Ali Sirmen
Ali Sirmen asirmen@cumhuriyet.com.tr Son Yazısı / Tüm Yazıları

Ordu Neye Yarar?

13 Aralık 2014 Cumartesi

9 Aralık Salı günü bu köşede çıkan “Yorgun Moralsiz Ordu ile Oynama” başlıklı yazıyla ilgili olarak değerli okurum Nevzat Çeltek’ten bir ileti aldım. Sayın Çeltek yazısında, özetle şöyle diyordu:
“Bugünkü yazınızda orduyu savunmanıza şaşırdım doğrusu. O ordu değil mi sizi, beni ve yüz binleri zindanlara atıp yargısız yatıran.
Beyler ordu ile oynamayın! Bir gün ona ihtiyacınız olur. Ordu ile oynar, onu yorgun, bitkin, moralsiz hale sokarsanız, bütün ülke kaybeder’ diyorsunuz.
Ordu solculardan, devrimcilerden uzak kalsın ve kimsenin orduya ihtiyacı olmasın bence. İyi günler, selamlar.”
Nevzat Çeltek, gözleminde haklı. 12 Eylül’de, onu da beni de yüz binleri de içeri atan, yargısız yatıran, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in komutası altındaki TSK idi.
Bir yanılgıya düşmemek ve o ordu başka, bu ordu başka gibi yanlış değerlendirmelere girmemek gerek.
Eğer böyle düşünenler varsa, İstanbul’da Maltepe Aydınevler Mahallesi’nde, 12 Eylül’de tutuklu bulunduğumuz askeri tugayın birkaç kilometre ötesindeki Kenan Evren Kışlası’nın hâlâ yerinde durduğunu hatırlatmak isterim.
Belirtmeliyim ki, Kenan Evren Kışlası’nı kendine yakıştıran ve bunca olaya rağmen bu adı değiştirmemekte direnen bir kurum, zımnen 12 Eylül’ün sorumluluğunu da üstlenmiş, dolayısıyla da bütün Türk halkına bir özür borçlu demektir.

***

TSK’nin, bugün de kılık kıyafet değiştirerek devam etmekte olan 12 Eylül darbesindeki rolünü unutmamak, ona doğru tanı koymak durumdayız.
Bu savsaklanmaması gereken bir görevdir aynı zamanda.
12 Eylül, laiklik, demokrasi, çağdaşlık gibi kavramların ordu tarafından korunabileceğine inananlar kalmışsa, onların gözünü açıp, gerçeği görmelerini sağlayacak çarpıcı bir örnektir.
Ayrıca ordunun konumunu, işlevini doğru saptamak, demokrasilerin zorunlu koşuludur.
Ordu, ülkenin güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu görevini yerine getirirken, sivil siyasi idarenin emrinde olmak konumundadır.
Ordunun, ülkenin güvenliğini koruma işlevinin yanına, yeni yükümlülükler yüklemek ve ondan siyasetin veya sivil demokratik kurumların savunma alanına giren kurum ve kav-ramları savunmasını beklemek ve istemek çok vahim sonuçlar doğuracak bir hatadır.
Darbeler demokrasiyi koruyabilselerdi, Türkiye’de demokrasi bugün bulunduğu yerde olmazdı.
Ve nihayet içinde bulunduğumuz durumun 12 Eylül askeri darbesinin sonucunda meydana çıktığını görmemek mümkün değildir.

***

Bu bakımdan, değerli okurum Çeltek’in, “Ordu solculardan, devrimcilerden uzak kalsın, kimse de orduya ihtiyaç duymasın” görüşüne candan katılıyorum.
Ancak burada bir yanılgıya da düşmeyelim. Türkiye’de demokrasinin, solcuların başına ne geliyorsa sadece ordudan geliyor sanmak yanlıştır.
12 Eylül’de askeri darbenin ne kadar feci olduğunu yaşayarak gördük, ondan sonrasında ise zaman zaman sivil darbelerin de en aşağı onun kadar, hatta belki de daha feci olduğunu yaşayarak gördük, yaşayarak görüyoruz, korkarım ki daha beterlerini yaşamaya da adayız.
Keşke böyle olmasaydı, keşke demokrasimizin aşması gereken tek engel, askeri darbe olsaydı.
Ama ne yazık ki, değil.
Bu arada askeri vesayetin, sivil totalitarizmi yerleştirmek için bahane olarak kullanılmasının ne gibi sonuçlar doğurduğunu da gördük.
Ordu ile bu şekilde de oynanmamasını istemek, orduyu değil, demokrasiyi savunmaktır.
Son olarak, ordusuz devlet olmuyor. Bağımsızlığın ve güvenliğin savunucuları her yerde ordulardır.
Şu sıralarda içinde bulunduğumuz bölge barut fıçısı, bütün ordular teyakkuz veya hareket halinde.
Böyle bir ortamda, böyle bir hengâmenin ortasında ordusuz veya yıpranmış, yorgun, moralsiz bir orduyla kaldığımız takdirde, başımıza gelecek olanları düşünmeden edebilir miyiz?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Laiklik nedir? 6 Mart 2024
Yıldönümü 3 Mart 2024

Günün Köşe Yazıları