Deniz Yıldırım

Eğitimde ‘zirve’ noktası

07 Ekim 2020 Çarşamba

Uzaktan eğitim başladı; tablet, bilgisayar dağılımı, ailelerin olanakları eşitsiz. İnternet de çekmiyor.

Birkaç haber derledim, tabloyu görmeye yetiyor.

Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde mezrada yaşayan öğrenciler, köyde telefon ve internet çekmediği için yokuş tırmanıp 2 bin 500 metreye çıkıyorlar. Dersleri “zirve”den takip ediyorlar.

Sivas’ın Zengi köyünde de 40 öğrenci var. Tabletleri yok, bilgisayarları yok, telefon da çekmiyor. Her gün dersleri takip edebilmek için bir kilometre tırmanıyorlar. Tepeye. Öğrencilerden birisi, “Biz üç kardeşiz. Birimiz bağlandığında diğerleri giremiyor” diyor. Birden çok Saray’a bütçe var; yüzlerce makam aracına bütçe var; ballı ihalelerle semirenlere bütçe var. Ama eğitime, öğrenciye yok. Biri, diğerinin nedeni.

Kars’ın Kümbet köyünde de durum farksız. Öğrenciler internete erişim sıkıntısı nedeniyle tepeye tırmanmak zorunda. Çünkü internet çekmiyor. Hikâye, “Batı bizi çekemiyor”; gerçek, “köylerde internet çekmiyor.” Tablo bu. Hayal satanların yarattığı gerçek zirve.

Kayseri’nin Felahiye ilçesinde yaşayan bir 7. sınıf öğrencisi, yine yaşadığı yerde internet çekmediği için her gün bir kilometre yürüyerek tepeye çıkıyor. Öğrencilerini zirveye çıkaran bir eğitim sistemi!

Yine Yüksekova’nın Sarıtaş köyüne bağlı bir başka mezrada öğrenciler internet çekmediği için EBA sistemine bağlanmakta, dersleri izlemekte zorluk çekiyor. Buldukları çare mi? Köyün en yüksek damına çıkarak dersleri oradan izlemek; köyün en yüksek damı ise bir kilometre yukarıda bulunan bir ahırda. Öğrenciler dama çıkarak dersleri takip ediyor.

Aydın’ın Nazilli ilçesinde üç köy muhtarı Havadis gazetesine konuşmuş geçenlerde. “Köyde internet çekmiyor” diyorlar. Dertler ortak. Vatandaşlar çocuklarını internetin çektiği yerlere, tepelere çıkarıyormuş bu köylerde de. “İyi de bunun yağmuru, soğuğu var, kış gelince ne olacak?” diye de ekliyorlar. Aydın Nazilli ile Hakkâri Yüksekova’yı bu yokluk birleştirmiş.

Gaziantep’in Islahiye ilçesinde durum farklı mı? Koçcağız Mahallesi’nde yaşayan çocuklar, internet çekmediği için caminin damına çıkıyor, oradan dersleri izlemeye çalışıyor. Dertler yine ortak.

Daha iyi şartlara, daha yüksek yaşam standartlarına kavuşmak isteyen binlerce çocuk, genç; yükselme hayalini, yayan gittikleri tepelerde, zirvelerde, damlarda canlı tutmaya çalışıyor. Başka yerlerdeyse birileri, yükselmek için çaba harcamaya gerek olmadığını bilerek partiye, tarikata, akrabaya yanaşıyor.

Kayıplarımız var

Bunlarla sınırlı kalsa iyi. İki de kayıp yaşadık bu süreçte. Kahramanmaraş’ta bir lisede edebiyat öğretmeni olarak görev yapan 50 yaşındaki Aziz Serin, yaşadığı kırsal bölgede internet çekmediği için bir tepeye tırmanıyor. Ders anlatmak için çıktığı tepede kalp krizi geçirip hayatını kaybediyor. 16.40’ta derse bağlanamayan öğretmenin öldüğü sonradan, akşam eve dönmeyince anlaşılıyor.

Son ve bir başka acı haber İstanbul’dan geldi. Esenyurt’ta derslere bağlanamayan Çınar Mert’in babası, internet sorununu çözmek için komşusundan destek istedi; çatıya çıktı, hat çekecekti. Babasının peşinden çatıya çıkan Çınar Mert, ayağının kayması sonucu dördüncü kattan düştü ve orada can verdi. 8 yaşındaydı Çınar Mert. Bundan büyük acı var mı?

Biz, yoksul halk çocukları eğitimde fırsat eşitliğiyle, kamusal ve bilimsel eğitimle yükselsin, daha iyi bir hayata kavuşabilsin diye umarken; bu iktidarın plansız, kaynakları adil dağıtmayan, bilime ve fırsat eşitliğine önem vermeyen özelleştirmeci politikaları sonucu yoksul halk çocuklarının yükseklere, tepelere, zirvelere, damlara, çatılara çıkmasını kastetmiyorduk. Ancak gelinen nokta budur.

Kaynak eşitsizliğini gidermeyen, plansız ve programsız, günübirlik, “ben yaptım, oldu” mantığıyla “aç-kapa” kararları alanların bu sorunlara bulduğu çare mi? Pazartesi akşamı Erdoğan açıkladı. Okullar büyük oranda açılıyor. “EBA’yla çözemedik, öyleyse sonbaharda, bulaş riskinin en fazla artacağı dönemde çocukları okula getirelim de bu haberler çoğalmasın” mantığının sonucudur bu. Olan çocuklarımıza, geleceğimize oluyor.


Yazarın Son Yazıları

‘Beyin göçü’ 25 Kasım 2020
Yeniden yol ayrımı 21 Kasım 2020
Aşı herkesin hakkıdır 18 Kasım 2020
Trump’sız Trumpizm 7 Kasım 2020
Ekmek, çay, çanta 31 Ekim 2020
Geçinemeyenler 28 Ekim 2020
Kar ve Kars 10 Ekim 2020