Etiniz neden bu kadar yumuşak?

13 Ocak 2021 Çarşamba

Yaşadığınız ülkede halkın tamamı, marketlerdeki o çeşit çeşit peynirleri satın alamıyor.

Halkın tamamı çocuğunu dilediği okula ücretsiz gönderemiyor.

Halkın tamamı hastalandığında her türlü sağlık hizmetini ücretsiz alamıyor.

O çeşit çeşit peynir, sayısız özel okul, sayısız özel hastane zaten mahremiyete ve mülkiyete bir tecavüz.

Ama kimse bunu konuşmuyor...

Şu güvensiz dünyada, herkes hâlâ nereden haberleşmenin daha güvenli olduğunu tartışıyor.

Bir diğerinden hep korkan ve bir diğerine hep tehdit olan insan...

Sahip olduğu şeylerin değerini bilmediği ve sahip olamadığı her şeye yersiz bir değer yüklediği için kendi kendine düşman olduğu bu sistemi kurdu.

Şimdi de sistemin içinden çıkamıyor, battıkça batıyor.

O BİLGİLER KİMİN İÇİN DEĞERLİ?

Kapitalizm, elinizdekileri almaya ve size ait olana saldırmaya işbirlikçi devlet politikalarıyla başlar.

Çok ağır taahhütleri yerine getirmedikçe asla satın alamayacağınız, sadece varlığıyla avunacağınız malların, mülklerin, yemeklerin, mekânların, hayatların göz kamaştırıcı büyüsüyle, gerçeklere duyarsızlaşmanıza izin veren sistemleri kuran devletlerin sırtını sıvazlar.

Sizi gönüllü bir açlığa mahkûm bırakan bu sisteme güvenmeye başladığınız anda...

Sadece kimliğiniz değil, fikirleriniz, niyetleriniz, korkularınız, hevesleriniz, hayalleriniz, geçmişiniz ve geleceğiniz zaten “tüccarların” eline geçer.

Bugün cep telefonlarınızda kullandığınız uygulamaların sizden alacağı bilgiler, evet değerlidir.

Ama sizin için değil, devletlerle işbirliği yapan o tüccarlar için.

Şu son 40 yıl içinde, dolandırıcı bankerlerle ağır tecrübeler yaşadınız.

Sonra cadının sepetinden uzatılan kıpkırmızı bir elma gibi cazibeli bankacılık sistemine canı gönülden kandınız.

Olmayan paralar harcansın diye verilen kredilerin peşinden koştunuz.

Kısıtlı bütçelerinize rağmen cüzdanlarınızı sayısız kredi kartıyla doldurdunuz.

Değeri global dedikodularla belirlenen...

Sanki olmazsa olmazmış, onlarsız hayatta kalınamazmış gibi sahip olmak için can atılan nesneler peşinde ölümüne koştunuz.

Ve gerçek yoksulluğun da gerçek zenginliğin de ne olduğunu hızla unuttunuz.

Şimdi de...

Asla ahlaklı olmadığı halde ahlakmış gibi zorla benimsetilen değerlerin ve kıymetli olduğu zannedilen kıymetsiz şeylerin bataklığında boğuluyorsunuz.

SENİN REKLAMIN BİR YALAN YAVRUM

Rekabetçi ekonomiyi destekleyen devlet politikalarının sorgulanmadığı bir dünyada...

Ürettiğinden çok tüketen ve artı değer yaratmayı marifet zanneden bir insanlığın kulu olarak, aklınıza mahremiyet ve mülkiyet kavramlarını sorgulamak doğal olarak gelmiyor.

Bu kavramları sorgulamadan da mevcut düzen asla değişmiyor.

İnsan için mahremiyet, ilk kez kendisine bir barınak yaptığında...

Çatısı ve duvarları olan bir alan yarattığında... Kendi ailesiyle birlikte “içeri” girip diğerlerini dışarıda bıraktığında başlar.

Mülk edindiğinde başlar ve bu başlangıçla birlikte artık sadece canını değil, malını da kaybetmekten korkar. Ve o koca korkudan bu korkunç dünyayı kurar.

Bugün o sizden daha akıllı olan telefonlarla korumaya çalıştığınız mahremiyetinizi bir gözden geçirin.

Kendi evinizde, nelerin açığa çıkmasını istemiyorsunuz ve neleri gerçekten gizliyorsunuz?

Çoğunluğun sahip olduğu her şeye sahip olmak için pusulasını kapitalizmin eline teslim eden ahlakınıza ters gelen şey nedir?

Sakladığınız şeyleri neden sakladığınızı düşünün.

Şu kısacık ölümlü hayatta neden kendiniz olarak yaşayamadığınızı...

Kendiniz olmaktan neden korktuğunuzu düşünün.

Ve yasaklarla biçimlendirilen korkularınızın mahremiyet bahanesiyle nasıl rasyonelleştirildiğini düşünün.

Düşeceğiniz tuzaklardan, uygulamayan uygulamaya geçerek kurtulamazsınız.

Ancak o bilgilerin içeriğindekilere değer vermeyerek kurtulursunuz.

Al” denileni almazsanız kurtulursunuz.

Gerçek” ihtiyaçlarınızı kendiniz belirlerseniz kurtulursunuz.

Anca etinizi yenmeyecek kadar sert kılarsanız kurtulursunuz.

Gerçekten isterseniz... Her şeyden kurtulursunuz.


Yazarın Son Yazıları

Welcome home Yankee 8 Ocak 2021