Sağlık Reklam Değildir

04 Temmuz 2020 Cumartesi

Prof. Dr. Hikmet Selçuk Gedik, “Türk Işın Tedavisi Türkiye Koordinatörü” sıfatıyla televizyonlara çıktı ve Diyarbakır’da koronavirüs tanısı konulmuş bir hastaya ışın uygulaması yaptıklarını, olumlu sonuç elde ettiklerini söyledi. Ardından, birkaç kez Saray’a teşekkür etti.

Bu olay, uluslararası alanda konunun uzmanı olan hekimlere, bir zamanlar televizyonlara çıkan bir başka ismi anımsatmış: Zakkum köküyle kansere çare bulduğunu ileri süren Ziya Özel’i. Hekim dostlarımız, Türk Tabipleri Birliği’nin o dönemdeki başkanı Prof. Dr. Nusret Fişek’in bilimsellikten uzak bu uygulamaya karşı verdiği savaşımı saygıyla anıp üç soru sordular:

Dünyada ilk kez uygulandığı söylenen ışınla koronavirüs tedavisi buluşu, peer-review (akran denetimi ya da hakem denetimi) olan bir bilimsel dergide yayımlandı mı? Bu çalışmayı yapanlar Etik Kurul’dan onay aldı mı? Böyle bir onay varsa, onay nereden alındı?

Konu, insan sağlığı çünkü…

Gazlı içecek ya da deterjan reklamına, hele de siyasi propagandaya hiç benzemez!

Kadının Adı 100 Yıldır Var da…

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’e göre, AKP gelene kadar bu ülkede “kadın” sözcüğünün adı yokmuş!

Türkiye’de kadınlar, 20 Mart 1930’da belediye seçimlerinde seçme hakkını, 1933’te köy muhtarını seçme ve köy ihtiyar heyetine seçilme hakkını, 1934’te de milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını kazandılar.

1923 Cumhuriyet devrimi sayesinde, kadınlar yaklaşık bir yüzyıldır eşit, özgür yurttaşlar olarak yaşamın her alanındalar.

Cumhuriyet, yazar, çizer, sanatçı, hekim, mühendis, mimar, hukukçu, eğitimci, akademisyen, bilim insanı ve işçi kadınlar yetiştirdi.

Onların adı AKP gelene kadar da vardı, AKP geldikten sonra da oldu, olmaya devam edecek…

Asıl biz:

Saray’daki için “Allah çocuklarımın ömründen alsın size versin” diyen AKP’li Meryem Demir’in…

Ya da Karaman’da Ensar Vakfı’ndaki çocuklar tecavüze uğradıktan sonra “Buna bir kere rastlanmış olması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz. Biz Ensar Vakfı’nı da tanıyoruz, hizmetlerini de takdir ediyoruz” diyen AKP’li Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’nun…

Muhteşem bir zekâ. Tabii ki Sayın Cumhurbaşkanımızın zekâsı. 600 yıllık imparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona erdi” diyen AKP’li milletvekili Tülay Babuşçu’nun…

Daha geçen 24 Haziran günü TBMM’de “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi başta olmak üzere demokrasimize ve milli iradeye gölge düşüren başörtüsü yasağının tarihin karanlık sayfalarına gömülmesinde ve seçme-seçilme haklarını tam anlamıyla 81 yıl sonra kullanabilmelerinde emeğe geçenlere gönülden şükranlarımı sunuyorum, bugünleri gösteren Rabbime hamdolsun, elhamdülillah” diyen AKP milletvekili Ravza Kavakcı Kan’ın…

Yaptıklarına, söylediklerine ne ad koyacağız?

Yükselen Deniz Geliyor

Yüz binlerce gencin Saray’dakine yönelen “oy, moy yok” tepkisi, Z kuşağının demokratik karşı çıkışı olarak değerlendiriliyor.

Saray, devleti ne kadar bir yasaklar aygıtına çevirirse çevirsin, A’dan Z’ye, Atatürk’ün demokrasi için yaptığı tanımla “yükselen deniz” giderek kabarıyor.


Yazarın Son Yazıları

İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020
Egemenlerin Yeni Kurgusu 8 Ağustos 2020
AKP Ateşle Oynuyor! 25 Temmuz 2020
Kız Adından Baraj Olmaz 11 Temmuz 2020
Bakın Şu Konuşana... 27 Haziran 2020