Mısır darbesi kötü… Mali darbesi iyi!

22 Eylül 2020 Salı

18 Ağustos günü Afrika’dan çok da şaşırtıcı olmayan bir haber geldi:

Mali’de askeri darbe oldu!

Uluslararası alanda akla ilk şu soru geldi:

Darbenin arkasında kim var?

Afrika’nın yedinci büyük ülkesi, uranyum, altın yataklarıyla bilinen Mali’de iç dengelere dayalı bir darbe olamayacağı bilindiği için soruda da şaşılacak bir şey yoktu.  

Darbenin başındaki General Malik Diow, askeri eğitimini Moskova’da aldığı için akla ilk Rusya geldi. Üstelik “İslamcı teröristlerle mücadele etmek için” bir miktar askeri de vardı.

Ama Mali Fransa sömürgesiydi. Onun askeri daha fazlaydı. 

Haziran ayında yükselen halk hareketleri, halkın istediği bir yönetime evrilmeden darbe oldu. Seçimle gelen cumhurbaşkanı İbrahim Keita, “kan dökülmemesi için” darbeden sonra istifa etti. 

Afrika kıtası için ne yazık ki hâlâ geçerli olan darbe tarifi şudur:

“En erken kalkan darbeyi yapar!”

***

Dünya Mali’deki darbenin nasıl bir zemine oturacağını gözlerken bu ülkeye ilk ziyareti yapan, bir bakıma darbe yönetimini ilk tanıyan AKP hükümeti oldu!

9 Eylül’de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Mali’ye gitti. Darbe yönetiminin elini sıktı. Malili gazetecilere şu açıklamayı yaptı:

“Dost ve kardeş Mali halkına dayanışma duygularımızı iletmeye geldik. Mali’de huzurun, anayasal bir düzene geçişin bir an önce tesisini istiyoruz. Bu konularda Türkiye her türlü yardıma, desteğe hazırdır…”

Çavuşoğlu, Mali’de Halkın Selameti İçin Ulusal Konsey üyeleriyle de görüştü.

Mali, özellikle kuzey bölgelerinde El Kaide’nin etkin olduğu ne yazık ki karışık bir ülke!

Selamet de hayra alamet değil!

İnsanın aklına ister istemez AKP’nin Mısır’daki Sisi darbesine gösterdiği tepki geliyor!

O darbe kötü darbe, Mali’deki iyi darbe mi?

Sisi, Müslüman Kardeşler’i devirdiği için kötü de Mali’de ülke çapında etkili İmam Mahmut Dicko’nun da devrede göründüğü darbe niçin iyi?

Siz, darbe yönetimi daha birinci ayını doldurmadan ayağına gidip “yanındayız, ama bir an önce demokrasiye geç” derseniz bunun anlamı nedir?

Biraz geriye gidelim… Mali’yle ilk güçlü ilişkileri kuran FETÖ’ydü. Bu ülkede 1992’den başlamak üzere okullar açtı, sayısı 18’e ulaştı. 

Daha geriye gidelim… Afrika 20’nci yüzyıl boyunca Fransa, İngiltere, Almanya, Belçika, Portekiz arasında paylaşıldı. İngiltere 3.7 milyon km2, Fransa 3.6, Almanya 1 milyon, Belçika 900 bin, Portekiz 800 bin km2 sömürge elde etti. ABD, Afrika’ya özellikle Müslüman nüfusun yüksek olduğu ülkelere girişte maşa olarak FETÖ’yü kullandı. 

90’lardan 2000’lere FETÖ’nün Afrika yoğunluğunun nedeni buydu. 15 Temmuz’dan sonra Afrika’daki FETÖ okulları Maarif Vakfı’na devredilmeye başladı.

Bu vakfın yönetimi baştan sonra Saray’da dizayn ediliyor. Örneğin Milli Eğitim Bakanlığı’nın bile etkin bir rolü yok.

***

Afrika’daki Müslüman ağırlıklı ülkelerle Türkiye’deki siyasal İslam hareketinin ayrı bir bağı var. Erbakan başbakan olduktan bir süre sonra 1996’da soluğu Mısır, Libya, Nijerya’da almıştı. Özellikle Libya gezisi sancılı geçmiş, Kaddafi’nin “çadır fırçası” uzun süre tartışılmıştı. Kaddafi, Erbakan için, “Benim başkanı olduğum örgütte yardımcım” demiş, ağır hakaretler etmişti.

Erbakan’ın, dönemin Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’ten başlıca isteği de şuydu:

“Hapisteki Müslüman Kardeşler üyelerini bırakın…”

Mübarek de şu karşılığı vermişti:

“Onlar terörist… İstersen Türkiye’ye gönderelim…”

Geldiler mi ne!..


Yazarın Son Yazıları

Sırıtıyor... 22 Ekim 2020
Hukuksal soykırım! 18 Ekim 2020
Bütöv Azerbaycan! 30 Eylül 2020