Bilgisiz Diplomasızlar İçin İki Öykü

29 Ağustos 2020 Cumartesi

30 Ağustos utkusunu kutlamaktan vazgeçenler ve onların kuyruğuna takılanlar için belgeye dayalı iki gerçek öykü:

Haziran 1921: Yunan Kralı Konstantin, iki zırhlı eşliğindeki “Lemnos” adlı savaş gemisiyle İzmir’e doğru yola çıkmadan önce, Atina katedralinde ayine katılıyordu. Kral ayinden çıkarken dışarıda Yunan yönetimi kademesinden kişilerin oluşturduğu kalabalık “Konstantinopolis’e, Konstantinopolis’e” diye çığlıklar atıyordu. Kral, İzmir’e gitmeden önce bir de bildiri yayımladı:

Elenizmin yüzyıllardır savaştığı Anadolu’daki ordumun başına geçmek üzere yola çıkıyorum. Misyonunu gerçekleştirmek üzere coşkunca ilerleyen bu soyun savaşları Tanrı yardımıyla parlak zaferle sonuçlanacaktır.

İzmir’e “Yaşa Konstantin” diye çıkan Kral, Yunan ordusuna şu çağrıyı yapmıştı:

İleri! Kralınız, sizinle beraberdir. Sizi, vatanın emrettiği yere götürmektedir.

Mayıs - Ağustos 1922: İngiltere, İzmir bölgesinde bir “muhtariyet”, daha sonra da bir “İyonya devleti” kurulmasını istiyordu. İyonya devleti kurulması yolundaki hazırlıklar, İngiliz Dışişleri Bakanlığı ve askeri yetkililerince resmi raporlara da yansıyordu. Yunan hükümetinin İyonya devletini kurmakla görevlendirdiği Yunan İzmir Yüksek Komiseri Sterghiades’e göre bu devlet, “kurtarılmış halkın kendisi tarafından tamamlanacak bir kurtuluş eseri”ydi. İzmir’den başlayarak Marmara Denizi, İzmit ve İstanbul’a değin uzanması tasarlanan İyonya devleti, Atina hükümeti tarafından çekilen bir telgrafta şöyle kutlanıyordu:

Batı Anadolu hiçbir zaman Türk idaresine geri verilmeyecek, Yunanistan burada sürekli bir yönetimin temellerini atacaktır.

İngiliz Başbakanı Lloyd George, aynı günlerde İngiliz parlamentosunda yaptığı konuşmada, İyonya devleti konusunda Yunan hükümetine bir uyarıda bulunmayacaklarını belirterek, bir anlamda İyonya devletini tanımış oluyordu.

Gelelim bugüne:

Bağımsızlık savaşı, Atatürk ve Cumhuriyete kin duygusu ile eğitilmiş ve büyütülmüş olan bilgisiz diplomasızlar bu iki öyküyü yaşamlarında hiç okumamışlardır. Bundan eminiz.

Kurtuluşun ve kuruluşun sayesinde var olmuş bir yurdun ve devletin üstüne konduklarını bilmez, tarihsel değer ve olguları reddetmeye kalkarlar. Yurt toprakları emperyalistlerin çizmesi altındayken “samimi ve sadık işbirliği” peşindeki Osmanlı’nın devamı olmakla övünürler.

Bırakın, övünsünler.

Biz bağımsızlıkçılar ve aydınlanmacılar, bu yıl da 30 Ağustosumuzu kutlayalım. Coşku ve başı dik bir onurla...

Namuslu geçmişe yaslanan gelecek bizimdir!

Saray Hukuku

Şu yoksul halka yaklaşık 4.5 milyar liraya mal olan Saray’ın kaçak olduğu, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından bir kez daha hukuksal olarak saptandı.

Kaçak Saray’ı yaptıranın atadığı üyelerden oluşan bir Danıştay Dairesi’nin kararı ile Ayasofya Müzesi’ni hemen ibadethaneye çevirenler, Danıştay’ın en üst kurulu tarafından Saray’ın kaçaklığını onaylayan bu kararı uygulayacaklar mı?

Çok safça sorulmuş sorunun yanıtı bellidir: Kuşkusuz uygulamayacaklar.

Hukuk denen şeyin, ancak hukuk devletinde uygulandığını, anayasa maddelerinin rafta olduğu bir yerde geçerli olamayacağını hepimiz çok iyi biliyoruz.


Yazarın Son Yazıları

Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020
Egemenlerin Yeni Kurgusu 8 Ağustos 2020
AKP Ateşle Oynuyor! 25 Temmuz 2020