Jale Özgentürk

Model değil güven lazım!

17 Aralık 2021 Cuma

Dövizin patlamasına çarşı pazarın alev alev yanmasına rağmen ısrarla sürdürüleceği açıklanan modelin temeli yatırım ve istihdamın artırılması olarak açıklanıyor. Ama yatırım yapacak iş insanlarının yatırım için sıraladığı öncelikler faizden önce “öngörülebilirlik, güven ve hukukun üstünlüğü”. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Faiz neden, enflasyon sonuç” tezi için faiz bir kez daha bir puan indirildi. Eylül ayında yüzde 19 olan politika faizi 5 puan düşerek yüzde 14’e indi. Ancak o tarihte 8.30 olan dolar kuru bugün 16.46. TÜİK’e göre yüzde 19.58 olan enflasyon ise kasım ayında yüzde 21.31. Her gün değişen etiketlere göre ise gerçek enflasyon yüzde 50’nin üzerinde.

Peki piyasaları alevlendiren bu faiz indirimi kime yarıyor? Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin kardeşinin açıklamaları da gösteriyor ki yüzde 20’nin altına düşmeyen faizle iş insanlarına da yaramıyor. Üç kere Merkez Bankası Başkanı, iki kere Hazine Bakanı değiştirten model ekonomi kurallarının tamamen dışında yürüyor. Ve kimsenin bu konuda bir fikri yok.

İSTİKRAR İSTİYORUZ

Önceki akşam Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye Amerikan İş Konseyi (TAİK) Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ’ın evinde düzenlediği “yeni yıl değerlendirme” toplantısına katıldım. Davetliler arasında çok sayıda iş insanı olunca gecenin de en önemli konusu “faiz indirimi” ve yeni ekonomik model oldu. 

Çoğunluk bir puanlık indirimi beklese de mantıklı düşünüldüğünde pas geçilmesi gerektiğini düşünüyordu. Sohbet ettiğim iş insanları artık ekonomideki belirsizlik ve güvensizlikten yorgun düştüklerini söylüyorlardı,

DEİK Başkanı Nail Olpak da davetteydi. “Türkiye modeli” konusunda belki biraz aydınlanırım dedim ama kendi modelini özetlemeyi tercih ettiğini söyledi: 

- Türkiye’nin yatırıma, istihdama ihtiyacı var. Ama bunun için en önemli şey kararlılık, öngörülebilir, şeffaflık üzerine kurulu politikalar.

- Hukuk konusunda yatırımcının güven duyması, elde ettiği kazanımların bir anda yok olacağı korkusunu yaşamaması önemli. 

Olpak, eski Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı. Yani AKP’ye yakın bir iş insanı. Yatırım için önceliği, faiz indirimi değil “güven ve istikrar” olarak sıralıyor. 

Yeni modelin ideologları umarız muhalif olmayan bu iş insanlarını bari dinler. Ne yazık ki Türkiye’nin nereye gitmekte olduğunu kimse bilmiyor.

ÇİN UCUZ İŞÇİLİK ÜLKESİ DEĞİL!

Modelin bilinen en somut özelliği ucuz işçilik avantajıyla ihracatın artırılması üzerine kurulu. Mehmet Ali Yalçındağ’la hem bu konuda hem de ABD ile ilişkiler konusunda sohbet etme fırsatı da buldum. 

Yalçındağ, “Çin’i sadece ucuz işçilik üzerinden anlamaya çalışmak büyük bir hata olur” diyor. Çin hem tedarik ve hem de değer zincirinde ABD ile sert bir rekabet içinde” diyor ve ilginç bilgiler veriyor:

- Mevcut durum göz önüne alındığında, Türkiye olarak bizim bu iki ülke arasındaki ekonomik ve siyasi gelişmeleri çok iyi okumamız gerekiyor. 

- Bir yılda ABD’nin Çin’den ithalatı 90 milyar dolara yakın azalmış. İthalattaki bu erimenin 2023 yılına kadar senede 200 milyar doları bulması bekleniyor. 

- ABD’nin bu süreçte tedarik zincirini Çin’den kaydırmasıyla birlikte Türkiye de alternatif tedarikçi olarak öne çıkan ülkeler arasında yer aldı. 

- Öyle ki güncel ihracat rakamlarına baktığımızda ABD’nin Türk ürünlerine olan ilgisinin arttığını görüyoruz. Ancak bir konuya dikkat çekmekte yarar görüyorum.

- Tabii ki küresel tedarik zincirindeki krizi fırsata çevirerek ihracatımızı artırmak önemli. Ancak öte yandan, yüksek teknolojili ürün üreten Çin ile daha güçlü mücadele edebilmemiz için değer zincirinde de en üst seviyelere oynamamız gerekiyor.

- ABD’ye ihracatımız Ocak-Kasım 2021’de geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45.1 artış göstererek, 13.2 milyar dolara ulaştı. Toplam ticaret hacmi 30 milyar dolara gün geçtikçe yaklaşıyor. 

- Bana kalırsa bu artışın temelinde sınıfının en iyisi teknoloji ile yüksek kaliteli ürün üreten ve kalifiye insan kaynağıyla öne çıkan Türkiye imajı geliyor. 

- ABD’li büyük bir işletmenin sırf maliyeti uygun diye bir ülkeden ürün ya da hizmet alabileceğini düşünmek sanıyorum yersiz bir çıkarım olur. 

- Kalite olmazsa, taleplere geri dönüş hızı yüksek olmazsa ya da iş bilen adam olmazsa neden gelip senden ürün alsınlar ki? 

Yani Bangladeş düzeyinde ücretle Türkiye’nin gideceği bir yer yok.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları