Ayşe Emel Mesci

Büyük altüstlükler daha yeni başlıyor

11 Mayıs 2020 Pazartesi

Yıl 1998’di. İlkokul arkadaşım Orhan Kural’ın kurduğu Gezginler Kulübü’nün açılış töreni için kulübün Sultanahmet’teki lokaline gitmiştim. Açılışı Deniz Baykal yapmış, törende Mustafa Balbay ile de ilk kez karşılaşmıştım. On parmağında on marifet olan Balbay’ın gezginlik alanında da önemli bir deneyimi ve yayımlanmış kitapları vardı. Hatta bu kitaplar, Cumhuriyet Kitapları içinde bir “Mustafa Balbay Gezi Seti” oluşturacak sayıyı bulmuştu. Sohbet ederken ona ekolojik kaygılardan, bilim insanlarının önlem alınmazsa dünyanın yakında geri dönülmez bir sınırı aşacağı uyarılarından, bunun belki de en önemli mesele olduğundan söz etmiştim. Balbay o muzip gülümsemesiyle bana bakmış, “Aman Ayşe Emel biz daha o noktaya gelemedik, bizim başımızdaki dertler daha büyük” manasında bir şeyler söylemiş, gülüşerek konuyu kapatmıştık.

Uyarı bildirisi

Benim o cümleleri kurmama sebep olan kaygım, geçen yazımda söz ettiğim, Henry Kendall’ın 1992’de kaleme aldığı uyarı bildirisinden kaynaklanmıştı. Kendall, 1969 yılında ABD’nin MIT Üniversitesi’nde bilim insanları ve öğrenciler tarafından kurulan Union of Concerned Scientists’in (İlgili Bilim İnsanları Birliği) Nobel ödüllü fizikçi başkanıydı. Tüm dünyadan ödüllü ödülsüz pek çok bilim insanının imzaladığı bildiri şöyle başlıyordu: “İnsanoğlu doğal dünya ile savaşmaktadır.”

Uyarıdan şu çarpıcı satırları aktarmak isterim: “Dünya bitmiştir veya doludur. Boş alanları değerlendirme ve kaybı önleme yeteneği kalmamıştır; besin ve enerji sağlama yeteneği sona ermiştir ve artan nüfusa yetme yeteneği de bitmiştir. Sınırın son noktasına büyük bir hızla yaklaşıyoruz. (…) Bu belgeyi imzalayan bizler yani dünya biliminin önemli üyeleri tüm insanlığı nelerin olabileceği konusunda uyarıyoruz. Dünyanın ve üzerindeki yaşamın kurtarılması için büyük bir değişim gereklidir.” Bildiri neler yapılması gerektiği konusunda önerilerle son buluyordu: 1- Çevre kirlenmesini kontrol altına almak; fosil yakıtlardan ve sera etkisini tetikleyen tüm enerji kaynaklarından vazgeçmek; ormanların yok olmasını, hayvan ve bitki türlerinin tükenmesini önlemek; 2- Refahı tüm insanlığa yaymanın bir yolunu bulmak; öncelikle de enerjinin, suyun ve diğer temel maddelerin daha verimli kullanımını sağlamak; 3- Nüfusu dengede tutmak.

Piketty’nin salgın değerlendirmesi

“Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital” adlı kitabıyla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tanınan Fransız iktisatçı Thomas Piketty, 10 Nisan’da “Le Monde” gazetesinde koronavirüs salgınıyla ilgili bir makale kaleme aldı. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın web sitesinde Türkçesi yayımlanan bu makalede Piketty, salgının yeni bir sosyal devlet ihtiyacını ortaya koyduğunu vurguluyor. Yukarıda söz ettiğim bildirideki refahı dünyaya yaymanın bir yolunu bulmak uyarısını hatırlatır bir tarzda, “tüm gezegen sakinleri” için bir sağlık ve eğitim bağışı önerisini ortaya atıp, bunun dünyanın en zengin yüzde 1’inden alınacak vergilerle finanse edilebileceğini söylerken şu gerekçeyi öne sürüyor: Sonuçta söz konusu yüzde 1’in zenginliği, “küresel bir ekonomik sisteme (ve bunun yanı sıra yüzyıllardır gezegenin doğal kaynaklarının ve beşeri kaynaklarının dizginsiz bir biçimde sömürülmesine) dayanmaktadır.” Salgından sonra gerçekten yeni bir sosyal devlet anlayışı, daha paylaşımcı bir dünya ortaya çıkacak mı? Bilmiyoruz, ama Piketty’ye göre kesin olan bir şey var: “Büyük politik-ideolojik altüstlükler daha yeni başlıyor.”


Yazarın Son Yazıları

Maskeli balo sona eriyor 27 Temmuz 2020
Bir kültür elçisi 8 Haziran 2020
Aziz Nesin Kabare 13 Nisan 2020
Korona Günleri 16 Mart 2020
Hesabı kim soracak? 10 Şubat 2020
Mahşer Görüntüleri 13 Ocak 2020