Deniz Yıldırım

Üniversiteye giriş, üniversiteden çıkış

27 Haziran 2020 Cumartesi

Yaklaşık 2 buçuk milyon genç üniversiteye girebilmek için bu hafta sonu ter dökecek.

Nedendir bunca çaba? Çok açık; anne babalar, kendilerinin çekmek zorunda kaldığı koşullardan daha iyisine çocuklarının kavuşmasını ister. Elde para, pul, yani sermaye yoksa; anadan, babadan kalan mal mülk bulunmuyorsa, daha iyi yaşamın çocuklar için tek yolu bellidir: Okumak, eğitim yoluyla daha iyi koşullara ulaşmak. Sadece maddi bir beklenti değildir bu; ana babaların çocuklarını daha iyi yerlerde görmek ve gururlanmak arzusudur işin bir diğer yanı.

Bu iktidar üniversite sayısını epeyce artırdı; ancak her ile bir üniversite projesi niceliği çoğaltsa da nitelik bakımından sonuçlar iç açıcı değil. Diğer yandan üniversite öğrencisi, mezunu sayısı artmaya başladıkça beklentileri olan gençlerin, ailelerine sunulan sosyal, siyasal propaganda malzemesiyle yetinmeyip geleceğe dair daha somut; iş gibi, özgürlük gibi konularda talepkâr olması da kaçınılmaz hale geldi.

Nitekim bugün Türkiye’de genç işsizliği, özellikle de üniversite mezunları arasındaki işsizlik oranı; genel işsizlik oranının oldukça üstünde. Bu tablo sabitleşti, ancak bu yıl bir de virüs salgını geldi. Sınav tarihi sürekli değiştirildi, gençlerin psikolojisi bozuldu. Şimdi bu şartlarda, sonuçları genel halk sağlığını da etkileyebilecek düzeyde bir sınav yapılıyor. Kamu otoritesinin bu kararının hem sınava giren öğrencilerin sağlığına, psikolojisine, hem de virüsün yayılımı bakımından topluma nasıl yansıyacağını hep birlikte göreceğiz. Sonuçların sorumlusu, açık ki bu tedbirleri esnetme kararını alan kamu otoriteleri olacak.

Tedbirler niye esnetildi? Birçoğumuz biliyoruz ki sebep ekonomi. Virüse zaten zayıf yakalandı Türkiye ekonomisi; üstüne de virüsle birlikte birçok işyeri, işletme kapandı. Esnaf zora girdi, işsizlik artışı kaçınılmaz hale geldi. Tam da bunun üstüne, bir de turizm sezonu düşünüldü açıkça. Yabancı turist yok, tek çare iç turizm. Sınavın temmuz sonundan haziran sonuna çekilmesinin arkasında bu mantığın da olduğunu görmek için kâhin olmaya gerek yok. İyi de kötü ekonominin sorumlusu bu gençler mi?

Bu yılın mezunları

Üniversiteden bu yıl mezun olacak on binlerce öğrenci açısından da tablo benzer. Virüs krizine son sınıfta yakalanan on binlerce öğrencinin bu yılı hoş anmayacakları ortada. Mezun olacakları dönemdi; hepsinin memleketlerine dağılmadan önce birlikte son kez yapmak istedikleri etkinlikler vardı. Veda partileri, piknikler, kutlamalar, mezuniyet baloları; hep bu bir kere yaşanacak an için heyecanla beklenmekteydi. Bir de kep atma töreni olacaktı; kendi öğrencilerimden ve ailelerinden biliyorum. Anadolu’nun dört yanından gelmiş; tütün kıran, çayda, fındıkta emek veren, fabrikada, inşaatta ter döken ana babaların yüzlerindeki gururu, çocuklarını okutmanın, tüm zorluklara rağmen o son ana gelmenin yüzlerdeki keyfini, nemlenen gözlerden bir anda boşalan yaşları anlatmak kolay değildir. Bu yıl on binlerce öğrenci ve aileleri bunu da yaşayamıyor. Hayata buruk başlamaktır bu.

Sadece bu özel nedenlerle değil. Virüs, ekonomiyi daha da kötüleştirdi. Geçen yıllarda mezun olup iş bekleyenlerin üzerine bir de bu yıl mezun olacakları ekleyin. Bir yanda okumak için alınan kredinin geri ödemeleri, diğer yanda işsizlik kaygısı... Köyde, mahallede, kasabada ilk başlarda “üniversite bitirdi” diye imrenilerek bakılırken bir süre sonra, “bitirdi de ne oldu ki?” diye inceden inceye dokundurmalar, çocuklarını okutmaktan vazgeçmeye meyilli başka ebeveynlerin kulağına daha çok gidecek. Burukluğu bu da artıracak.

Öneriler

Bu nedenle, bu yıl mezun olacak gençlerin ruh hali daha bozuk; mutlaka tedbir alınmalı. Devlet buna çare bulmalı. Kredi ödemeleri ertelenmeli; mezun ve işsiz gençler için de bir “Mezun İşsizler Fonu” oluşturulmalı. Gerekirse bu fonla, devletin burs olarak öğrencilere verdiği miktarda aylık, gençlere bu zor süreç atlatılana kadar bağlanmalı.

Belli ki eylül, ekim gibi tedbirler yeniden sıkılaştırılacak. Çoğu mezun ilk yılı genelde KPSS ya da dil kursuyla geçiriyor. Devlet ne mi yapabilir? Mezun öğrencilere ücretsiz internet hizmeti sunulabilir; KPSS ya da dil kurslarına tam ya da yarı burslu olarak internet üzerinden katılabilmeleri için olanaklar yaratılabilir. Gençler hem kendilerini geliştirmiş olur, hem işsizlik sarmalında eve hapsolmanın etkilerini telafi eder hem de anne babadan para beklemek zorunda kalmazlar bu sürede. Elleri yağda, balda olanlar bilmez, anlamaz bunu. Zordur; mezun olup eve dönünce harçlık beklemek.

Diyeceksiniz ki “kim yapacak?” Siz de haklısınız. Yüz binlerce öğrenciye online eğitim için ücretsiz internet hizmetini sağlamakta tereddüt edip gecikenler, bunları nasıl yapsın? O zaman görev muhalif belediyelere düşüyor şimdi. Gençlik gelecektir çünkü.


Yazarın Son Yazıları

Konuşmayalım mı? 1 Ağustos 2020
Bitmeyen mağduriyet 25 Temmuz 2020
CHP kurultayı 22 Temmuz 2020
Ayasofya ve yeni durum 15 Temmuz 2020
Yeni sistemle iki sene 11 Temmuz 2020
Suya bile yazarız 4 Temmuz 2020
Dava insanları 24 Haziran 2020
İktidarcılık 20 Haziran 2020