Meriç Velidedeoğlu

‘24 Temmuz Lozan Günü’

24 Temmuz 2020 Cuma

Bugün devletimizin, TC Devleti”nin “Var Oluş Senedi” olan “Lozan Barış Antlaşması”nın 97. yılı.

Ülkeler için yaşamsal değeri olan böyle tarihlerin sonları “sıfır” ve “beş” ile biten yıllarında, daha geniş kapsamlı törenlerle kutlanması iyice yerleşti.

Ne varki artık pek sık görülmeyen “Tek Kişilik Yönetim”, ülkemizde iktidar partisi “AKP”nin “Genel Başkanı” tarafından sürdürüldüğünden kendisinin isteği üzerine bu yıl “24 Temmuz”, Ayasofya’da kutlanacak, “Toplu Namaz” eylemiyle bugün...

Oysa “Batı” komşularımız, “Avrupa Birliği (AB)” ülkeleri, müttefiklerimizle birlikte yenildiğimiz Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) sonunda imzaladığımız “Serv Antlaşması”nın, “Lozan Barış Antlaşması”ndan çok daha “gerçekçi” olduğunu açıkça dile getirip yazıya da dökerek, “Sevr”in geçerli olmasını savunuyorlardı yıllar boyunca.

Nitekim, 2005 yılında, Avrupa Birliği’nin (AB), “Karma Parlamento Komisyonu” toplantısında, Fransız Parlamenter Jacques Toubon: Siz artık Sevr’i kabul edin!” demişti, davetli Türk Parlamenterlerinin gözlerinin içine baka bak.

Ne Başbakan Erdoğan ne de toplantıdaki AKP milletvekilleri en küçük bir karşı duruş ortaya koydular... Daha doğrusu koyamadılar!..

Oysa “97 yıl” önce, Lozan’da, Türk Başdelegesi İsmet Paşa (İnönü) için konuşulup çözüme bağlanacak sorunlardan önce, toplantıya katılan taraflar arasında “eşitlik” olmalıydı, sorunlar bu “temel” üzerinde konuşulup, tartışılmalıydı.

Ne ki, “İtilaf Devletleri” ve yandaşları böyle bir “eşit” oluşu değil kabullenmek, düşünmüyorlardı bile...

Onlar uygarlık yaratıcısıydılar, temsilcisiydiler... Üstelik, Birinci Dünya Savaşı’nın yenilmişleri değil, yenmişleriydi...

Dahası Konferans’ın Başkanı, İngiltere’nin en soylu “Lord”u, dönemin en “kurt”, en “zehir zemberek” politikacısı ‘Lord Curzon”dur.

Ne varki, İnönü için de “eşitlik”, soluk alıp vermek” gibidir...

Toplantı, “20 Kasım 1922” günü başladığında, ilkin İsviçre’nin Devlet Başkanı açış konuşmasını yapar; ardından da Curzon teşekkür eder, böylece açılış töreni biter.

Ne ki, Curzon’un konuşmasını bitirip kürsüden inmesiyle, İnönü’nün kürsüde belirmesi aynı anda olur. O da teşekkür eder, katılımcıların şaşkın bakışlarına hiç aldırmayıp.

Görüşmelere geçildiğinde Curzon’un: “ ‘Doğu İşleri Konferansı’nı açıyorum!” demesiyle, İsmet Paşa’nın: “Olamaz! Doğru ad ‘Lozan Konferansı’dır!” sesi aynı anda duyulur.

Toplantının dilinin İngilizce, Fransızca, İtalyanca olacağı söylendiğinde “Bunlara ‘Türkçenin de eklenmesi gerekir!” uyarısı yine anında gelir.

Konferans boyunca İnönü’nün bu tutumu hep sürdürdüğü görülecektir.

Ve değerli dostlar, ayrıca İnönü bu konuda şöyle diyecektir: “Eşitliğin şartlarını dikkatle izliyoruz; öyle ki selamda sabahta bile ayrıcalık yaparlarsa bunu onlara gösteriyoruz; ama bu yüzden toplantının kesilmesini de istemiyoruz!

Oysa, “2009”un Ocak ayında İsviçre’de (Davos) yapılan çok önemli uluslararası bir toplantıda, “Dünya Ekonomi Forumu”nda R.T. Erdoğan’ın, İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres’in eleştirilerine kızıp, toplantıyı izleyen onca insanın, dünya basın görevlilerinin şaşkın bakışlarına yine aldırış etmeden, “Benim için Davos bitmiştir!” diyerek toplantı salonunu terk etmesi, yıllar boyunca unutulmamış, eleştirilmişti, unutulmaz elbet...

Oysa İnönü, Lozan görüşmelerinde, arada kesinti de olsa -eski deyişle- “77 düvel” ile çarpıştı aylar boyunca...

Ve anımsanacağı gibi toplantının yöneticisi “Lord Curzon Hazretleri”, yanlızca “Başkanlık” görevini “terk etmek”le kalmadı, İsviçre’den de hiç zaman yitirmeden ayrıldı...

Ne ki, “AKP”nin “Rize Milletvekili Lütfi Çırakoğlu”na göre, “Lozan Barış Antlaması’nı imzalayan Başdelegemiz İsmet Paşa, bir “millet düşmanı”ydı: bu görüşünü, “Haziran 2008”de “TBMM”de dile getirmişti...

Ayrıca, bilindiği gibi, Erdoğan’a göre de “İnönü, “TC Devleti”ni kuran, “İki ay..ş”tan biridir.

Ne ki, Erdoğan ne derse desin, nerede namaz kılarsa kılsın, ülkemizin “Var Oluş Senedi” olan “Lozan Barış Antlaşması” 97 yaşına bastı, “Kutlu Olsun!”

Bu günü yaratıp, bize bağışlayan Atatürk ile İnönü ışıklar içinde yatsınlar!..


Yazarın Son Yazıları

‘Kıht-ı Rical’ 23 Ekim 2020
‘Quo vadis?’ 16 Ekim 2020
‘Torpil’ 18 Eylül 2020
İlahiyatçı ne diyor? 11 Eylül 2020
Yine mi? 4 Eylül 2020
‘Ağustos’ ayı 28 Ağustos 2020
‘Mecelle’ 14 Ağustos 2020
Lozan’dan Lozan’a! 7 Ağustos 2020
86 yıllık... 17 Temmuz 2020
Düğme 10 Temmuz 2020