Enver Aysever

Aynılaşmak mı, ayrışmak mı?

26 Aralık 2019 Perşembe

Neden parti kurulur ya da üyesi olunur? Belli değerler, ilkeler ekseninde insanlarla bir araya gelmek, mücadele etmek için değil mi? “Parti” bir parçadır, bölümdür. Diğerlerinden farklı oldukça değerli, anlamlıdır. Bizde ve dünyada baş gösteren liberallik salgını (sağcılık hastalığı) aynılaştırma üzerine kurulu. Eğer “diğerinden farkın nedir” diye sorulduğunda yanıt veremeyeceksen, neden ona değil de sana oy versin seçmen? Yaşadığımız sorunların, açmazların önemli nedeni dayatılan bu aynılaşmadır. Doğrusu “ayrışma, farklılaşma” olmalıdır. Düzene hizmet ettiğin sürece, diğerlerinden farkının ne olduğunu anlatmak mümkün değildir. Zorunlu bırakılan kavramlarla, ölçülerle konuşmaya başlarsın. Hal böyle olunca da iktidar olsan bile değilsindir.


Parti mi, şirket mi?

AKP tam olarak parti midir, emin değilim. Daha çok bir lider öncülüğünde toplanmış büyük bir şirket, çıkar topluluğu gibi durmakta bu yapı. İdeolojik olarak davranan lider var, doğru. Ancak çevrede yer alan herkes düzenden beslenerek güçleniyor. Herkes kendine çapı oranında güç, iktidar devşiriyor. Eğer liderin ayağı es kaza kayarsa, hemen çevresi boşalacaktır. Kimse başarısızlığa, suça ortak olmak istemez. Bu yüzden dev yapı sürekli iktidar olmaya mahkûmdur. Oysa ideolojik partiler küçük olsa da dağılmazlar. Birlikteliğin anlamı başkadır. AKP gelişmiş, güçlenmiş Anavatan Partisi’dir. Dağılma süreci de benzeyecektir. Tek farkla, AKP uzun süre iktidarda kaldı, verdiği hasar çok daha derin ve büyük. Fatura ödenebilecek mi, meçhul.


Bedelin boyutu

Fatura deyince, iktisadi hasarı ödemek belli ölçüde mümkündür kuşkusuz. AKP ülkenin vicdanını yok etti. Artık kimseler bir diğerini düşünecek halde değil. Bencil, çıkarcı, alnı secdede tacirler dönemindeyiz. Alın sembolik olarak secdede elbette. Giyim kuşam, dil, bıyıklar hep parti devletine uygun. Her yan alışveriş alanı. Herkes ve değerlerin tümü alınır satılır halde. Salgın cehalet, acımasız bencillik, vasatlık, lümpenlik bu dönem azgın halde. Milliyetçi hamaset, sahte kabadayılık çıkar gruplarını bir arada tutuyor. Tarikat, cemaat üyesi olmak zenginleşmenin aracı halinde! Korkunç bir düzen! Buradan iktidar devşirmek için aynılaşmak akıldışı yöntem, beklenti. Bir an önce ayrılaşmak, kendi rengini koymak gerek.


Rant

Kanal İstanbul’a mecburdur AKP. Beslediği yerli, küresel çevrelere rant üretmek zorundadır. Varlığının en önemli sebebi budur. Giderek büyüyen iktisadi krizi aşmak için her yolu deneyeceklerdir. Büyük paralarla ihaleye çıkmak, çevredeki arazileri ani sıçramayla değerli kılmak bildik taktikleridir. Elbette buna karşı durmak hem insanlık, hem yurttaşlık görevidir. Ancak düzen içi söylemde kalmak yetmez. Söz gelişi, biri çıkıp “halkın olanı, halka iade edeceğiz” diye neden söylemez? Gayet açık, AKP döneminde peşkeş çekilen araziler geri alınmalıdır. Bu siyasi iddia olmadan farklılaşmak söz konusu değildir. Hukuk adı altında verilen kararların hangi ölçüyle konduğu sorulmayacak mı? Kimin hukuku demek suç mu?


Yabancı düşmanlığı ve hakikat

Bir yandan ülkede yabancı düşmanlığı azmış halde, öte taraftan irili ufaklı tüm işletmeler bu insanları sömürerek, adına çalışma denen zulmü uyguluyor. Geçen gün küçük bir haber vardı. Suriyeli bir işçi patronu tarafından öldürülüp, yol kenarına paket gibi bırakılmıştı. Salt bu olay bile nasıl bir pis düzen içinde kıvrandığımızı gösteriyor. “Suriyeli neden bu ülkede, defol” diye avazı çıktığınca bağıran kaç kişi durumun farkında? Bu ölüm sonuç mudur, neden midir? Sömürü düzeni kimsenin ırkına, dinine bakmaz. Savaşlar ucuz işgücü sağlamak, ülkeleri kolay sömürmek için çıkar.

Milliyetçilik, dincilik en kullanışlı kavramlarla kapitalizme hizmet eder. Aslında RTE bir şeycik gizlemiyor. Geçen gün, camdan yazı akmayınca, doğaçlama konuştu ve dedi ki: “Eğer Libya bizden yardım isterse elemanları gönderebiliriz!” Kimdir bu eleman dedikleri? Ülkeyi koruma görevi olan TSK askerleri. Kimseden çıt çıkmadı ya da çıkamadı. Başta apoletliler sustu. Buna itiraz etmeyecek misiniz örneğin? Düzen “bu söylem yerli ve millidir” diyor, bu emre uyarak nasıl fark yaratacaksınız?


Ve Aygün

İbretlik Sinan Aygün olayı da benzer örnektir. Sağcı Aygün yelpazede bulunduğu yerin hakkını vermiş, kişisel çıkarlarına uygun davranmıştır. Önce CHP’den vekil oldu, çünkü Ergenekon sanığıydı, dokunulmazlık kazandı. Sonra anlaşıldı ki Gökçek ile iş görmüş. Şimdi tezgâha çomak sokulunca feveran ediyor.

Şunu söyleyeyim, Aygün’ün hepten haksız olduğunu sanmıyorum. Kim bilir ne tür ilişkiler dönüyor ki adam rahatça konuşuyor. Mansur Bey korkmuyor, belli ki kendinden emin. Ama hadi soralım: Düzen partileri, belediyeleri tüm harcamaları şeffaf yapmışlardır” diyebilir miyiz? Neden belediye meclislerinde herkes İmar Komisyonu’na girmek ister? AKP rant ile büyüyor, palazlanıyor da, acaba diğer düzen partilerinde durum farklı mı? Burası bataklık, herkes içinde çırpınıyor, kimsenin temiz kalması mümkün değildir. Düzen değiştirme iddianız yoksa ona hizmet edersiniz!



Yazarın Son Yazıları

Üç maymun 13 Ağustos 2020
Erbaş’ın kılıcı! 3 Ağustos 2020
Bana Dostunu Söyle... 30 Temmuz 2020
Tıpış tıpış! 23 Temmuz 2020
Günah Keçisi! 13 Temmuz 2020
Tavşan muhalefet 9 Temmuz 2020
HalkTV kapanırsa! 6 Temmuz 2020
Küllenmeyen yangın! 2 Temmuz 2020
Demokrasi için yürümek! 25 Haziran 2020