Yakın geçmişin bugüne ışık tutması dileğiyle, 2001 krizi
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

Yakın geçmişin bugüne ışık tutması dileğiyle, 2001 krizi

21.02.2021 06:15
Güncellenme:
Takip Et:

POLİTİKA, ALINAN KARARLARIN YOL AÇABİLECEĞİ SONUÇLARI GÖREBİLME SANATIDIR DİYE BAŞLAYAYIM..

19 Şubat 2001’de, Türkiye büyük bir siyasi ve ekonomik kriz yaşadı. Sedat Ergin, dünkü yazısında bu krizi anımsatan iyi bir yazı kaleme aldı. Yakın tarihte çok önemli sonuçları olan bu tür tarihi dönüm noktalarını yeniden irdelemenin sonsuz yararı var. Bu yazıda Sedat’ın açtığı kulvarda bir değerlendirme yapacağım.

2001 önemli, çünkü AKP’ye iktidar yolunu açtı.

Biliyorsunuz, kriz Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Milli Güvenlik Kurulu toplantısında yolsuzlukları gündeme getirmesi ve tartışmada anayasa kitapçığını Ecevit’e doğru fırlatması, Ecevit’in salonu terk etmesi ve MGK’nin yapılamaması ve sonuçta Ecevit’in “Bu bir devlet krizidir” açıklamasıyla parladı.

Kriz sonuçta Sezer’in üzerinde kaldı. Evet, krizi tetikleyen şüphesiz ki bu olay oldu.

Ama Türkiye, bankalarıyla zaten batmış durumdaydı. Bankalar mesela dolara yüzde 20 üzerinde faiz veriyordu! Bankaların büyük kısmının içi boşaltılıyor, krediler peşkeş çekiliyor, Türkiye yağmalanıyordu. Sezer, ayyuka çıkan yolsuzlukları soruşturmak için de Devlet Denetleme Kurulu’nu harekete geçirmişti. Ülke, dibe gömüleceği bir kıvılcım bekliyordu. Anayasa kitapçığı bunu sağladı.

2001 KRİZİNE NASIL BAKMALI?

1990’lar bütünüyle kriz yıllarıydı. 1994 krizi, siyasi cinayetler, ANAP ve Doğru Yol gibi merkez sağ partilerin ülkenin sorunlarını çözmek bir yana ülkeyi yiyip bitiren bir anonim şirket ortaklığına dönüşmesi, ekonomide eksi büyümeler, kurulamayan hükümetler... Ve üstüne üstlük 1999 depremi!

2001’e giderken siyasi olarak merkez sağ zaten dağılıyor ve tükeniyordu. Seçmen 2000’den önceki seçimlerde merkez sağdan kaçmaya başlamış ve ortalıktaki partilere yönelmeye başlamıştı.

1995 sonuçlarına bakın: Refah yüzde 21; ANAP 19, DYP 19, DSP 14, CHP 10, MHP 8... 1997 postmodern darbe sonucu Erbakan başbakanlığı bırakmak zorunda zorunda kalacaktı.

1999 seçimleri, 1997 postmodern darbesi etkisiyle Fazilet yüzde 14’e düşecek, PKK liderinin teslim edilmesiyle Ecevit yüzde 22’yi bulacak, MHP 18 alacak, ama ANAP 15, DYP 12’de kalacaktı..

KRİZE HAZIR SİYASAL YAPI

Merkez sağ partiler ülkeyi çökertirken, kendileri de çöküyordu. Reform yapma yeteneği, cesareti ve ülkeye güven ve umut verecek hiçbir şey yapamayan çaresiz bir DP-MHPANAP hükümeti kurulmuştu.

Krizden çıkış için bile dışarıdan bir ithal adam, Kemal Derviş.

Para geldi, reformlarla biraz ayağa kalkmanın ilk işaretleri görüldü ki Ecevit’in hastalığı ağırlaştı, Derviş, “Seçim kaçınılmaz” dedi, ANAP lideri başbakanlık arayışlarına girişti, Devlet Bahçeli de hükümeti dağıttı.

İlk seçimlerde, zaten yükselişte olan Erbakancılık, bu kez RTE, Gül ve arkadaşlarıyla yenilenmiş olarak, en yüksek oyu aldı ve iktidar oldu.

Bu arada 2001’de Fazilet Partisi de kapatılacak ve AKP’nin kuruluşu ile Erbakan siyasetten adeta tasfiye edilecekti. (Saadet Partisi yüzde 2 oy alacaktı.)

KRİZ ÖNLENEBİLİR MİYDİ?

Şimdi soralım: Cumhurbaşkanı Sezer, kitapçıkla MGK’de kriz bahanesi yaratmasaydı, Ecevit hükümeti, zaten patlayacak olan krizi daha kontrollü yönetebilir miydi?

Sezer, başlattığı denetleme ve sonrasında anayasa kitapçığı olayının sonuçlarını tartışabileceği ve öngörüde bulunacağı bir ekibe sahip miydi? Sonuçları tahmin etse, başka yol dener miydi?

Koalisyonu dağıtan partiler, yapılacak ilk seçimlerde, bir daha iktidara gelebilecek oy oranlarına asla ulaşamayacaklarını hesap etmekten bu kadar aciz miydiler?

ANAP ve DYP’nin çöktüğü, seçmenin 1990’lardan itibaren adım adım kendilerinden uzaklaştığı, seçmen akışının Erbakan ve arkadaşlarına yöneldiği, ilk seçimlerde (2002 Kasım) AKP’nin tek başına iktidara gelebileceği görülemiyor muydu?

YÜZDE 10 BARAJI VE ASKERLER

Yüzde 10 barajının olağanüstü bir sonuç vereceğini, sadece iki partinin Meclis’e girebileceğini (bağımsızlar dışında) ve AKP’nin tek başına hükümeti kurabileceğini hiç hesap eden çıkmadı mı?

Yoksa artık AKP’nin iktidarı kaçınılmaz mıydı? (İçeriden ve dışarıdan büyük destek vardı.)

Siyaset, tam yön değiştirmişti.

Tabii bu sonuçta, 1980’de yüzde 10 seçim barajını koyan askeri diktacıların da katkısını görelim. Zaten askerlerin siyasete her müdahalesi sonuçta ülkenin zararına sonuçlar üretti.

Biz siyasetçilere “aldığınız karar, attığınız adımların sonuçlarını hiç mi düşünmediniz” derken, üstelik “kurmay eğitimli” koca generallerin müdahalelerinin sonuçlarını görebildiklerini mi söyleyeceğiz?

Yakın geçmişin bugüne ışık tutması dileğiyle: Alınan her kararın muhtemel sonuçlarını hesap etmek önemli.

Yazarın Son Yazıları

Marmara depremine yeni bir bakış var

Fay parçalar halinde kırılacak ve maksimum deprem büyüklükleri ancak 7.3’e ulaşabilecek.

Devamını Oku
15.01.2026
İran rejimi bölgeyi ateşe atabilir, Türkiye’ye etkileri ne olur?

İran’da molla rejimine karşı protestolar durmuyor, çok sayıda ölü var, yüzlerle ifade ediliyor.

Devamını Oku
13.01.2026
Yanardağ’dan Aysever’e... Suskunluğun anatomisi

Merdan’ı (Yanardağ) neredeyse hiçbir suçlama yöneltmeden içeri atma, üstelik Tele1 televizyonuna el koyma cesaretinin hüküm sürdüğü bir ülkede yurttaş güvenliğinin çok yönlü olarak risk altında (uzun süredir!) olduğunu söylemek bile artık bir cesaret denemesi mi olur?!

Devamını Oku
12.01.2026
Orta sınıfın düşüşü

Bu yılın gözde dizisi Kralın Düşüşü gibi oldu ama kastettiğim İpek Özbey ile Onur Alp Yılmaz’ın hazırladıkları kitap.

Devamını Oku
11.01.2026
Aziz Sancar’dan büyük bir başarı daha: Beyin kanserini farelerde yok ettiler

İki üç kez yazmıştım, Aziz Hoca, hızlı ilerleyen ve ölümcül bir beyin kanseri türü olan Glioblastoma’nın tedavisine yönelik çok ciddi bir yöntem geliştirdi ve ilk erken sonuçlar bu tedavinin mümkün olabileceğine ilişkin önemli umutlar doğurdu, diye.

Devamını Oku
08.01.2026
Askeri güç ile siyaset: Geleceği olabilir mi? Avrupa- Çin dayanışması

Bence Trump, bugünkü dünyada pek de geleceği olmayan bir siyaset dönemi başlattı.

Devamını Oku
06.01.2026
Dünyada her şey çöktü, kendini korumak bile ne kadar mümkün?

“Önce Amerika”, “En büyük Amerika” sloganları bugün yaşadıklarımıza (Venezüella’ya baskın) ve arkasından yaşayacaklarımıza ilişkin her şeyi açıklıyordu.

Devamını Oku
05.01.2026
İran’da rejimin tek çıkış yolu nükleeri iptal etmek mi?

En sonunda İranlılar, ekonomik çöküşe başkaldırdılar.

Devamını Oku
04.01.2026
Ekonomik panoramada kısa gezinti ve utanmazlık skalası tartışması

Ekonomik tablo yıllardır felaket.

Devamını Oku
30.12.2025
HÜDA PAR/DEM/İmralı el ele Kürt karanlığına

AKP, Türkiye ve Ortadoğu’da Kürdistan isteyen pankürdist, geçmişi karanlık HÜDA PAR’ı, 4 milletvekili vererek Meclis’e soktu.

Devamını Oku
29.12.2025
Hey Türkler, Anadolu, Trakya, savaşı kaybettiğinizden haberiniz var mı?

Kürt meselesini çözüm komisyonu sanki çıkmaza girdi gibi.

Devamını Oku
28.12.2025
Çin’in başarısının sırrı: Yüz binlerce genç mühendis

Anımsıyorum, 6-7 yıl önce Amerikan üniversitelerini bitiren fen alanlarında mühendislerin sayısı muhtemelen 400 bin kadar olduğuna ilişkin bir istatistiğe hayret etmiştim.

Devamını Oku
25.12.2025
Çin, 20 yılda kritik teknoloji araştırmalarının yüzde 90’ında öncü

Yukarıdaki başlık bana ait değil, dünyanın en önemli iki bilim dergisinden biri olan NATURE’a ait.

Devamını Oku
23.12.2025
6 yıllık ‘Manhattan Projesi’ ile Çin ABD tekelini kırdı

Bu proje İkinci Dünya Savaşı’nı bitiren atom bombası üretme projesi değil.

Devamını Oku
22.12.2025
Anket sonuçlarına ne kadar güvenmeli?

Onlarca anket önümüze geliyor ve buna göre yorumlar yapıyoruz.

Devamını Oku
21.12.2025
13 yıl öncenin büyük öngörüsü gerçekleşiyor mu?

Kaybettiğimiz Doğan Kuban Hoca’nın seçme yazılarına her hafta Herkese Bilim Teknoloji dergisinde yer veriyoruz.

Devamını Oku
18.12.2025
Ankara’nın F-35 rüyası bitti veya çok bedel ödemesi gerekir

Hayır, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Barrack’ın F-35 konusunda verdiği yanıta dayanarak Ankara bu uçakların rüyasını bile göremez demiyorum.

Devamını Oku
16.12.2025
Bu anlaşmayı kim ‘Feshet’ dediyse suçlu o! Suriye tek mi olacak çok mu?

Bütün mesele bu. Derinden bir savaş veriliyor, bir varlık ve yokluk savaşı bu, olmak mı olmamak mı...

Devamını Oku
15.12.2025
Bu övgünün ardında ne var?

Şam hükümetini ve Suriye’yi kimler zayıf bırakarak dış güçlerin sürekli müdahalesine açık bir ülke konumunda tutmak istiyor sorusu çok önemli ama bugün Trump’ın Erdoğan’a olan büyük sevgisinin arka planında ne var sorusuyla başlayacağım.

Devamını Oku
14.12.2025
Tarihe geçecek diploma iptali davası Dreyfus’u gölgede bırakır

Bir ülke, bir iktidar, bir hukuk, bir yargı düşünün ki topluca hareketle bir kimsenin 31 yıl önce aldığı üniversite bitirme diplomasını geçersiz saysın ve iptal etsin.

Devamını Oku
11.12.2025
‘Bana uy, seni tekrar büyük yapacağım, yoksa yok olacaksın’

Trump yönetiminin hazırladığı Milli Güvenlik Stratejisi (Belgesi) büyük tartışma yarattı, özellikle Avrupa’ya ilişkin bölümleri. Trump karşıtı Amerikan medyası ve entelektüel yazarlar, Trump Avrupa’yı adeta düşman olarak görüyor yorumunu yaptılar.

Devamını Oku
09.12.2025
Ümmet mi millet mi? Av kim, avcı kim?

Bakın ne buldum.

Devamını Oku
07.12.2025
Şu 29 maddeye noldu ey komisyon? Yanıt: DEM istemedi!

CHP, “Öcalan’a serbestlik, anayasa değişikliğine DEM desteği, PKK’ye ülkede siyaset yapma özgürlüğü” komisyonuna katılırken demokratikleşme olmadan Kürt sorunu çözülmez diyerek 29 maddede bir paket sunmuştu, hatırlatmak istedim özetle de olsa...

Devamını Oku
04.12.2025
Ümmet: Parçalanmış bir Türkiye

Dünkü yazımın sonu “Peki niye şimdi ümmet” sorusuyla bitiyordu. Yer darlığından yanıtı yoktu.

Devamını Oku
02.12.2025
İmralı ve PKK’nin ‘ümmetçi Türkiye’ söyleminin anlamı ne?

Bugüne kadar seküler parti havası basan Kürt milliyetçi siyasal hareketini bir süredir “ümmet” heyecanı bastı.

Devamını Oku
01.12.2025
CHP’yi kurultay sonrası çok zor bir dönem bekliyor

CHP programını yeniledi, parti meclisini 80 kişiye çıkararak kapsayıcılığını ve halk nezdinde temsiliyetini artırdı, büyük bir inançla Özgür Özel iktidara geleceklerini söyledi.

Devamını Oku
30.11.2025
Adeta yargısız infaz kararı

Evet Fatih Altaylı’ya verilen 4.2 yıllık mahkûmiyet kararı, sözlerinde açık bir tehdit asla olmayan ve doğrudan cumhurbaşkanını hedef almayan, ana fikri Türk halkının seçimlerde oy kullanmayı artık çok sevdiği ve bundan asla vazgeçmeyeceği idi.

Devamını Oku
27.11.2025
DEM’in kaçırdığı, CHP’nin yapması gereken

CHP’nin “çözüm” komisyonuna katılırken verdiği sözü tutması iktidar kanadını ve bu kanada eklemlenenleri rahatsız etti.

Devamını Oku
25.11.2025
Yeni seçim ittifaklar olasılığına bir bakış ve sırat köprüsünde yürüyenler

Dünkü yazımın sonunda şu cümleler vardı: Süreç zaten yeni ittifaklar yaratacak ortama itildi.

Devamını Oku
24.11.2025
Neden İmralı dayatması? Çünkü sürecin lideri!

Evet, apar topar ve medyaya kapalı bir toplantı ile milletvekillerinden oluşan ve 5 kişi olacağı söylenen bir heyet, İmralı Adası’na gidecek.

Devamını Oku
23.11.2025
İddianamede yaldızlı bir casus öyküsü

İddianamede Eylem 13 başlığı altında çok ciddi bir iddia var:

Devamını Oku
17.11.2025
Burası Türkiye abicim, yarın ne olacağını kestirmek zor

AKP çok şükür kendinden önceki sağcı iktidarların izinden giderek ülkeyi, geçmişe kıyasla en büyük ekonomik çöküşe ve yoksullaşmaya itti.

Devamını Oku
16.11.2025
Olağanüstü döneme olağanüstü iddianame

4 bin sayfalık iddianame mi olurmuş?

Devamını Oku
13.11.2025
Millet, ‘dâhi adam’ın bu topraklardan çıkmasının gururunu yaşıyor

AKP’den önce 10 Kasım’larda sirenler çaldığında köprüde, caddelerde sokaklarda durmayan araçların ve yayaların sayısı hatırı sayılır ölçüde fazlaydı.

Devamını Oku
11.11.2025
Cumhuriyetin temeli ve Ata’nın bize mirası 3+2 altın anahtar

Bugün büyük Türk’ü anıyoruz.

Devamını Oku
10.11.2025
Üniversite diploması ne kadar değerli

ABD’de Gallup’un ağustos ayında gerçekleştirdiği anket ilginç sonuçlarıyla tartışma yarattı...

Devamını Oku
09.11.2025
Mesele salt İmamoğlu değil, yenilikçilik ve yerellik

Ekrem İmamoğlu’na casusluk suçlamasının hemen ardından oğlu ve babasının sorguya çekilmesine sıra geldi.

Devamını Oku
06.11.2025
Ahmet Türk ve hayal alemi

DEM heyeti ile cumhurbaşkanı arasında son yapılan ve sonucu merakla beklenen görüşme üzerine bir açıklama beklerken cumhurbaşkanı hukuk başdanışmanlarından Mehmet Uçum merakımızı giderdi.

Devamını Oku
04.11.2025
İstanbul ‘iş bilmez kadir bilmezler’in mi elinde? Peki ‘Biz ihanet ettik’ kim dedi?

Cumhurbaşkanı, İstanbul’un en değerli havaalanı Atatürk Havaalanı’nın yıkılarak yerine yapılan “millet bahçesi”ni ziyaret etmiş ve “İstanbul’umuzu iş bilmez, kadir kıymet bilmez, tarih ve medeniyet şuurundan yoksun kifayetsizlerin insafına terk etmiyoruz. İstanbul bizim göz bebeğimizdir. Bu aziz şehrin bir fetret devri daha yaşamasına gönlümüz asla razı değil” demiş.

Devamını Oku
03.11.2025
Bayrampaşa’ya çökme, genel seçimlerin provası mı?

Bayrampaşa Belediyesi’ni “ele geçirme eylemi” tam bir milli iradeyi hava cıva gören bir iktidar anlayışının tipik örneğidir.

Devamını Oku
02.11.2025