Meriç Velidedeoğlu

Ekonomiye sıra nasıl gelsin ki?

12 Haziran 2020 Cuma

Değerli dostlar geride bıraktığımız salı günü Cumhuriyet’in manşet haberlerindendi, iki gazetecinin sabah sabah evlerinin aranıp, ardından “Emniyet”e götürülmeleri. (9.6.2020)

Bu gazeteciler, “OdaTV”nin Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız ile “TELE 1”in Ankara Temsilcisi İsmail Dükel, gözaltına alındılar.

Cumhuriyet ile birlikte, haberi veren kimi gazeteler, bu Emniyet’e götürülme olayına haklı olarak itiraz ediyorlar; “İki gazeteci de çağırılsaydı, kendileri Emniyet’e giderek ifade verirlerdi!” diyorlar. Bu görüşe katılmamak olanaksız.

Ayrıca değerli dostlar, Müyesser Yıldız’la, “Kumpas Davaları”nın yargı sürecinde mahkeme salonlarında bir arada oluyorduk; hep uyumlu, yardım elini uzatmak için hep hazır...

Olayların Ardındaki Gerçek”te, Alev Coşkun’un: “Ancak otoriterleşen siyasi iktidarlar, sabaha karşı böyle operasyonları seviyorlar. Sarsılmaya başlayan iktidarlarını korku ile sağlamlaştırabileceklerini sanıyorlar.” (9.6.2020) değerlendirmesinin yakın tarihimizde birçok örneği var.

Bilmem ki anımsanır mı Cumhuriyet’in yazarı İlhan Selçuk’a bu bağlamda yaşatılanlar?

“83 yaşındaki” İlhan Selçuk’un, “2008” yılının “21 Mart” günü, henüz daha gün ağarmadan, sabah ezanından önce evi basılıp, özellikle tüm kitaplığını altüst edip, onca kitabını yerlere atıp, darmadağın eden, saatler süren bir aramadan sonra, pek yorulan(!) bu davetsiz konuklara(!), İlhan Selçuk, okkalı bir “yorgunluk kahvesi” yapıp sunar... Kahveleri içip yorgunluklarını atan görevliler, İlhan Selçuk’u da alarak, hep birlikte Emniyet’e giderler... Tutuklanmadan yargılanacaktı İlhan Selçuk.

Ne var ki, “sorgulama” sürecinde, görevlilerin insanlık dışı tutumu tarihimizde yerini aldı...

Yıllar sonra günümüzde de bu tutumun sürdürülüp, Müyesser Yıldız’a “su verilmemesi” durumu, çok ama çok üzücü...

Bu yürek yakan konuya ara verip, “Covid-19” olayına, ülkemizde de iki ayı aşan bu “virüs” konusuna değinecek olursak, geçen hafta sonu İstanbul’da özellikle Boğaz’da yaşananların TV’lerdeki görüntüleri çok üzüntü vericiydi.

Boğaz’da gezintiye, yürüyüşe çıkanların, balık tutanların hemen hemen hepsi kurallara uymayıp, maskesiz, kol kola, el ele, sarmaş, dolaş yürüyorlardı, kimileri de küçük çocuklarını ellerinden tutarak... Kuşkusuz can sıkıcı bir durum...

Öyle olmasına öyle de, ülkemizdeki “Tek Kişilik Keyfi Yönetim”in, “tek kişisi”, Boğaz’da Huber Köşkü’nde yaşarken bunun örneğini sunmadı mı?

Köşkün balkonundan, maskesiz olarak, küçük torununun da elinden tutup denizden geçen tekneleri selamlamadı mı? (29.5.2020)

Öte yandan Erdoğan’ın, ciddi ülke sorunlarını, “Vatandaşımın sıkıntıya düşmesine gönlüm razı olmadı!” diyerek “Gönül İşleri” doğrultusunda çözüm aramasına, bir de “Ayasofya” konusunu ekleyince, “Ekonomi”ye nasıl sıra gelsin ki?

Ne dersiniz...


Yazarın Son Yazıları

‘Kıht-ı Rical’ 23 Ekim 2020
‘Quo vadis?’ 16 Ekim 2020
‘Torpil’ 18 Eylül 2020
İlahiyatçı ne diyor? 11 Eylül 2020
Yine mi? 4 Eylül 2020
‘Ağustos’ ayı 28 Ağustos 2020
‘Mecelle’ 14 Ağustos 2020
Lozan’dan Lozan’a! 7 Ağustos 2020
86 yıllık... 17 Temmuz 2020
Düğme 10 Temmuz 2020