Okur mektuplarının dili ve kalbi

19 Haziran 2020 Cuma

Köşe yazıları üzerine gelen elektronik mektupların hepsini tek tek okuyor ve üzerlerine uzun uzun düşünüyorum. Ancak vaktim yetmediği için hepsini cevaplayamıyorum.

Ama dünkü “Kürt çıkmazında yürümek” başlıklı yazı üzerine gönderilen birbirinden farklı içerikteki mektuplar bir arada okunduklarında meseleye dair bazı temel soruları bizzat cevaplıyor ve sorunun tıkanık olan noktalarını başka başka açılardan samimiyetle örnekliyor diye, içlerinden birkaçını, imzaları bende saklı kalmak üzere paylaşmak istedim.

Hepimizin içindeki siyahın, grinin ve beyazın aynası niyetine.

Biz, hepimiz kimiz ve her seferinde hangi taşlarda tökezlemekteyiz bir kez daha görelim diye.

...

Avrupa’da yaşayan ve ülkesini 23 yıldır göremeyen, dönemin genci, şimdilerin orta yaş klasmanında olan, ülkesine gelmeyi hep hayalinde sıcak tutan, öğrenciyken sırf sadece Kürt olduğu için ve pek tabii ki yazdığınız sebeplerden dolayı Kürtlüğünü inkâr etmediği için eğitim hayatı bitirilmiş; ya eline silah alıp dağa çıkmaya ya da ülkesini terk etmeye zorlanmış bir genç hem de.

Kürtler kendileri için elinden geleni yapıyor fakat sanırım çektikleri acıları ve çığlıklarını kimse duymuyor, ortak olmuyor.

***

Yazılarınızın genelini okumaya çalışırım. Hepsi değerli ve öğretici ama bugünkü yazınız daha bir öğretici ve cesurca.

Yazdıklarınızın tamamını onaylıyorum anlamında düşünmeyin lütfen.

Ancak tespitleriniz çok yerinde, lakin birkaç şeyin mümkünü yok gibi.

***

Siz bu yazdığınız köşe yazısından ne anladığınızı, bizlere bir kez daha anlatırsanız müteşekkir oluruz..

(...)

Sizler ne içiyorsunuz bilmiyorum ancak rahmetli Mumcu orada olsa idi bu saçmalıkları yapamazdınız...

***

Benim de Kürt arkadaşlarım var. Ama esas bu korona sayesinde Zoom üzerinden derslerine katılıp tanıma şansı yakaladığım Mesut Alp gibi birçok değerli bir arkeolog, araştırmacı yazar var. İnanılmaz bir birikimi olan, Nusaybinli bir Kürt. Türkan Saylanın bursuyla okumuş. Bizlere Mezopotamya hikâyeleri, oradan göç eden ve yakinen tanıdığı halkları anlatıyor. YouTube üzerinden de dinleyebilirsiniz.

İnanılmaz etkilendim.

Kendisi bir süre önce ailesinin geleceği ve güvenliği için Paris’e göç etmek zorunda kalmış maalesef. Her sözünden memleketine olan bağlılığını ve özlemini anlayabiliyorsunuz. Onlara uygulanan bu zulme, haksızlığa isyan etmemek imkânsız!

***

Hesapsız çoğalanlar...

Her şeyi başkalarından bekleyenler...

Cahiller...

Kavgacılar...

Bin yıldan fazla bulundukları yerleri düzeltemeyip hâlâ mağarada, çürük-çarık evlerde yaşayanlar...

Uygarlığa hiçbir katkısı olmayanlar...

İş yaratamayıp başka yerlere akın edenler...

Gittikleri yerlerde kaçakçılık, kabadayılık ve düşük seviyeli işlerden başkasını yapmayanlar...

Görgüsüzler...

Kafası çalışmayanlar...

Nerede olursa olsun sevilmezler, horlanırlar.

Bu durum Kürt, Türk, Arap, Zenci, Alman.. hangi ırk olursa olsun geçerlidir.

Yine de sizce bir Japon, İngiliz veya Alman aşağılanıyor mu?

Ucuz Kürtçülüğün ne size ne de

Cumhuriyet’e yararı olmaz!

***

Bu da son mektup.. gece yarısı gelen... İzmirli bir HDP’liden...

Çok düşündüm, söyleyecek fazla şey bulamadım. En iyisi samimi bir teşekkür etmek.

Evet, gerçekten teşekkürler.

Sağ olun...


Yazarın Son Yazıları

Kötü bayramlar 31 Temmuz 2020
Eşitlik tantanası 29 Temmuz 2020
Haydin namaza! 24 Temmuz 2020
Katil ahlak 22 Temmuz 2020
Tek adam, çok baro! 1 Temmuz 2020
Sevdiğim kadın adları 26 Haziran 2020