Düşündürülmeyen Gençliğe Mektuplar (3) : Düşünmenin Bedeli ...

Düşündürülmeyen Gençliğe Mektuplar (3) : Düşünmenin Bedeli ...

11.08.2008 08:17
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili Düşündürülmeyen Gençler,

“ ‘Ben kimim diye sorduktan sonra, cevabı -deyiş yerindeyse, çaktırmadan!- hep başkalarından duymak istiyorsam, aldığım eğitim gereği, böyle yapmaya alıştırılmışsam eğer, o zaman soruya bulduğum cevaplarla, Ben olabilmenin dışında, ancak herkes olabilirim. - Peki ama, o zaman ‘Ben’ olabilmenin özgürlüğünü nasıl kazanabilirim? Bunun için, nasıl bir savaşım vermem gerekir?

Geçen haftaki mektubumu bu satırlarla noktalamıştım.

Evet, soruyu vurgulamakta yarar var: “Ben olabilmenin özgürlüğü uğruna, nasıl bir savaşım vermem gerekir?

Bu sorunun doğru cevabını bulmak için, sadece yaşadığımız ülkeyle sınırlı ölçekleri kullanmak, yarar sağlamayacak, çünkü günümüzde Benlik sorunu, her ne kadar ilk anda inanılmaz gibi gelse de, küresel/global bir sorun. Düşünce yaşamında yüzyıllar boyunca çoğunluk karşısında tekin, bireyin kendini sağlam bir biçimde inşa edebilmesi, gerçek anlamda düşünen insan olabilmesi için çok önemli savaşımlar veren insanoğlu, yirminci yüzyıl ile birlikte, başka deyişle iktidarın tek tek devletlerin tekelinden çıkıp, bu devletleri ve onların toplumlarını kendi amaçlarına göre biçimlendirme hedefine yönelen düzenlerin eline geçmesiyle, bu kez bir zamanlar amaç sayılmış bireyi türlü yollarla yeniden her türlü bireysellikten yoksun bir toplum tekine dönüştürmek peşine düştü.

Kök salma peşinde olan her düzen için temel yaşama ve ayakta kalabilme koşulu, kendisini -ne kadar doğru olursa olsun- eleştirenlerin değil, fakat neredeyse koşulsuz onaylayanların seslerinin yüksek kalmasıdır. Bu gerçek karşısında, herhangi bir düzen/toplum içerisindeki bir insanın sürekli evetleyen bir tutumdan sıyrılıpbunu bir de kendi aklımın süzgecinden geçireyimtavrını takınması, o insanın yalıtılması, yalnızlaştırılması, hatta kimi zaman sürekli susturulması için yeterli bir nedendir. Çünkü eleştirel ya da muhalif düşünce, salgın hastalık gibidir; sadece ortaya çıktığı ortamda -örneğin sanat alanında- kalmakla yetinmez, fakat bütün komşu alanlara da bulaşıpetkin olur. Genelde sanatın politik olması karşısında düzen yanlılarınca duyulan tedirginliğin, korkunun kaynağı da bu değil midir?

Dolayısıyla, sevgili düşündürülmeyen gençler, kendi ülkenizin eğitim politikasının sizi, düşünmenize engel olacak süzgeçlerin başına sürüklemesi, yalnızca bu ülkenin koşullarından değil, fakat genel bir dünya halinin bu ülkeye yansımasının da bir sonucudur. Bu demektir ki sizler, eğer düşünmeyi, bilginin rehberliğindeki düşünme eylemleri yoluyla kendi yaşamınızın mimarlığını yapmayı üstlenmeyi, ne pahasına olursa olsun kendi Beninizin ürünü, bundan dolayı da hakkıyla benim diyebileceğiniz bir yaşamı seçmek isterseniz eğer, yaşadığınız ülkeyi de hep o ülkenin içinde yer aldığı dünya ile birlikte öğrenmek ve bilmek zorundasınız; yirminci yüzyılın en önemli düşünürlerinden biri olan Krishnamurti’nin sürekli vurguladığı gibi, hepBen ve dünya!diyebilmeyi, dünya dediğinizde Beni, Bendediğinizde de dünyayı anlamayı öğrenmek zorundasınız!

Böyle hareket etmenin, sürekli böyle yaşamanın yolu hiç kuşkusuz dikensiz gül bahçelerinden geçmeyecektir. Kimi zaman en yalnız anlarınızda bile tek gerçek yoldaşınız ve rehberiniz, yine kendi yalnızlığınız olacaktır. Çünkü düzenler tarafından belirlenmiş toplumların gözünde düşünmenin bağımsızlığını seçenler, o toplumların kanına karışabilecek en tehlikeli mikroplardan farksızdır.

Yani kısacası, düşünmeyi seçtiğiniz takdirde, bugünkü dünyada ödeyeceğiniz bedel, görünüşte gerçekten ağır olacaktır.

Peki ama bunun karşısında düşünmeden, hep uyum sağlayarak, daha da açıkçası, hep boyun eğerek yaşamanın bedeli hep ödül ya da mutluluk mudur?

Haftaya görüşmek üzere

acem20@hotmail.com

Yazarın Son Yazıları

Papa Francis’in yeni misyonu…

Papa Francis’in yeni misyonu…

Devamını Oku
12.06.2017
‘ne garip federico adında olmak…’

‘ne garip federico adında olmak…’

Devamını Oku
05.06.2017
‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

Devamını Oku
08.05.2017
Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Devamını Oku
01.05.2017
Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Devamını Oku
24.04.2017
Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Devamını Oku
17.04.2017
‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

Devamını Oku
10.04.2017
Bir tiyatro açmak…

Bir tiyatro açmak…

Devamını Oku
03.04.2017
Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Devamını Oku
27.03.2017
‘Acil’de sabah saatleri…

‘Acil’de sabah saatleri…

Devamını Oku
20.03.2017
‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

Devamını Oku
13.03.2017
Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Devamını Oku
27.02.2017
Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Devamını Oku
20.02.2017
Kediler tekin değildir…

Kediler tekin değildir…

Devamını Oku
13.02.2017
Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Devamını Oku
06.02.2017
Engin Cezzar da yok artık!

Engin Cezzar da yok artık!

Devamını Oku
30.01.2017
Çevirmenin yalnızlığı…

Çevirmenin yalnızlığı…

Devamını Oku
23.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Devamını Oku
16.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Devamını Oku
09.01.2017
Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Devamını Oku
02.01.2017
Bir aydın: Bertan Onaran

Bir aydın: Bertan Onaran

Devamını Oku
26.12.2016
İçimden yine tarih yazmak geldi de…

İçimden yine tarih yazmak geldi de…

Devamını Oku
19.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu (2)

‘Ben’in sorumluluğu (2)

Devamını Oku
12.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu -1

‘Ben’in sorumluluğu -1

Devamını Oku
05.12.2016
Bendeki Fidel Castro…

Bendeki Fidel Castro…

Devamını Oku
28.11.2016
Ataol’un çocukları...

Ataol’un çocukları...

Devamını Oku
21.11.2016
Cumhuriyetin çizgileri…

Cumhuriyetin çizgileri…

Devamını Oku
14.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Devamını Oku
07.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Devamını Oku
31.10.2016
‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

Devamını Oku
24.10.2016
Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Devamını Oku
17.10.2016
Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Devamını Oku
10.10.2016
‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

Devamını Oku
03.10.2016
Deneme üzerine birkaç not…

Deneme üzerine birkaç not…

Devamını Oku
26.09.2016
Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Devamını Oku
19.09.2016
Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Devamını Oku
12.09.2016
‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

Devamını Oku
05.09.2016
Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Devamını Oku
29.08.2016
Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Devamını Oku
22.08.2016
Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Devamını Oku
15.08.2016