Bu Dava Genişler Büyür, Medyaya da El Konulur

16 Aralık 2014 Salı

14 Aralık’ta başlayan bu operasyon, diyelim ki 1-2 ay önceden hazırdı... Sadece, Meclis’ten yeni yasanın çıkması bekleniyordu. Fuat Avni denen zat son anda duyum alabilmiş! Bu demektir ki, duyum “alt kadro”dan sızmış, oysa operasyon “üst kadro”da bekleme halindeydi. AKP yazarı
A. Selvi boşuna yazıp durmasın: F. Avni’nin
operasyonu daha önce duyurması, devlet içinde hâlâ ne kadar büyük bir güç olduklarını
gösteriyor, diye. Selvi, devlet içinde bir heyula yaratmayı sürdürüyor. Tabii bu heyula gerekli. Kısa kronoloji:

***

15 Ekim 2014: Hâkim ve savcılara zam teklifini içeren yasa önerisine gece yarısı yeni maddeler eklendi ve anayasal düzene karşı işlenen suçlarda değişiklikler yapıldı. “Somut delile dayalı kuvvetli şüphe” yerine, “makul şüphe” yeterli görüldü. Ayrıca devlet güvenliğine karşı suçlarda mallara, paralara, şirketlere el koyma maddesinin kapsamı genişletildi, avukatlara dava dosyasını görme sınırlaması getirildi. Daha önce sulh ceza hâkimlikleri kurulmuştu. Bu hâkimliklere de iktidara yakın adamların atandığı medyada yer aldı.
10 Aralık 2014: Dink’in katili Ogün Samast: Bugüne dek ölüm korkusuyla söylemedim. Cinayetin arkasında Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer vardedi. Ramazan Akyürek cemaate yakın bilinen, dönemin Trabzon Emniyet Müdürü, yine cemaate yakın Ali Fuat Yılmazer dönemin İstanbul Emniyet İstihbarat Şube Müdürü’ydü.
12 Aralık 2014: “Makul şüphe” ve “mal varlıklarına el koyma”yı da içeren tasarı Meclis’te yasalaştı.
12 Aralık 2014: RTE, TOBB üyelerine konuştu: Gülen cemaati için; “Eğitimden, hizmetten, himmetten bahseden yapının faili meçhul cinayetlere bile bulaştığını bugünlerde görüyoruz… Daha şaşırtıcı şeyler de görecek, duyacaksınız... Güneyde sevdikleri ülke yönetimi bunları maşa olarak kullandı” (İsrail’i kastediyor).
14 Aralık 2014: Cemaat medyasına ve Emniyet’teki güçlerine operasyon düzenlendi. 31 kişi.. Gerekçe: Devletin egemenliğini ele geçirmek amacıyla örgüt kurma. Peki olay ne: Cemaat, 2009’da bir başka dini cemaat olan Tahşiyeciler’i tutuklamak ve mahkûm etmek için uyduruk delillere başvurmuş... Bu, orada kalmaz.

***

Yargıdaki düzenlemenin Meclis’tençıkacağı belli. Önce katil Ogün Samast konuşturuluyor, cemaatin Emniyet’teki en güçlü iki adamı hakkında. Katil sustu sustu, cemaate karşı operasyona az kala, konuşturuldu. Kim o? En altta bir çocuk-tetikçi. Ben, cinayeti işlemeden önce, isim olarak bile bu iki emniyetçiyi tanıdığından şüpheliyim!
Belli ki konuşturulmuş. Çünkü cemaate bir terör ve cinayet suçunun da yıkılması gerekiyor. Hrant Dink davası en büyük aday. RTE’ye Ogün Samast’ın ifadesini kullanmak için malzeme... Belli ki cemaatin başına bu cinayet çorabı örülecek. Cemaatin Emniyet’teki özellikle bu iki tepe adamının ve diğerlerinin, Dink cinayetinde azmettirici rolü var mı, bilmiyoruz, kanıtlanmış bir durum yok.
Ama meslektaşımız Nedim Şener, emniyet güçlerinin Dink cinayetinin koşar adım geldiğini görmelerine rağmen, önleyici adımlar atmadıklarını, savsadıklarını, hatta engelleyici tutum bile aldıklarını söylüyor. “Hrant Dink’in Arkadaşları” isimli bir grup entel mentel, bu emniyet güçlerini “Ergenekoncu güçler” olarak nitelendirme aymazlığını bile göstermiş ve devlet içindeki, AKP-cemaatçi yapıyı gözlerden saklamaya çalışmıştı. Nedim Şener, bu kitabından ve iddialarından dolayı hapsi boylamıştı!
RTE ve adamlarının böyle bir “cinayet ilişkisine” şiddetle ihtiyacı olduğu açık. Belki gerçekler daha net ortaya çıkacak. Tabii, yargılamayı izleyecek olan gerçek gazetecilerin soruşturmacı gözüyle... Ergenekon, Balyoz ve Odatv davalarını nesnel olarak izlediğimiz gibi, bu davayı da nesnel olarak izleyeceğiz.
Çünkü adalet, hukuk ve yasalara uygunluk, hepimizin, bu ülkenin baş meselesi...

***

RTE’nin açıklamaları ve suçlamalar, cemaat medyasına ve emniyet güçlerine karşı düzenlenen operasyonun hangi zeminde süreceğini gösteriyor.
Bu dava 31 kişinin sorgulanmasıyla bitmez. Genişler...
Bu dava, dallanıp budaklanacak. Çünkü bir yıldır RTE iktidarı bunu hazırlıyor.
Cemaat güçleri de Ergenekon davasına terör suçu bulaştırmak için, Osmanım adında bir uyduruk itirafçı yaratarak Danıştay cinayetini utanmaz ve rezilce Ergenekon davasına bağlamışlardı... Şimdi de başlarına bir Hrant Dink cinayeti örülüyor. Bu kez Ogün Samast bulundu... İzleyecek ve göreceğiz...

***

Peki medya bu davanın neresinde? Dünkü yazıma bakın. İktidar cemaat medyasını susturmayı kafaya koydu. Bunu medyadan iki kişi tutuklayarak yapamaz. Ama cemaat medyasını örgütün parçası olarak gösterir...
Yeni yasa gereğince “taşınmazlara, hak ve alacaklara el konulması” da gündeme gelir.
Medyanın tümüne el konur, iktidarın adamları atanır (şu sırada boşta olanlar var!), orayı havuz medyasına dönüştürürler...
İktidar havuz medyası oluşturmada büyük deneyime sahiptir!
Bu yönüyle de bu dava bir medya özgürlüğü davasına dönüşür...



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları