Jale Özgentürk

Tek rakibimiz Bangladeş

03 Aralık 2021 Cuma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye üzerine yazmakta olduğu “yeni ekonomi tezi” ortalığı yakıp yıkarak ilerliyor. Tez düşük faiz, değersiz TL, cari açığın düşürülmesi temeli üzerine kurulmuş durumda. Böylece ihracatın hızla artması, yatırımların gelmesi, işsizliğin düşmesi hedefleniyor.

Bu politika ile dolar kuru 2018’den bugüne 8 TL’den 13 TL’ye çıktı. Enflasyon, resmi rakamlara göre yüzde 20’lerde, faiz ise bugün yüzde 15, yakında yüzde 13 bile olabilir. Bu politika ile artan maliyetlerle en temel gıdalarda yüzde 40-50 fiyat artışı var. Ekmek, simit 3.5 TL olmuş... 

Çok değil, bir yıl önce dolar 8 TL iken 356 dolar olan asgari ücret, dün itibarıyla 219 dolara gerilemiş durumda. Böylece Türkiye, ucuz emekte 220 dolar olan Çin’i geride bıraktı; tek rakibi Bangladeş. Ancak Türkiye’nin başka bir gerçeği olan kayıt dışı çalışan 2 milyon Suriyeliyi düşünürsek onu da geride bıraktığımızı söyleyebiliriz. Çünkü çalışma hayatında yer alan Suriyelilerin aylık geliri 50 dolar bile değil. Bangladeş’te şu anda en düşük ücret 95 dolar. Onların mücadelesi 190 dolar olması için...

HAYALLER GERÇEK OLDU

“Bangladeş gibi ülkelerde insanlar neredeyse karın tokluğuna çalışıyor. Büyük markaların işgücünden faydalanmak için fabrika kurması, bu ülkelerle rekabeti iyice zorlaştırıyor.”

Bu sözleri Çalışma Bakanlığı yaptığı dönemde 2015’te Faruk Çelik söylemişti. Bu yeni politikalarla hayaller de gerçek oluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sıkı sıkı sarıldığı bu politikalar, Türkiye’yi gerçekten ihracat cenneti yapacak mı? Erdoğan’ın bazen başarılı bulup sahip çıktığı, bazen reddettiği 2003-2008 döneminin Ekonomi Bakanı Ali Babacan, değersiz TL’nin ancak ucuz işgücü yaratacağını söyleyerek “Bu politikalarla sürdürülebilir bir büyüme mümkün değil” diyor. 

Babacan, Türkiye’de TL’nin en değerli olduğu 2003-2008 arasında ihracatın rekor hızla büyüdüğünü hatırlatırken, kişi başı gelirin de 12 bin 500 dolarlara kadar çıktığını söylüyor. 

Ancak o başarılı yılların önemli bir farkı vardı. Çıta Avrupa Birliği üyeliği, Kopenhag kriterleri, demokrasi, hukuk ve özgürlüklerdi.

Türkiye yeni modeliyle ise artık yönünü, otoriter yönetimleriyle Uzakdoğu’ya çeviriyor.

Orta sınıfını uzun yıllar korumuş, eksik de olsa demokrasiyi tatmış bir ülkeye bu elbise oturur mu? Göreceğiz...



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları