İmamın Görevi

26 Eylül 2020 Cumartesi

Diyanet-Sen, Çalışma Bakanı’na rapor surmuş:

Covid-19’a bağlı ölümlerde cenaze yıkanmasında, gassallar (ölü yıkayıcılar) yerine imamlar ve Kuran kursu öğreticileri sorumlu ve zorunlu tutulmasın.

Öyle anlaşılıyor ki imamlar, asli görevleri arasında yer alan işleri yapmak istemiyorlar...

Bu gücü nereden alıyorlar?” derseniz.

Bundan üç yıl önceydi. Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da, Anadolu imam hatip lisesinde, imam okulunda okuduğu günlere gitmiş ve demişti ki:

Bazı öğretmenlerimiz bize şunu söylerlerdi: Ölü yıkayıcısı mı olacaksınız? Ölü yıkamayı dahi aşağılayanlar olmuştu. Halbuki ilk adım atıldığı zaman ölüleri yıkayacak gassal denilen, bunu yetiştirmek üzere bu okulların kurulması var idi. Buralardan hamt olsun bizler yetiştik.

Biz burada öğrenci iken İstanbul’da başka imam hatip okulu yoktu. Okulumuzun mezunlarına baktığımızda, siyasetten bürokrasiye her alanda çok önemli başarılara imza atmış isimlerin olduğunu görüyoruz. Buradan belediye başkanları, milletvekilleri, bakanlar yetişti. Başbakanlar, cumhurbaşkanları yetişti.

Öyle ya, imam okulundan mezun olup Saray’da oturmak varken, başkan, bakan, milletvekili, vali olmak varken cenaze yıkamak da ne demek?

Üstelik salgın döneminde, onlarca sağlık personeli sapır sapır dökülürken Covid-19’dan ölenlere el değmek...

Ne münasebet?

Ekonomik Kırbaç

Müslüman kardeşliği, İhvan uğruna, Şam Camii’nde namaz kılacaklardı.

ABD ile Rusya Suriye’yi paylaştı. PKK’nin yan örgütleri, Türkiye sınırında, ABD adına petrol bekçiliği yapıyor.

5 milyona yakın Suriyeli Türkiye’de. Suriye macerasında milyar dolarlar havaya uçtu, uçmaya da devam ediyor.

İhvan uğruna Mısır ile takıştılar. Mısır, Türkiye’nin burnunun dibinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan, İsrail, İtalya ve Ürdün ile doğalgaz ortaklığı kurdu. Türkiye yok.

Libya’da da İhvancılar ile sarmaş dolaş oldular. Sonuç? Libya’da egemen güçler, hem İhvancıları hem de onlara karşıt olanları hep birlikte hizaya sokuyorlar. Kaybedense, AKP yönetimindeki Türkiye yine...

Herkesle kavga, herkesle didişme.

Gelinen nokta belli:

Büyük bir yalnızlaşma ve onunla birlikte gelen ekonomik sıkıştırma.

Dolar ve Avro’da yaşanan fırlayışlar, herkesle kavga edeni terbiye etmeye yönelik bir hamle gibi gözüküyor.

Oysa, terbiye için savrulan o kırbaç, havada vınlayıp yurttaşın sırtında patlıyor.

FETÖ’cüyse...

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın Polis Akademisi Başkanlığı görevinde bulunduğu dönemde aldığı komiser yardımcılarının yüzde 41’ini FETÖ’den ihraç ettiğini açıkladı.

Yani Soylu, bir anlamda Arslan’a “FETÖ’cüsün” demeye getiriyor.

Zühtü Arslan’ı 2009’da Polis Akademisi Başkanlığı’na kim getirmiş?

28 Nisan 2009 tarihli Resmi Gazete’ye baktık. Arslan’ın, akademi başkanlığına atayan üçlü kararnamenin altında üç AKP’linin imzası var:

Abdullah Gül (Cumhurbaşkanı), Recep Tayyip Erdoğan (Başbakan), Beşir Atalay (İçişleri Bakanı).

Peki, Zühtü Arslan’ı, YÖK’ten bildirilen üç aday arasından seçip 2012’de Anayasa Mahkemesi Başkanı yapan kim?

AKP kurucusu, Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kardeşim” diye seslendiği Abdullah Gül...

Zühtü Arslan, FETÖ’cüyse eğer, onu adım adım yükseltenler neci olur o zaman?


Yazarın Son Yazıları

Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020
Egemenlerin Yeni Kurgusu 8 Ağustos 2020
AKP Ateşle Oynuyor! 25 Temmuz 2020