Rahat uyuyanların ülkesi

11 Kasım 2020 Çarşamba

Ölüm gerçekten bir uyku olsaydı...

Atatürk rahat uyuyabilir miydi?

1950’de mesela... iktidar irticayı yeniden hortlattığında...

O askeri darbelerin, muhtıraların sahte kurtarıcılığına ikna olunduğunda...

Cumhuriyet düşmanı tarikatların, cemaatlerin Atatürkçülüğüne kanıldığında...

Devlete ait yatırımlar içleri boşaltılıp üç kuruşa satıldığında...

Fırsat eşitliği üzerine inşa edilmiş eğitim sistemi fırsat eşitsizliğini pazarlamaya başladığında...

Köylü milletin efendisi değil en sefili kılındığında...

Ve “En hakiki mürşit ilim değil dindir” diyen bir iktidar, yüz yıl sonra bu ülkede korkunç bir rövanşa soyunduğunda...

Atatürk hiç rahat uyuyabilir miydi... eğer ölüler gerçekten uyuyor olsa?

Halk uykusu

Ölüler uyumaz.

Ama halklar uyur.

Hem de en rahatsız olunması gereken zamanlarda rahat rahat uyur, uyutulur.

Bir düşünün bu ülkenin uykusu ne zaman başladı ve ne ara bu kadar derinleşti?

Hızla batırılmakta olan bu ülke hangi zaafların gölgesinde bu iktidara böylesine teslim edildi?

İlk derin uykusunu hatırlayın bu ülkenin...

1950’lerde mi dalmaya başlamıştı o uykuya?

1960’larda? 71’de? 80’lerde?

1990’larda nelere, 2000’lerden sonra nelere kanmıştı, nelere uyanmamıştı bu ülke?

Nasıl oldu da o meşum aralık ayında bile bir türlü çıkamadı uykusundan onca kavgaya, onca gürültüye?

Bugün hâlâ derin bir uykuda olan ve başına geleni kötü bir rüya gibi sırtüstü yattığı yerden gözleri kapalı izleyen bir halkın 10 Kasım’dan 10 Kasım’a faydasız bir dua gibi mırıldandığı “Rahat uyu Atam” nakaratı aslında kendisini rahatlatmak için kurduğu bir cümledir.

Laik bir cumhuriyetin inşası sırasında ileride olabilecekleri tek tek tespit edip tehlikeleri işaretleyen ve genç bir ülkenin geleceği için ilk günden itibaren endişelenmeyi öğütleyen siyasi bir liderin ardından yaşananların adı doğru konulmadığı için...

Bugün bu ülkenin halkı, Atatürk’e “Rahat uyu” demek yerine, kendisine “Artık uyanmam gerek” demeyi hâlâ beceremiyor.

Sadece şu son birkaç gün içinde yaşananlar bile bu halkı ve muhalefeti derin uykusundan uyandırmaya yetmiyor.

Elveda damat

Çok ağır yaşanan kültürel çöküşün ardından beliren ekonomik çöküşe ve o çöküşün karmaşasına, sanki her şey bambaşka bir ülkede olup bitiyormuş gibi sessiz kalınması...

Yaşananların ne halkı ne de muhalefeti yeterince endişelendirip öfkelendirmesi..

Olan bitenin iktidarı yerinden edecek ve ülkeyi kendine getirecek bir itiraz dalgası yaratmaması akıl alacak bir durum değil.

Daha dün bu ülkede...

Sırf damat olduğu için o mevkiye getirildiği aşikâr maliye bakanı, tuhaf bir mesajla hepimizi terk etti.

Ve ertesi gün, bir zamanlar sırf yukarıdan emir geldi diye hukuksuz bir şekilde Twitter’ı kapatan ve yaptığını amiyane bir dille savunacak kadar ahlakı sorunlu olan eski bir bakan damadın yerine getirildi.

Şu anda tüm ülke;

Yer yer komik bulduğu ve zerre kadar güvenmediği eski bakanın yerine getirilen, zamanında çok densiz bulduğu ve yine zerre kadar güvenmediği yeni bakanın marifetiyle ekonomisi batırılmaya devam edileceğini bile bile...

Doların 10 lirayı geçmesini...

Parti içi karmaşadan iktidarın kendi içine göçmesini...

Amerika’da yaşanan değişimin bu ülkede de bir değişime yön vermesini...

Ve kaybettiği her şeyin kendiliğinden geri gelmesini... bekliyor.

Bu arada, kendi derin uykusunda “Atam rahat uyu” diye sayıklayarak ulusal rehavetine bürünüyor.

Aslında...

Yetkilerini ülkenin felakete sürüklenmesi için sonuna kadar kullanan bu iktidarı nasıl başa getirdiğini çok iyi biliyor.

Ama bu iktidar başa geldikten sonra kendi başına ne geldiğini hâlâ ısrarla görmezden geliyor.

O yüzden...

Atatürk rahat falan uyumasın.

Bu ülke artık uyansın.


Yazarın Son Yazıları

Welcome home Yankee 8 Ocak 2021
Fuhuş bir nedir? 18 Aralık 2020
İfşa ediyorum 11 Aralık 2020
Tek derste faşizm 2 Aralık 2020