Adnan Dinçer

Artık görün!

13 Ekim 2020 Salı

Bu insanın ilgisini çeken rekabeti, büyük, kışkırtıcı sonucu, skora rağmen tartışılan bir oyundur. Bazen endüstriyel yanı olsa da uluslararası rekabeti sahaya indiren bir kendini ispat aracıdır. 

Bizim yapımız kazanma, kahraman yaratma, destan yazma beklentisine orantılı olduğundan, her maç başka yorumlanabilir. Öyle ki taraf olduğunuz takım dahi, sizin sonuca göre psikolojinizi, veriminizi hatta sağlığınızı etkileyebilir. 

Geçmiş yıllarda yabancı takımlarla oynarken rakip bizlere, tesislerini ve sahip olmadığımız destekleri kullanmayı şov yaparak kullanır ve bu propaganda ile maça çıkmadan moral yönünden etkilerdi. Bunu onlar bilerek, biz ise kendimizi kasarak yaşardık. Bir yabancı ülkede o zamanki özetimizi bir teknik adam şöyle yorumlamıştı: "Türk futbolu ilk yediği gole kadar dirençlidir. Sonra çabuk çözülür! Fark gelir!" derdi.

Bu anlayışı yıkan bir dönüşüm mücadelesi ve eğitimi, zaman zaman sürpriz sonuçlar alsak da devamlılık kazandıramadı bize. Çok başarılı ulusal temsildeki maçlarımızın sayısı azdır. Bazen kulüp bazında bazen de milli anlamda hep kendimizi kasarak az sorumluluk içindeki "yapay mazeretlere" sığındık. Anlık değil ama devamlılık eksiğimiz ikinci planda kaldı.

Almanya ve Rusya maçı bir dönüşümün işareti olabilir. Özellikle gol sıkıntısı çeken yenik durumdan kurtulmayı pek beceremeyen futbolumuz, daha çok yenilmemek üzerine kurgulanmıştır. Bunu artık atmamız lazım. Ben "ünlü değil", "tanınmamış" gençlerle kurduğum kadromla hiç gol yemeyen bir milli takımın başından alınırken, nedenini kimse araştırmadı!

İstanbul'da Yaşin, Netto, Metrevelli, Meskhi'li takıma 2-1 yenilirken öğrenciydim. Tek tesellimiz rahmetli Şeref Has'ın isyan edercesine getirdiği topu gol yapan Metin Oktay'ın attığı golü yeterli bulma amortimizdi! Ancak Rusya'da Fevzi Zemzem, Nevzat ve Ayhan'lı kadromuzun 2-0'lık zaferi hâlâ müzede tek galibiyetimiz olarak duruyor!

Bu gözle önceki gece gol yememek üstüne kurulan taktiğimiz ilk yarı tutmadı. Çok çabuk oynayan, orta alanda ve topu kullanmada çok seri olan rakibimiz karşısında, ikinci yarıyı nasıl geçireceğimizi düşünenler yanıldı. Sahada rakibini ezen atılımı  ateşleyen, "cesur yürek Cengiz"in çabukluğu, kazanma hırsı ve "Ben futbolcuyum" diyen çıkışıydı. Bu örnek yapı, tüm takımı özellikle agresif ve çabuk oynama isteği bizi coşturdu. Şenol Güneş dahil kimse bu oyunu beklemiyordu. Aynı başarı Almanya'da da görüldü. Bu, genç kadronun bir mesajıdır! Çözmek şarttır ve bu bir şanstır. Rusya maçında direkten dönen toplar, ikinci yarı futbolumuz alkışlanmalıdır.

Sadece ruhsal değil, fiziksel ve tempo yönünden de. Dikkat çeken karşılaşma hakkında daha çok şey yazmadan, devamını diler ve asla doyuma uğramadan, yabancı hegemonyasından futbolumuzu kurtaracak gençlerimizin hatırlatmasına teşekkür ederim!

Biz bir daha bu kadroları cesaretle kuracak yabancı hocalara değil; olaya doğru bakan ve futbolda baskı, cesaret, özgüvene önem veren teknik adamlara inanmalıyız. 


Yazarın Son Yazıları

VAR sahada! 25 Kasım 2020
Unutulanlar! 18 Kasım 2020
Nihayet 16 Kasım 2020
Spor ve Atatürk 11 Kasım 2020
Zor olan yaşamak! 4 Kasım 2020
Misyon ve vizyon! 28 Ekim 2020
Hak eden kazandı 18 Ekim 2020
Artık görün! 13 Ekim 2020
Farklı devreler 12 Ekim 2020
Pandeminin özentisi! 6 Ekim 2020
Seremoni bekleyişi mi? 30 Eylül 2020
Kulüp televizyonu! 23 Eylül 2020
Değişiklik 20 Eylül 2020