Aykut Küçükkaya

Çağdaşlaşmanın öncüsüyüz

23 Aralık 2019 Pazartesi

Tartışma, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 6. Din Şûrası’ndaki konuşmasıyla başladı. Erdoğan, “İslam bize göre değil, biz İslama göre hareket edeceğiz. Nefsimize ağır gelse de hayatımızın merkezine dönemin koşullarını değil, dinimizin hükümlerini yerleştireceğiz” diyordu...

İlk önce önemli isimlere, hukukçulara, “Laiklik ilkesi ihlal edildi mi” diye sorduk. Yanıtların buluştuğu ortak nokta, “laiklik ilkesinin din ve vicdan özgürlüğünün, Türk toplumunun çimentosu olduğu”ydu...

Sonra ne mi oldu? Resmi Gazete’de şeri bir karar yayımlandı. Tarih: 14 Aralık 2019... Resmi Gazete’de, Kamu Gözetim, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun 12 Aralık 2019 günü aldığı “Faizsiz Finans Kuruluşlarının Bağımsız Denetimini Yürüten Denetçiler İçin Kurallar” kararı yayımlanıyordu. Erdoğan’ın, “İslam bize göre değil, biz İslama göre hareket edeceğiz” sözü resmen yaşama geçiriliyordu. Karar ile faizsiz finans kuruluşları denetçileri için belirlenen etik kurallar, fıkhi (İslam hukuk kuralı) hükümlere bağlandı. Öyle ki mesleki yeterlik ve özen ilkesine dayalı etik davranış kuralları tanımlanırken “Denetçi, mesleki görev veya hizmetlerini özenle ve düzgün biçimde yerine getirirken Allah-u Teâlâ’ya, topluma, mesleğine, müşterisine ve kendisine karşı sorumlu olduğu...” denildi. Bir başka kurala göre ise denetçilere, Allah-u Teâlâ’nın kendisini sürekli izlediğinin ve kıyamet gününde hesap vereceğinin bilincinde olması zorunluluğu getirildi.

Anayasada, “Türkiye Cumhuriyeti... demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir” diye yazıyordu. Biz de “Anayasa değişti mi yoksa!..” diye sorduk. Herkes sus pustu!.. Haberlerimize devam ettik... 20 Aralık 2019 günü “Şeriat çalıştayı” başlığıyla çıktık. Yazarımız Işık Kansu’nun imzasını taşıyan haberde Anadolu İlahiyat Akademisi’nin, eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun danışmanlığında, 2020 yılı nisan ayında “Değerlerden Pratiğe Ortak Bir Fıkıh-Hukuk Politikası” başlıklı bir çalıştay düzenleyeceğini duyurduk. Çalıştayın gerekçesi ise şu satırlarda gizliydi: “Pozitif hukuk yapılarının ülkenin ve dünyanın ahlak krizini aşmaya yetmemesi...” Sonra adını bu köşede anmaya gerek yok, geçen cuma sabahı Akit TV’de biri çıktı ortaya. Ve aynen şunları söyledi: “Ben içerisine bakmadım ama Cumhuriyet’te ‘Şeriat çalıştayı’ diye kocaman, ne kadar da büyük yazmışlar öyle değil mi? Bunu görünce bana yetti. Dedim ki Cumhuriyet bizi tuzağa çekiyor. Hadi gidelim. Madem Cumhuriyet şeriata savaş açtı, ee Milli Gazete de orada duruyor. Hep birlikte toplanıp Cumhuriyet gazetesi önüne bir el bombası atalım.” 3 gündür telefonumuz susmuyor. Yalnız olmadığımızı gösteren gazetemizin gerçek sahibi okurlarımız, siyasiler, baro başkanları, meslek örgütlerimizin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri arıyorlar, “geçmiş olsun” dilekleriyle gazetemize yönelik tehdidi kınıyorlar. Ya asıl araması gerekenler! Evet... Üç gündür savcılık harekete geçmiyor, bu vahim tehditle ilgili resen soruşturma bile başlatmıyor. Hukukçularımızla bu hafta yargıya gideceğiz, Cumhuriyet’i hedef gösterenler hakkında yasal hakkımızı kullanacağız.

Bir kez daha tarihe not düşelim... Simge yazarları Uğur Mumcu’yu, Ahmet Taner Kışlalı’yı, Muammer Aksoy’u, Onat Kutlar’ı, Bahriye Üçok’u ve Cavit Orhan Tütengil’i bombalı düzeneklerle, silahlı saldırılarla yitirmiş 95 yıllık bir çınarın, adını Atatürk’ün koyduğu bir gazetenin emekçileriyiz. Cumhuriyet felsefesinin, aydınlanma devrimlerinin savunucusuyuz. FETÖ’nün Ergenekon kumpasıyla aramızdan kopardığı Başyazarımız İlhan Selçuk’un çizgisindeyiz. Bu tehdit bizi yıldıramaz, geri adım attıramaz. Türk toplumunun çağdaşlaşma hareketinin öncüsü olmaya devam edeceğiz...


Yazarın Son Yazıları

Gara, iktidar ve ABD... 22 Şubat 2021
2020’ye veda ederken... 28 Aralık 2020
Dayanışma büyürken... 7 Aralık 2020