İçimizdeki ve dışımızdaki erkek tanrılar

08 Temmuz 2020 Çarşamba

Erkekler kadınları öldürür.

Erkekler kadınları döver.

Erkekler kadınları ezer.

Erkekler kadınları taciz eder.

Erkekler kadınlara tecavüz eder.

Çünkü...

Onlar erkektirler ve diğerleri de kadın.

Peki, erkeği ve kadını tarif eden kimdir?

Tanrı mı? Yoksa bizzat insan mı?

Birbirine göbekten bağlı olan Tanrı ve devlet kavramlarının eril olması bile aslında bu sorunun cevabını hemen verir.

Tanrı’yı ve devleti eril hayal eden, bizzat insanın kendisidir.

Fiziksel gücün üstünlüğüne ve öfkenin iktidara hizmet eden görkemine aldanan insanlık, Tanrısını ve devletini eril kumaşlardan biçtiğinden beri...

Bu dünyada kadınlar erkekler tarafından hırpalanırlar.

İçimizdeki ve dışımızdaki erkek Tanrı ve erkek devlet, kendi hazzı için meşrulaştırdığı şiddeti eril bir küstahlıktan peydahlar.

Ve bu eril küstahlıkla köpürttüğü iktidarını yine bize eril bir psikolojik şiddetle sevdirir.

O çok sevdiği Tanrısını ve devletini gaddar bir erillikten devşiren insanlığın, kendisini tehditlerle yöneten ve korkularla terbiye eden iktidarlara olan zaafı döner dolaşır kadını, erkeğin karşısında mağdur kılan evrensel değerlerin kabulüne kadar düşürür.

O yüzden bu coğrafyada da uzak coğrafyalarda da erkeğin kadına yönelttiği şiddet, hukuki açıdan negatif bir değer taşıdığı halde, toplumda ve hatta kalplerde kendisine bir şekilde hep yer edinir.

Kadınla erkek, evet, eşit değildir. 

Ama sorun, onların biyolojik eşitsizliğinden kaynaklanmaz.

Denk görülmeyişlerinden kaynaklanır. 

Bir kısım insanın bir diğer kısım üzerinde hâkimiyete sahip olması gerektiğine ikna olan...

Ve güçlü olarak tanımladığı gaddar iktidarın büyüsüne kapılıp birbirinden farklı olanların denkliği üzerine düşünmeyi her çağda ısrarla erteleyen insanlık, kadınlara zarar veren erkeklerle ilgili temel sorununu asla çözemez.

Biz birbirimize nafile sorarız:

Erkekler kadınları neden döverler, neden öldürürler?

Kadınlar kendilerine bunların yapılmasına neden izin verirler?

Oysa hepimiz biliriz;

Eril tanrılarda ve eril ve devletlerde meşrulaşan fiili ve psikolojik şiddet ahlakı, evlerdeki kadın erkek ilişkisine olduğu gibi yansır.

Ama devlete ve Tanrı fikrine zeval gelmesin diye...

Sahte bir eşitlik ve adalet üzerine inşa edilen iktidar algısını alaşağı etmeye kimse cesaret edemez.

Ve biz her kadın cinayetinde, kadına yönelik şiddette, tecavüzde, tacizde sorunun özünden çok uzak olan tartışmalara girer, yolumuzu da her seferinde kaybederiz.

İnsan eğer kendisini Tanrı’yla ve devletle denk görürse tehlikeli ve tehditkâr iktidar kavramını alaşağı edebilir. 

Aynı şey kadın erkek meselesi için de geçerlidir. 

Kadınla erkeğin eşit olup olmadığının tartışılmadığı...

Kadınla erkeğin ve türlü farklı cinsel yönelimlerin her koşulda denk sayıldığı bir dünyada...

Cinsiyetlere dair roller yazmaktan kurtulursunuz. 

Ve muhtemelen külliyen barışçıl bir dünyada yaşamaya başlarsınız.


Yazarın Son Yazıları

Anarko Kemalist 16 Eylül 2020
Gırgır da Gırgır 26 Ağustos 2020
Korkunun ecele faydası 19 Ağustos 2020