Adnan Dinçer

Teknik adamlık

05 Ağustos 2020 Çarşamba

1973 antrenör olmaya karar verip Ankara’da sınavları kazandığım yıldır. O dönemin ünlü futbolcuları gözdeyken, benim gibi ikinci sınıf kabul edildiğimiz bir tablo dikkat çekiyordu. Mehmet Başaygün Boluspor, Mahmut Evren Altay, Turgay Meto İzmirspor, Candan Tarhan Ankaragücü, Suha Erbirsin Hacettepe, Kütahyaspor’dan Levent ve İhsan, İzmir Hava Gücü’nden Şener Dal, Karşıyaka’dan Ahmet Çelenay ve Burhan, Uğur İskenderunspor, Abdullah ağabey PTT...

Uzayıp giden aday kadrosu içinde fizik test ve mülakatı kazanıp 25 kişinin arasına girmek çok zordu. Kurs hocalarımız dönemin korkutucu futbol liderleriydi. Sahir Gürkan, Doğan Andaç, Metin Türel, Tamer Güney, Güzdüz Tekin Onay, Doğan Emültay ve eğitim dairesi başkanı Teoman Yamanlar gibi kaliteli futbol adamları eğitimin içindeydiler. İşin içine girerken bir rüya aleminde ve futboldan kopmak üzereydim. İlginçtir hayatımın üç önemli transfer teklifini de o zaman almıştım. Rahmetli Turgan Ece bana daha önce G.Saray adına teklifte bulunurken İlhan Cavcav G.Birliği ve Mehmet Başaygün de Boluspor adına o süreçte teklifte bulunmuştu. Ama antrenör olmaya kararlıydım artık! Bu işin nostaljik yanı! Şimdi farklı ve gerçek tarafını hatırlatmak isterim.

Plansız ve çıkarcı zihniyet

O dönemlerde Türk futbolu eğitim ve kalkınma adına “Rumen ekolünü” seçmiş ve Alman eğitim hocalarını da seminer ve kurslara davet etmiştir. Dünyaca ünlü Rumen Kovacs'ın Ajax ve daha sonra Fransa futboluna katkısı tüm Avrupa’da dikkat çekmişti. Eğitim kitapları ve teknik adam planlanması futbolumuz adına bu etki ile yönlenmişti. Altı yıllık eğitim ve kurslar sonucu önce monitör, daha sonra B kursunda antrenör sonuçta teknik direktör olmak için 4 kurs diploması almak uzun ve başarılı bir süreci kapsıyordu.

Çalışma sürecimde okuldan başlayan, genç, özkaynak, amatör, tüm liglerde birinci, ikinci ve üçüncü lig teknik direktörlüğü yaptım. Kurs hocalığı ve akademik çalışmalar sonucu akademide görev alırken Genç, Amatör A Milli takımların başına getirildim. Değerli arkadaşlarımla ve kendimin de yardımcı yaptığım teknik adamlarla -hâlâ çalışıyorlar- önemli başarılara imza attık. Bilgi birikimini artırmak için Almanya Köln Akademisi, İngiltere Ulusal Takım Menajeri Bobby Robson ile Hollanda ve İsveç’te çalışmalarda, eğitim ve konferanslarda görev aldım. Birçok başarılı arkadaşlarımla futbolumuzun gençlerle kalkınacağını ve dünya piyasasında onların da olması gerektiğini düşünürken amaçtan uzak ve geleceği olmayan bir kararla “endüstriyel futbol dönüşümüne” plansız ve çıkarcı zihniyetle atladık! Şimdi iflas eden futbol dünyamızda çıkış arıyoruz. Battık battık! Borçlar boyumuzu aştı! Genç, kendi futbolcusunu özleyen, yani Metinler, Canlar, Lefterler, Hakkı Yetenler, Baba Recepler, İsfendiyarlar, Kadri, Aytaçlar, Feyyazlar, Metin Tekinler, Rıza Çalımbaylar, Ziya Doğanlar, Aliler, Suat Kayalar, Turgay Şerenler... Artık yoklar. Ve acıdır ki futbol birkaç kalemşör ve onların ayakçılarla eline geçirilen “Tahtakale piyasası” gibi! Bu karmaşa içinde doğru takım kurmak sabrı ve oyuncu eğitimi kasten zorlaştırıldı! Birkaç futbolcu üzerine transfer ortamını diri tutar ve iki de beyanat verdin mi, işte transfer hazır! Yapmayın beyler! Bu konuda tek yetkili, işin ehli ve sorumlusu teknik adamdır. Evet sen de görür ve futbolu iyi takip edersin ama sonuçta işin ilmi vardır ilmi! Yani korona “kocakarı ilacı” ile nasıl tedavi edilmezse, çaresi ve aşısı için dünya yırtınıyorsa, her işin de ehli vardır. Bilimsel yanını inkar eden hiçbir kalkınma yapamaz bu meslekte!

Belki de son şans

Bilişim çağında her şey o kadar basite indirgeniyor ki, sanki herkes "Ben de yaparım" havasında. O zaman sap ile saman ve eğri ile doğru karışıyor. Piyasa sadece daha çok reklamla, yalan dolan yapanların eline geçiyor. Kimse başarıyı küçümsemesin. Çünkü birgün o başarıyı sağlayan beyinler bu açmazı da aşacaklardır. Günlük geçiştirmelerle teknik adamlık yapanlar kaybedecek veya harcananlar ise çok sıkıntı çekseler de, tek olan doğruyu savunacaklardır. Zira “batan geminin mallarını” hâlâ bize yenilik olarak süren sıkıntılı futbol dünyası da ekonomik dar boğazda. İşte bu bir avantaj olarak kullanılır ise gençler eğitilir ve yeteneklerin forma kapma şansı artarsa, kısa sürede uçurumda olan son şansı lehimize çeviririz. Herkes bilmeli ki, bu ülkeye gelen yabancı futbolcu daha iyisini bulamadığı için tercih yapmakta ve parası aksarsa fedakârlık yapmaz! Kaybeden yine de kulüp olur. Teknik adamlar yöneticilerin ve onlara etki yapanların kurduğu takıma; transferde şartlara göre ağırlık koymazlar ise dibe vururlar, harcanırlar. Aslında şimdi bu riske girmek yerine işe başlamadan lider olarak sorumlu mevkinin hakkını veren kişilerin sahiplenilmesi şarttır. Kriter ve kariyere bakılmadan başarı kazanan, hatta takımlarını şampiyon yapan teknik adamların dahi görevden alındığı; daha da ileri giderek bir saatte kulüp değiştiren teknik adamların olduğu piyasada her şey sanal olma ile yarışmaktadır! Futbol para oldu! Seminer, kurs ve güncellemeler TFF ve derneğe büyük paralar kazandırsa da teknik adamlar sadece parasal yeterlilikle anıldığı için diploma bilgi ve başarı atlanarak başka unsurlar boşalan yeri işgal etmişlerdir. Futbol sadece futbol olsa iyi olur! Düşen kalan sayısı, artan eksilen, bir ligin korona sıkıntısı ile futbola verdiği zararı ancak ekonomik olarak birlikte önlemeliyiz.


Yazarın Son Yazıları

Misyon ve vizyon! 28 Ekim 2020
Hak eden kazandı 18 Ekim 2020
Artık görün! 13 Ekim 2020
Farklı devreler 12 Ekim 2020
Pandeminin özentisi! 6 Ekim 2020
Seremoni bekleyişi mi? 30 Eylül 2020
Kulüp televizyonu! 23 Eylül 2020
Değişiklik 20 Eylül 2020
Gerçeklerle futbol! 16 Eylül 2020
Ciddiyet 14 Eylül 2020
Futbol ve seremoni! 9 Eylül 2020
Korona etkisi! 7 Eylül 2020
Transfer pazarı! 3 Eylül 2020
Futbola dikkat! 28 Ağustos 2020