Tiyatroadam ve 'Albay Kuş'

Tiyatroadam ve 'Albay Kuş'

15.11.2008 18:14
Güncellenme:
Takip Et:

Tiyatroadam”, gençler tarafından kurulmuş, çok genç bir tiyatro. Sanat yaşamına geçen yıl adım attı. İlk oyun olarak seçtikleri Albay Kuşise, herkesin öyle pek kolay ilk oyundiye el atmaya cesaret edemeyeceği kadar okkalıbir eser. Kendisini seçenleri, hele de bu seçenler henüz tiyatro yaşamlarının başındaysalar, kolayca ezip geçebilecek ağırlıkta bir oyun. Ama tiyatroadamın sanatçıları, altında ezilmek şöyle dursun, sahne elektrikleriyle, uğraşlarında sergiledikleri ciddiyetle, yetenekleriyle ve belki de hepsinden önemlisi, adam gibi tiyatro yapma yolundaki kararlılıklarıyla Albay Kuşu seyirciyi çok düşündürebilecek boyutlara taşımayı başarıyorlar.

Albay Kuşun Bulgar yazarı Hristo Boytchev, 1950 doğumlu. Yükseköğrenimini makine mühendisliği alanında yapmış. İlk oyunu olanBu Şey ise 1984te sahnelenmiş. Bu oyundan sonra tamamen tiyatroyu seçen Boytchev, 1985-1989 yılları arasında Bulgaristan Ulusal Tiyatro ve Sinema Sanatı Akademisinde drama eğitimi görmüş. Oyunları bugüne kadar otuz ülkede defalarca sergilenmiş. Bu arada Albay Kuş”, 1997 yılında British Councilın düzenlediği Uluslararası En İyi Oyun Yazarı Yarışmasında, bütün dünyadan gönderilen 400 oyun arasından en iyi oyun seçilmiş ve bu ödül yazara, Londrada, Royal National Theatreda, Harold Pinter tarafından verilmiş. Albay Kuş”, bugüne kadar bütün dünyada 25 ülkede temsil edilmiş.

Albay Kuşta, Balkanlardaki son savaş sırasında, dağlık bir bölgedeki manastırdan bozma bir psikiyatri kliniğinde yiyeceksiz, ilaçsız ve yakıtsız, kardan kapalı kalan altı zararsız akıl hastası ile uyuşturucu bağımlısı bir doktorun öyküsü anlatılır. Günün birinde yolunu şaşıran bir Birleşmiş Milletler yardım uçağı, içi kışın sıcak tutan üniformalarla dolu bir sandığı yanlışlıkla manastırın bahçesine atar. Hastalar bu üniformaları giyerler. İçlerinden eski bir albay olan Fetisov, sırtına üniformayı geçirdikten sonra bir zamanlarki askerlik içgüdüleriyle komutayı alır; amacı, bu başıbozuklardan seçme bir birlik yaratmaktır. Ama bu birliğin amacı savaşmak değil, Fetisovun ortak bir düşe dönüştürdüğü, barışın egemenliğindeki olağanüstü güzellikte bir dünyayı aramak olacaktır. Oyunun Fetisov tarafından dile getirilen son tiradı, bu düşsel arayışın özetidir: Uğruna yaratılmış olduğumuz bu olağanüstü güzellikteki dünyayı bulacağız. Bu yeryüzünde mevcut olmasa bile onu bulacağız, çünkü onu aramaktan öldükten sonra bile vazgeçmeyeceğiz. Evren, sınırsızdır ve kimse, böyle bir dünyanın bulunmadığını kanıtlayabilecek kadar evrenin her yanına gitmemiştir.

Nihal Geyran Koldaşın çevirisiyle ve Murat Karasunun rejisiyle sahnelenen Albay Kuşun Ali Kil, Deniz Özmen, Burak Dur, Aşkın Şenol, Ayça Aykut, Sarp Akkaya, Fatih Koyunoğlu ve Ferit Kayadan oluşan oyuncu kadrosunun, çok kritik geçişlerle dolu oyunu oldukça yüksek bir çıta düzeyine taşımayı amaçladığı kesin. Bu geçişler sırasında seçilmiş olan yorumlar hiç kuşkusuz çeşitli yönlerden tartışılabilir ve tartışılmalıdır da, zira tiyatro sanatının seyirciyi düşündürme ve kendi tutumunu almaya yöneltme iş-levi başkaca yoldan gerçekleşemez. Ancak Tiyatroadamın Albay Kuş ile özlediğimiz ve ihtiyaç duyduğumuz türden, evrensel motiflerle dokunmuş bir politik oyunsergiledikleri kesin.

Ben, oyunu 27 Ekim Pazartesi akşamı Oyun Atölyesinin salonunda izledim. “Tiyatroadamın genç sanatçıları, o akşamı oyunlarını ustalarına, büyüklerine, sanatçı arkadaşlarına ve basına sergileyecekleri bir gala gecesi olarak düzenlemişler, bu amaçla da çok sayıda davetiye göndermişler. Temsil akşamı salonun yarısından fazlası doluydu. Ancak davetlilere ayrılan yerlerin çoğu boştu.

Böyle durumlarda, Sanat özgür olmalıdır! sloganı ağızlardan düşmezken, bizzat o ağızların sahiplerince yeterince desteklenmeyen bir sanatın nasıl özgür olabileceği, kafamda ne yazık ki hep cevapsız kalan bir soru olarak belirir!\t

acem20@hotmail.com

Yazarın Son Yazıları

Papa Francis’in yeni misyonu…

Papa Francis’in yeni misyonu…

Devamını Oku
12.06.2017
‘ne garip federico adında olmak…’

‘ne garip federico adında olmak…’

Devamını Oku
05.06.2017
‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

Devamını Oku
08.05.2017
Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Devamını Oku
01.05.2017
Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Devamını Oku
24.04.2017
Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Devamını Oku
17.04.2017
‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

Devamını Oku
10.04.2017
Bir tiyatro açmak…

Bir tiyatro açmak…

Devamını Oku
03.04.2017
Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Devamını Oku
27.03.2017
‘Acil’de sabah saatleri…

‘Acil’de sabah saatleri…

Devamını Oku
20.03.2017
‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

Devamını Oku
13.03.2017
Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Devamını Oku
27.02.2017
Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Devamını Oku
20.02.2017
Kediler tekin değildir…

Kediler tekin değildir…

Devamını Oku
13.02.2017
Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Devamını Oku
06.02.2017
Engin Cezzar da yok artık!

Engin Cezzar da yok artık!

Devamını Oku
30.01.2017
Çevirmenin yalnızlığı…

Çevirmenin yalnızlığı…

Devamını Oku
23.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Devamını Oku
16.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Devamını Oku
09.01.2017
Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Devamını Oku
02.01.2017
Bir aydın: Bertan Onaran

Bir aydın: Bertan Onaran

Devamını Oku
26.12.2016
İçimden yine tarih yazmak geldi de…

İçimden yine tarih yazmak geldi de…

Devamını Oku
19.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu (2)

‘Ben’in sorumluluğu (2)

Devamını Oku
12.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu -1

‘Ben’in sorumluluğu -1

Devamını Oku
05.12.2016
Bendeki Fidel Castro…

Bendeki Fidel Castro…

Devamını Oku
28.11.2016
Ataol’un çocukları...

Ataol’un çocukları...

Devamını Oku
21.11.2016
Cumhuriyetin çizgileri…

Cumhuriyetin çizgileri…

Devamını Oku
14.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Devamını Oku
07.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Devamını Oku
31.10.2016
‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

Devamını Oku
24.10.2016
Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Devamını Oku
17.10.2016
Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Devamını Oku
10.10.2016
‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

Devamını Oku
03.10.2016
Deneme üzerine birkaç not…

Deneme üzerine birkaç not…

Devamını Oku
26.09.2016
Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Devamını Oku
19.09.2016
Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Devamını Oku
12.09.2016
‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

Devamını Oku
05.09.2016
Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Devamını Oku
29.08.2016
Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Devamını Oku
22.08.2016
Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Devamını Oku
15.08.2016