Anayasa Mahkemesi’nden büyük Soylu var!

17 Eylül 2020 Perşembe

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Ankara’da mücadele ettiği kesimleri toplasak metrekareye dört kişi düşer!

Saray ailesinin içi var, dışı var…

AKP’nin içi var, dışı var, çevresi var…

MHP’nin iktidar ortaklığından doğan bağları kabul eden var, etmeyen var…

Muhalefetle zaten kavgalı… “Günaydın” deseler, “günaydın sana derler” diye başlayıp açacak ağzını...

Son olarak Anayasa Mahkemesi’yle (AYM) gösteri yarışına girdi. AYM, karayollarında gösteri yasağını anayasaya aykırı bulunca Soylu’nun tepesi attı. Canı sıkıldı. Terör örgütleriyle, onların sağ kolu-sol kolu partilerle, iktidara karşı tehdit oluşturan sivil toplum örgütleriyle, meslek odası şemsiyesi altında hükümete muhalefet etmeye kalkan haddini bilmez densizlerle mücadele ederken AYM tutmuş, gösteri yasaklamak yasaktır, demiş. 

Olacak şey mi?

AYM Başkanı Zühtü Arslan’ı bisiklet düellosuna davet etti. “Ama” dedi, “yalnız gel!

***

Gelinen nokta, hâlâ nereye oturacağı belirsiz mevcut sistemin sistem olmadığını, halkın bu sistemi kabul etmesi için söylenenlerin gerçek olmadığını gösteriyor.

Ne dediler?

Bakanlar, siyasi olmayacak. Seçimle gelmeyeceği için oy kaygısına düşmeyecek, sadece işine odaklanacak.

Ne oldu?

Her bakan işi gücü bıraktı AKP propagandacısı oldu. Hangi bakanın siyaset dışında kaldığı iddia edilebilir? Tam tersi oldu. Halkın değil, Saray’ın ne diyeceği önemli olduğu için oranın gözüne girmeye çalışıyorlar. 

Üstelik bakanlar öyle kişiler seçildi ki bırakamazlar da. Zira işleri de çok bozulur!

Sağlık Bakanı’nın özel hastanesi var…

Milli Eğitim Bakanı’nın özel okulu var…

Turizm Bakanı’nın seyahat şirketi var…

Mübarek bakanlar kurulu değil, işine bakanlar kurulu!

Zaten ortada bakanlar kurulu diye bir kurum da yok. Her bakan tek başına Saray’a bağlı özel temsilci durumunda. 

Bakanın Meclis’le bağı yok, milletvekili değil. Gensoru benzeri hiçbir denetim mekanizması yok. Meclis’ten bağımsız! 

Bakan’ın bakanlığı ile bağı yok. Müsteşarlık makamı kalktı. Müsteşar, bakanlığın içinden gelirdi, işleyişe hâkimdi. Bakan olmasa bile bakanlık çarkı dönüyordu. Şimdi bakan yardımcılığı geldi. Onu da makam bulunamayanları tatmin etmek için kullanıyorlar.

***

Soylu’ya dönersek…

Biz yargı bağımsız olmalı diyorduk ama demek ki İçişleri Bakanı yargıdan bağımsızmış.

Soylu’nun terörle ve toplumla mücadelede seçtiği yöntem, geçmişte de denendi, sonuç vermedi. Bu yöntemle bakanlıkta kalmaya devam edeceğini düşünüyorsa, sağlıklı bir yol değil.

Tek kişi yönetimlerinin altında ister istemez parçalı yapılar, güç merkezcikleri oluşur. Ana güce giden en kestirme yol arandığında seçenekler ortaya çıkar.

Soylu’nun seçtiği yöntem buna da yaramaz. 

Soylu’nun çıkışları AKP-MHP tabanında karşılık bulmuş görünüyor. Sosyal medyada hareketlenme yarattığı dikkati çekiyor. Bu destek onu Saray katında güçlü kılar mı? Sanmıyoruz. Zira tek merkez yönetimleri tabanda “gereğinden fazla” destek bulan kişileri sevmezler. 

AYM’nin aldığı kararın özü ayrıca önemli. Soma’da maden işçileri 5 yıldır alamadıkları haklarını elde etmek için yürümüş, İçişleri Bakanlığı da 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na göre yolda yürümenin suç olduğu ileri sürüp işlem yapmıştı. Manisa’daki yerel mahkeme işçileri haklı bulup konuyu AYM’ye taşımıştı. AYM de 12 Eylül artığı yasanın bu maddesini iptal etti. 

Soylu burada işçileri karşısına almış oluyor ama önemli değil. Asıl mesele Saray!


Yazarın Son Yazıları

Sırıtıyor... 22 Ekim 2020
Hukuksal soykırım! 18 Ekim 2020