Aykut Küçükkaya

Nefes aldıkça...

07 Eylül 2020 Pazartesi

Daha önce de yazdım, yineleyeyim... İki kırmızı çizgimiz var... Birisi kurucu liderimiz Atatürk, birisi de ülkeyi bir arada tutan çimentomuz “laiklik...”

Atatürk’ün, ismini, kuruluş parasını verdiği Cumhuriyet gazetesinin ilkeleri bellidir... Simge isimlerimiz İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu’nun gazetecilik çizgisinden bir milim dahi sapmayız... Saptırmak isteyenler kinlerinde boğuldu gitti... Cumhuriyet yönetimi, muhabirleri, yazarları, “Saray’ın gazetesi olacaklar” diyen beş para etmez “yetmez ama evetçi” tayfayı haberciliğiyle ezdi geçti!..

İki yıldır kini bitmeyen gazeteci müsveddelerinin, bu süreci, geçen yılları iyi anlamadığını, iyi analiz etmediğini görüyorum... Bu yılların tanıklıklarıyla elbette kitabını yazacağız ama o zamana kadar bir kez daha altını çizelim... Cumhuriyet’in muhabirlerini, yazarlarını, yöneticilerini satın alabilecek bir siyasi güç ya da bir para birimi icat edilmedil!..

*

Sahi!.. Sen 10 yıl önce Kürt sorununu çözecek yalanıyla AKP iktidarının yalakası olacaksın, 2020’de kendini temize çıkarmak için solcu kesileceksin... Yok öyle yağma!.. Biz 30 yıla yaklaşan meslek yaşamımızda geçmişte de dün de kimseden “özür” dileyecek bir şey yapmadık!.. Biz Ergenekon kumpasında ikinci kez gözaltına alınmak istendiğinde bu ağır hakareti gururuna yediremediği için yaşamına son vermeyi seçen Deniz Yarbay Ali Tatar’ın eşinin, ağabeyinin çığlığını bir gün sonra yazan kalemleriz... O yüzden bizim evimizdeki servet, Ali Tatar’ın annesinin elleriyle ördüğü “sarı-lacivert” eldivendir... Şimdilerde görüyoruz ki o gün Tatar’ı, ailesini hedef alan kimi isimler siyasi hedefler uğruna el üstünde tutuluyor...

Yine anımsatayım.. Bizler 17 Aralık yolsuzluk soruşturmalarından sadece bir gün sonra bunun “cemaat operasyonu” olduğu tespitini Cumhuriyet’in birinci sayfasında manşetten yapan, o süreçte AKP’li bakanların, siyasetçilerin ortaya çıkan kirli çamaşırlarını yazan gazetecileriz. Şimdi Cumhuriyet’i çıkaran ekibiz... Biz o günlerde AKP yalakası olan, yaşananların yolsuzluk olmadığını söyleyen kimi gazetecilerin hâlâ karşısına, telefonuna çıkılıp kamuoyuna mesaj verme derdinde olan siyasetçilerin de bilincindeyiz...

*

Evet... Yirmi yıl önce nasıl cemaatin, FETÖ’nün kirli çamaşırlarını manşet yaptıysak, AKP’li siyasetçilerin yolsuzluklarını nasıl ortaya çıkardıysak, bugün de Türkiye’nin referans gazetesi, başvuru kaynağı olarak tüm yaşananlara, gelişmelere ayna tutuyoruz, tutacağız... Sözün özü... Bizler 1923’te büyük bedeller ödenerek kurulan Atatürk Cumhuriyeti’nin yaşaması için “nefes” alan bireyleriz... Bu “nefesi almak” için kimseden bir beklentimiz yok...

Cumhuriyet emekçileri olarak Atatürk’ün aydınlanma yolunda “demokrasi, insan hakları, ifade ve basın özgürlüğünde” tarafız... Biz bu uğurda her şeyimizi feda etmeye hazırız... Tek dayanak noktamız Cumhuriyet’in gerçek sahibi okurlarımız...

‘Keyif kaçıran haberlere’ devam...

Gururluyuz, mutluyuz... Cumhuriyet muhabirleri başarılarıyla son 10 güne damga vurdu. Türkiye gündemini sarsan özel haberleriyle 8 haber ödülüne layık görüldüler... Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden 5 dalda yılın haber ödülleri, Avrupa Birliği Araştırmacı Gazetecilik Ödülleri’nde birincilik... Ve İzmir’den iki büyük ödül...

1994 yılında haber için göreve giderken geçirdiği trafik kazası sonucu yaşama veda eden gazeteci Barış Selçuk’un anısını yaşatmak ve genç gazetecileri teşvik etmek amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl 21.’sini düzenlediği Barış Selçuk Gazetecilik Yarışması’nda ulusal haber ödülleri Cumhuriyet muhabirlerinin oldu. Hazal Ocak, “Boğaz’da Kaçak Var” başlıklı haberiyle birinciliğe değer görüldü. Zehra Özdilek “Saray’ın Kuzu’su” başlıklı haberiyle Hande Mumcu Özendirme Ödülü’nü aldı...

Yeri gelmişken bir noktaya parmak basalım. Muhabirimiz Hazal Ocak -üç arkadaşımızla birlikte- ödüle layık görüldüğü bu haber nedeniyle aralık ayında hâkim karşısına çıkacak. Haberi anımsayacaksınız: Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un Kuzguncuk’ta kiraladığı vakıflara ait arazide izinsiz yaptırdığı çardak ile şöminenin de içinde bulunduğu peyzaj çalışmaları İstanbul Büyükşehir Belediyesi zabıta ekiplerince 13 Nisan 2020 tarihinde sökülmüş ve yıkılmıştı. Cumhuriyet 14 Nisan 2020 tarihinde İstanbul’un göbeğinde yaşanan bu gelişmeyi kamuoyuna duyurmuştu...

Evet... Muhabirimiz, Altun’un şikâyeti üzerine yargılanacak... Altun, çok değil birkaç gün önce, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un bir gazeteciyi azarlamasının ardından sosyal medya hesabı üzerinden şu açıklamayı yapmıştı: “Gerçeklerden kopuk bir dünya hayal eden Macron, keyfini kaçıran haberlerin yapılmadığı bir düzen istiyor...”

Ne dersiniz... Altun’un şikâyeti üzerine 3 ay sonra yargıç karşısına çıkacak muhabirimizi “Gerçeklerden kopuk bir dünya hayal eden Altun, keyfini kaçıran haberlerin yapılmadığı bir düzen istiyor” cümlesiyle mi savunsak!..

Yeni yazı dizileri başlıyor

Bugün gazetemizin birinci sayfasında birbiri ardına yayımlayacağımız yazı dizilerinin duyuruları var. 10 Eylül’den itibaren Alev Coşkun’un kaleminden “Türkiye’nin Modernleşme Hikâyesi”ni okuyacaksınız. Cumhuriyet, Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Kendi hikâyemizi yazma zamanı” demesiyle başlayan tartışmaya hem tarihsel hem de bilimsel bir bakışla katkıda bulunacak...

Eğitim editörümüz Figen Atalay’ın hazırladığı “Öğretmenler Anlatıyor” yazı dizisine yarın başlıyoruz. Atalay, salgın sürecinde neler yaşadıklarını, uzaktan eğitimde neler yaptıklarını öğretmenlerden dinledi. İşte bir öğretmenin anlattıkları: 

“Eğitim uzaktan yapılmaya başlandığı anda, bırakın internetten canlı dersleri takip etmeyi, evinde televizyonu olmayan öğrencilerimiz bile vardı. Her şey anlatıldığı veya planlandığı gibi olmuyor. Evinde kendine özel, çalışabileceği odası olmayan öğrencilerimiz var. Canlı ders yapıyoruz, evde kardeşlerinin sesleri geliyor, annesinin babasının sesi geliyor. Yaptığım canlı derste 39 öğrenci olması gerekirken ben 4 öğrenci ile canlı ders yaptım.”

Miyase İlknur, “40. yılında 12 Eylül” başlığı altında çarpıcı bir yazı dizisi hazırladı. İlknur’un dizisi 12 Eylül günü başlayacak. Eylül ayının ortasında ise Mustafa Balbay’ın koordinasyonunda Ankara ve İstanbul’dan muhabir arkadaşlarımızın desteğiyle “Milliyetçilik Nereye” diye soracağız:

* 20. yüzyılın başındaki “Üç tarz-ı siyaset; Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük”ten 1980 sonrası “Türk-İslam Sentezi”ne 21. yüzyıla ne süzüldü? “Türk milliyetçiliğinin siyasal tabanı geniş, entelektüel üretimi zayıf” diyen Türk milliyetçisi kim?

* AKP ile MHP’nin iktidar ortaklığı milliyetçilikle ümmetçiliğin sentezi mi dönemsel birliktelik mi?

* Orta Asya cumhuriyetleri nereden nereye geldi?

* 11 milyon kilometrekarelik alanda 250 milyon kişi tarafından 25 ayrı biçimde konuşulan Türkçe, küresel değişimden nasıl etkilendi?


Yazarın Son Yazıları

Dayanışma!.. 23 Kasım 2020
Hesap sorulsun... 2 Kasım 2020
Ne çektin be karga!.. 12 Ekim 2020
Toplumsal çöküntü... 28 Eylül 2020
Kullanışlı Aptallar!.. 21 Eylül 2020
Nefes aldıkça... 7 Eylül 2020
Kadın devrimi... 24 Ağustos 2020
3 bin 135 hastaya ne oldu? 10 Ağustos 2020