Karşıdevrime Karşı Direnme Görevi

18 Temmuz 2020 Cumartesi

Kurultay öncesi, CHP il başkanları toplanıp bildiri yayımlıyorlar:

“Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz.”

Çok güzel. Desteklesinler. Genel Başkanlarıdır. Ancak bugünkü koşullarda CHP’lilerin ve CHP örgütlerinin en önemli görevi, birbirini övmek değil, karşıdevrime karşı bilinçli ve sağlam bir direniş göstermektir.

CHP, tarihsel açıdan müdafaa-i hukuk örgütlerinin devamıdır. Böyle bakıldığında, CHP il başkanları, müdafaa-i hukuk örgütlerinin bugünkü il temsilcileri konumundadırlar.

AKP, Atatürk’ü ve Cumhuriyet devrimlerini, hatta Türkiye Cumhuriyeti’ni toptan reddetme aşamasına gelmiştir.

AKP, Ayasofya’yı bir dünya kültür kalıtı kılan Atatürk ve arkadaşlarının kararını, Saray tarafından atanmış hukukçu gibi gözüken siyasi aracılar eliyle yok etmekle yetinmemiş; Ayasofya’nın dünya kültür kalıtı olmaktan çıkarılması gününü, Lozan Antlaşması’nın yıldönümüne getirmiştir.

Saray tarafından şeyhülislam konumuna taşınmış olan Diyanet İşleri Başkanı da bu günün özellikle seçildiğinin de altını çizerek, asıl hedefin çağdaş uygarlık yolundaki Türkiye Cumhuriyeti olduğunu ortaya koymuştur.

Bu ortamda, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadroların partisi olan CHP’nin örgütü, tarihsel bir sorumluluk ile karşı karşıyadır:

AKP’nin her karşıdevrim atağında CHP’nin, “mütedeyyin seçmeni rahatsız etmeyelim, sonra oy alamayız” gerekçesine sığınmasından vazgeçmesini sağlamalıdır. Tavşanca bir ürkeklik ile karşıdevrim ataklarına katlanma alışkanlığına son verilmelidir. Katlanmanın da ötesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kurum, değer, ilke, önder ve kahramanlarına kinle savaş açmışlara karşı gösterilen baş eğici kabullenmeden ivedilikle sıyrılmayı gerçekleştirmelidir.

Unutulmamalıdır ki CHP, dünya tarihine geçmiş onurlu bir büyük devrimi örgütlemiş, başarıya ulaştırmış ve yaşama geçirmiştir.

CHP, günlük çıkarsal hesaplar ya da ucuz siyasi taktikler, silik tutumlar uğruna devrimci karakterinden uzaklaşamaz.

Devrimci karakterin asıl ve asil sahibi de müdafaa-i hukuktan gelen örgütün ta kendisidir.

Uygarlık Ateşi Sönmez

Zafer çığlıkları atan birileri; herkesi suskun, boyun eğici, çekingen, edilgen, vazgeçmiş, uyurgezer, adam sendeci, unutkan, idare-i maslahatçı sanmasın!

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) başta olmak üzere karşıdevrimin kötücül ataklarını yüreklilikle göğüslemeyi ödev ve sorumluluk bilen sendikalar, demokratik kitle örgütleri, yurttaşlar 24 Temmuz Cuma günü saat 12.00’de Anıtkabir’de olacaklar.

ADD’nin son açıklamasında da vurgulandığı gibi, bugün, siyasal dinci bir sistem inşa edilmiştir. Asıl sorun, Ayasofya’nın ibadete açılması değildir. Asıl sorun; Atatürk’ün kurduğu ulus devlet modelinin tasfiye edilmesi, hukukun siyasete araç edilmesidir. Ekonomik bunalımdır, işsizliktir. Ayasofya üzerinden Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı yapılmasıdır.

Toplumda, softalığı alt edecek gerekli güç yitirilmemiştir. Tarihsel birikimle yakılmış uygarlık ateşinin sönmez parlaklığı, geleceğimizi aydınlatmaya devam edecektir.


Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020