11 Mart’a dönüş!

19 Kasım 2020 Perşembe

Önceki akşam açıklanan önlemlerle iktidar, salgının boyutlarının gizlenemez noktaya geldiğini kabul etti. Gündemde iki soru var:

- Veriler ne kadar doğru?

- Önlemler yeterli mi?

İki sorunun yanıtı da “hayır”!

3 Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde hayvanlardan insana geçen bir virüsün yayıldığı görüldü. Bunu ortaya koyan Dr. Le Wenliang’ı Çin yönetimi uyardı:

Sus!

Dr. Wenliang, ısrar etti. 1 Ocak’ta gözaltına alındı. Suçu, “dedikodu üretmek.

Çin, küreselleşme hırsına kapılmayıp gerçeği anında paylaşıp önlem alsa sorun bu kadar yayılmayabilirdi. Çin, gerçeği 7 Ocak’ta dünyaya söyledi.

Bunu dünyaya duyurmalıyız dediği için hakkında soruşturma açılan Dr. Wenliang görevi başında salgına yakalandı, 4 Şubat’ta yaşamını yitirdi.

***

Salgının dünya ölçeğinde sorun olması mart başında uluslararası borsaların çökmesinden sonraya rastlıyor. İyi bir sınav veremeyen, “paran kadar sağlık” politikalarına teslim olan Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Başkanı Ghebreyes, 11 Mart’ta bunun dünya ölçeğinde bir salgın olduğunu duyurdu.

Türkiye ne yaptı? Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, DSÖ de açıkladıktan sonra Türkiye’de de görüldüğünü söyledi.

O gün mü görülmüştü? Hayır... Zaten Türkiye, Çin’in 7 Ocak’taki resmi açıklamasından sonra 10 Ocak’ta Bilim Kurulu oluşturmuştu. Bu, elbette olumlu bir adımdı. Ne var ki salgına karşı toplumsal, siyasal önlemler ve gerçekleri paylaşma noktasında geri duruldu. Türkiye’de ilk salgından ölümün 17 Mart’ta olduğu açıklandı. Oysa eski Kara Kuvvetleri Komutanı Yalman, 15 Mart günü salgından ölmüştü. Bunu Sağlık Bakanı’ndan değil, Sözcü’den arkadaşımız Saygı Öztürk’ün yazısından öğrendik!

O gün başlayan yalan rüzgârı devam ediyor.

Önlemler boyutunda hükümetin başlıca hassasiyeti şu oldu:

Aman ekonominin çarkları durmasın!

O nedenle 18 Mart’ta başlayan sıkı kapanmada ilk gevşeme AVM’lerle başladı. Sonra camiler toplu ibadete açıldı. Salgının yayıldığı bilindiği halde umre ertelenmedi, 21 bin 500 yurttaşımız umre dönüşü denetimsiz ülkeye girdi.

Salgını toplam gücümüzle aşabileceğimiz aklın yoluydu. 18 Mart’ta Çankaya Köşkü’nde tüm mücadele taraflarıyla düzenlenen toplantıya Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Eczacılar Birliği (TEB) ve Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) davet edilmedi.

Yazı aramızda, tüm kimliklerimden öte bir yurttaş olarak o günkü tabloya çok üzülmüştüm.

***

AKP’nin siyasal kutuplaşmayı da salgına rağmen sürdüreceğini 30 Mart günü gördük. İstanbul, Ankara ve İzmir belediyelerinin ana teması “birlikte aşarız” olan yardım ve paylaşma kampanyalarının yasaklanması acı bir milattı.

Önceki akşam açıklanan önlemlerin belirsizliği toplumda neredeyse alay konusu olurken karanlık bir kışa giriyoruz.

Salgın hastalıklar tarihin mürekkebidir. Haçlı seferlerinden 1. Dünya Savaşı’na pek çok savaşın belirleyicisi olmuştur. Avrupa, 14. yüzyıl veba salgınında 150 milyon kişiyi kaybetmiş, 14. yüzyıl nüfusuna 18. yüzyılda ulaşmıştır.

Bugün 14. yüzyıldaki vebaya karşı çaresizliği, bilgisizlikle birleştiriyoruz. Birkaç yüzyıl sonra da bize şöyle diyecekler:

Bir milimin sekiz binde biri büyüklüğündeki virüsü gördüler ama sonuçlarını göremediler. Doğayı ıslah etmeye kalkanı, doğanın ıslah edeceğini bilemediler.


Yazarın Son Yazıları

Ş-ahlanış! 17 Ocak 2021
Demoktatörlük! 13 Ocak 2021
AİHM’den Uludere’ye! 27 Aralık 2020