Yazgülü Aldoğan

Kazanacağımız seçimi kaybetme çabası!

12 Ocak 2023 Perşembe

“Sonunda HDP’nin tepesini attırdılar” dedi MAK Araştırma’nın sahibi Mehmet Ali Kulat. “Bir tarafın oyu en fazla yüzde 40 bandına çıkıyor, karşı tarafın oyu ise en fazla yüzde 45 bandında. İki tarafın da ilk turda kazanması mümkün değil. Her ikisi de HDP’nin oyuna muhtaç. Ama sen onu çantada keklik görür, yüzde 10’luk oyuna önem ve kıymet vermez, aman yüzde birlik, binde ikilik oyları küstürmeyelim dersen sonunda isyan ettirirsin, ben de adayımı çıkarırım der!”

Haklı mı, haklı, sonuna kadar. Altılı masanın içinde cumhurbaşkanı yardımcısı olacak, imza yetkisine sahip olacaklar içinde öyle partiler var ki olmasa da olur. Bu haliyle tam bir sağ partiler koalisyonu. Üstelik oy oranları da Millet İttifakı’nın partileri dışında önemsenmeyecek kadar düşük. Ama nedense çok önemseniyorlar? HDP ise hem seküler, hem daha demokrat. Onun da yanlışları var elbet, hâlâ Türkiye partisi olamadı. Hâlâ etnik milliyetçilik yapıyor. Ama şu anda önümüzde yapılacak, kazanılacak seçim bir iktidar değişikliği değil, bir rejim değişikliği. Ya Afganistan olma yolunda ilerleyecek Türkiye, tarikatlar, şeyhler, şıhlar kandırmacalarıyla karanlık bir geleceğe koşar adım gidecek ya da Cumhuriyetin kuruluş ayarlarıyla teknolojiyle barışık, laik, parlamenter demokrasiyle yönetilen, insanların özgür, adalet ve hukukun geçerli olduğu, atamaların liyakat esasıyla yapıldığı, enflasyonun dizginlendiği bir ülke olma yoluna yeniden girecek.

HDP’yle olan önyargılarınızı bir tarafa bırakın: Meclis’in üçüncü partisi. Bir bölgenin en güçlüsü. Ayrıca büyükşehirlerde de oy potansiyeli vazgeçilemez. Onun oyları olmadan ilk turda seçimi kazanma şansınız da yok. Neden görmezden geliniyor? Seçilmiş belediye başkanları görevden alındı, kayyum atandı umursamadık. Genel başkanları DEMİRTAŞ yıllardır tamamen siyasi rehine olarak tutuklu. Sanki olağan bir durum gibi kanıksadık. Şimdi Hazine yardımına el konuldu, partinin kapatılması da söz konusu. Bu konuda da altılı masadan ses çıkmadı. Sonunda isyan ettiler, kapımızı çalan yok, bizi niye görmezden geliyorsunuz diye! Haksızlar mı? Haklılar!

SANKİ PADİŞAH!

Bugün Türkiye şöyle yönetiliyor: serfler ve derebeyi var. Pardon kral. Kral köylülerini, tebasını görmeye gidiyor, onlara lütfedip söz hakkı veriyor. Köylü, hayvanlarını doyuramadığını, satmak  zorunda olduğunu anlatıp yardım istiyor. Kralın cevabı: O inekleri sana kim verdi? Köylünün cesareti bir yere kadar. Kellesi alınabilir sanki, susuyor önüne bakıyor, Siz verdiniz diyor, karşısındaki gevrek gevrek gülüyor! Oysa o ineği kral hazinesinden mi verdi? Hayır! O seçilmiş bir yönetici. Maaşını da biz veriyoruz. Bizden kesilen vergilerle toplanan bu ülkenin sahibi olduğu hazinesinden maaşı ödenen yönetici kimseye o inekleri sana ben verdim havasını atamaz. Keşke o köylü, sana da maaşını ben veriyorum diyebilseydi! Sanki ortaçağda yaşıyoruz!

ALTILI MASA

Altılı masanın adayı belli ki Kılıçdaroğlu’dur, önüne çıkarılan siyaset yasağı tehlikesi yüzünden İmamoğlu’nun aday olması büyük risktir. Karşımızda hukuk ve demokrasiyi araç olarak kullanan ve her türlü usülsüzlüğü ve kumpası yapan bir iktidar varken tek amaç gemiyi batırmadan limana yanaştırmak olmalı. Bunun için de Emek ve Özgürlük İttifakı ile işbirliği yapmak, altılı masaya hem sol bir perspektif de kazandırır hem de seçimi sağlama alır. Saadet Partisi binde 9, DP binde 4’le masada yer alır ve cumhurbaşkanı yardımcısı olarak yerini belirlerken HDP’nin ve TİP’in de kapılarının çalınmasını beklemeleri haklarıdır. Zaten onlar ortak aday seçeneğine açığız ve ilk turda bitirelim diyorlar. Tek çekinceleri Ekmeleddin İhsanoğlu gibi bir durum yaşamamak. Bunda anlaşılmayacak ve doğru bulunmayacak bir durum yok. Bana sorarsanız seçimi yapacak olmamıza bile razıyım! Onu bile yapmıyorum diyebilir her an? Bu demokrasi değil tamam ve amacımız da zaten demokrasiye kavuşmak değil mi?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları