Olaylar Ve Görüşler

Meclis Alkışlarla İnliyor: 24 Kasım 2011 - Ecz. Gamze TAŞÇIER

03 Ağustos 2020 Pazartesi

Kadına yönelik şiddete karşı yazılmış en kapsamlı uluslararası anlaşma olan İstanbul Sözleşmesi, bugün şeytanlaştırılıp, ülkedeki her kötülüğün sebebi gibi gösteriliyor. Halbuki sözleşme TBMM’den geçerken yaşananlar, AK Partili vekillerin heyecan ve sevinçleri, çok önemli bir gerçeği önümüze koyuyor.

Sizleri 2011’e götüreyim.

11 Mayıs’ta sözleşme İstanbul’da imzalanmış, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olan 25 Kasım’dan önce parlamentodan geçmesi için büyük çaba harcanıyordu.

DÜN ÖVÜNÜLÜYORDU

Böylece tüm dünyaya bir mesaj verilecekti. Çünkü, Türkiye Opuz davası ile AİHM’de, aile içi şiddete karşı vatandaşını koruyamadığı gerekçesiyle ceza alan ilk ülke olmanın utancı içerisindeydi.

Sözleşme önce 22 Kasım’da Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na gelmişti. Gelen teklifin altında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası vardı. Dışişleri Bakanlığı bürokratı, Türkiye’nin öncelikleri ve hedeflerine uygun bir sözleşmedir” diyor, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, herkes gibi uzunca bir memnuniyet konuşmasında, yasanın hızla geçmesi gerekliliğini, sözleşmenin yaptırım sistemi taşımasının önemini anlatıyor ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’e teşekkür ediyordu. Hatta konuşmalar üzerine tekrar söz alan Çalık, Türkiye’nin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı hazırladığı için büyük takdir topladığından da bahsediyordu.

23 Kasım’da ise Bakan Şahin Dışişleri Komisyonu toplantısına katılıyor, Birçok ülke buna çekince koyarak sevk etmesine rağmen, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti buna hiçbir çekince koymadan Bakanlar Kurulu’ndan Meclis’e sevk etti” diyerek gururla anlatıyor, Biz kadına yönelik şiddetle mücadeleyi bir insan hakkı ihlali olarak görüyoruz” diye bitiriyordu. Yani bugün sözleşmeden çıkalım denirken, o gün çekince koymama ile övünülüyordu.

Sözleşme 24 Kasım’da Genel Kurul’a geldiğinde ise AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Türkiye’nin sözleşmenin hazırlanmasında ve sonuçlandırılmasında öncülük eden ülkelerden biri olduğunu söyleyip, parlamentosundan ilk geçiren ülke olmanın onurunu yaşadıklarını anlatıyordu. O gün sözleşme büyük gurur” sözleriyle ifade ediliyordu.

AB İLE KÖPRÜLER ATILIYOR

Genel Kurul’da büyük bir uzlaşı vardı. Her partiden konuşmacılar alkışlanıyor, kadına yönelik şiddete karşı birlik mesajı veriliyor, tüm partilerin uzlaşısı olması nedeniyle övgüler ve tebrikler salonu dolduruyordu. Büyük konsensüs oylamaya da yansıdı ve İstanbul Sözleşmesi bir çekimser hariç, oybirliği ile TBMM’de kabul edildi.

Bugüne geri dönelim.

 Önce Erdoğan’ın revize edilebilir” dediği, ardından Numan Kurtulmuş’un “çıkabiliriz” dediği sözleşme için Grup Başkanvekili Özlem Zengin, sözleşme okunmadan iddialar ortaya atıldığından dem vurmakla birlikte Türkiye bu sözleşmeyi imzalarken hangi saiklerle imzaladı. Buna yüklenen anlamlar değişti mi? Buna bir bakalım. Bu değişenleri değerlendirdikten sonra çıkmak da mümkün olabilir.” diyerek konuya başka bir boyut açtı.

Türkiye 2011’de sözleşmeyi imzalarken bir yandan AİHM’nin Opuz kararının utancını yaşıyor, bir yandan da Avrupa Birliği ile ilişkileri geliştirmeye çabalıyordu. Türkiye’nin Avrupa’nın bir parçası olduğu ve böylesi uluslararası bir sorunun çözümünde öncü rol alabileceğini göstermek istiyordu. Bugün sözleşmeden çıkılmak istenmesinin nedenlerinden biri de tam olarak burada yatıyor; sözleşmenin varlığı Saray idaresinin ihtiyacını artık karşılamıyor. AK Parti bu sözleşmeyi, kadın hakları savunucusu bir parti olduğu için değil, o gün Avrupa Birliği ile iyi ilişkiler işine geldiği için sembolik” olarak imzalamıştı.

Artık AK Parti’nin Avrupa Birliği ile köprüleri attığı, AB’ye dahil olabilmek gibi bir amacının kalmadığı, sürekli Avrupa düşmanlığı pompaladığı bir noktaya gelindi. İşte bu nedenle hazırlanmasında katkımız olan, İstanbul’da imzalanan, parlamentosundan ilk geçiren ülke olunan, büyük prestij kattığından bahsedilen sözleşme için bugün çıkılmasından bahsediliyor.

ARTIK ÖZÜNÜ SAKLAMIYOR

Tarikatların ve gerici odakların çağdışı talepleri artık kabul görüyor. Çünkü AK Parti, sembolik olarak öyleymiş gibi gözüktüğü halinden sıyrılıp, maskeyi kaldırıp, özünü herkese gösterdiği bir noktaya geldi. Türkiye’yi her alanda medeni dünyadan koparma çabalarında sürekli yeni adımlarıyla karşılaşıyoruz. Ancak çok iyi biliyoruz ki kadın hareketi bu adımları çok kez püskürtmüş, güçlü bir hareket. Kadınlar için hava kadar, su kadar değerli ve önemli olan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma adımlarını da kadınların örgütlü gücü engelleyecek Türkiye’nin karanlığa yol almasının önüne olanca aydınlığıyla set çekecektir.

Yaşasın kadın dayanışması!

ECZ. GAMZE TAŞCIER
CHP ANKARA MİLLETVEKİLİ / PM ÜYESİ


Yazarın Son Yazıları