Türkiye’de nasıl bir yönetim?

26 Ocak 2021 Salı

Demokrasi tariflerinden biri şudur:

Yazılması kolay oynanması zor bir oyundur.

Bundan zoru var:

Demokrasicilik oynamak!

Yok ama varmış gibi göstereceksiniz... Hiç de kolay değil. Hakkını teslim edelim, iyi oynuyor.

Kendisine verdiği yetki, istediği kişiyi istediği yere getirmeye yetiyor. Öyle yapmıyor; her şey kurallarına uygun olmalı, demokrasi işlemeli! İstanbul Cumhuriyet Savcısı’nı Yargıtay’a üye yap. Orada bir dosya bakmadan Anayasa Mahkemesi üyeliği (AYM) için yapılan seçimde yüksek yargıçlar “en layık kişi odur” diye liste başı yapsınlar. Mademki, listenin başına gelmiş, demokrasi işlemiş, onu tut AYM üyesi seç!

Demokrasinin bu kadar güzel işlediği kaç ülke vardır?

Demokrasi aynı zamanda fırsatlar rejimidir. Bir gün Yargıtay’da aktif görev yapmadan en çok oyu alma fırsatını dünyanın kaç rejimi verir?

***

Prof. Dr. Kemal Gözler, 2017’deki anayasa değişikliklerine bakıp, “elveda anayasa” demişti. Yukarıda sözünü ettiğimiz eşsiz demokrasiye bakıp, “elveda Anayasa Mahkemesi” diyor.

Halkı yönetmeyi değil, hükmetmeyi hedefleyen...

Hukukta reform yapacağız deyip, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını siyaset borsasına endeksleyen...

İnsanların hakkını “borç” olarak verip, bunu erteleyince oy devşiren...

Ülkeyi yönetmeyi bırakıp, siyaseti yönetmeyi iş edinen...

Dünya beşten büyüktür deyip, Türkiye’yi beşten küçük yapan...

Bir iktidar anlayışı var...

İktidara geldiklerinde büyük uluslararası kabul vardı. Bunu, “dünya bize hayran” diye sattılar. Zamanla tersine döndü. Bu kez, “dünya bizi kıskanıyor” diye satıyorlar.

İktidarın uluslararası ilişkileriyle ilgili ciddi bir döneme giriyoruz. Şubatta NATO, martta AB zirvesi var.

Gelen haberler Türkiye’nin karnesinin zayıf olduğu, iktidarın bu konuda sıkıştırılacağı yönünde...

Acaba öyle mi?

ABD-AB hattının kendi ekseni dışına bakışını geniş açıdan değerlendirdiğimizde Türkiye’de demokrasi istemiyorlar.

Türkiye’nin yönetilebilir, söz dinleyen bir ülke olmasını istiyor. Bakmayın kuru gündeme, iktidar yıllardır kritik dönemeçlerde küresel yapıyı üzmüyor. Türkiye’nin göçmen deposu olmasından Arap ülkeleriyle ilişkileri bozmasına kadar her şey onların işine geliyor.

Türkiye’yi demokrasiyle yönetilen ülkelerin bir parçası değil, Ortadoğu’nun örnek ülkesi yapmak herkesin işine geliyor, iktidar dahil!

Yeşil K-uşak politikasından Büyük Ortadoğu Projesine, oradan ılımlı İslama kadar, Ortadoğu coğrafyasındaki tüm stratejiler “yönetilebilir” ülkeler oluşturmak içindi. Şimdi ılımlı İslam politikasından vazgeçmiş görünüyorlar. Gidiş şu:

Ilımlı İsrail politikası!

***

Biz kendi ülkemize bakalım...

Ortadoğu ilkeleriyle çok iyi ilişkiler kurabiliriz. Bunun altyapısı var. Ama o rejimlere benzemek zorunda değiliz. AB, İngiltere’nin ayrılmasıyla kendi içinde de yeni sancılar yaşıyor. İyi olanı almak için tam üye olmak zorunda değiliz.

NATO ve AB zirvesinde Türkiye’nin demokratik gelişmişliğine bakmayacaklar. Kendi çıkarlarına ters düşmeyecek bir yönetim olup olmadığına bakacaklar. Bunu 19 yıllık deneyimiyle en iyi bu iktidar biliyor ve gereğini yapmayı “başarıyor”!

Muhalefet partileri dışarıdan hiçbir şey beklemeden, Türkiye’nin demokrasi birikimini daha fazla örselemeyecek bir hedefler bütünü oluşturmak zorunda.

Aksi halde...

Muhalefete de gerek kalmayacak!

Türkiye “yönetilebilir” olduğu sürece küresel yapı buna hiç üzülmez!


Yazarın Son Yazıları

Hatalar zinciri... 3 Mart 2021
Gara-bet durum! 23 Şubat 2021
Vurun gençliğe... 9 Şubat 2021