aralık 2020