Hikmet Altınkaynak

Gölge Geçer, Işık Kalır!

26 Ocak 2014 Pazar

Latince bir söz var: “Transit umbra, lux permanet!” Türkçesi: “Gölge geçer, ışık kalır!”
Bugünler için söylenmiş gibi.
İyi ki basın var. Okuyoruz: Yolsuzluğa, hukuksuzluğa, rüşvete her gün bir yenisi ekleniyor. Bunlar yok edilmek, engellenmek, her şeyin saydam bir biçimde görünmesi istenmiyor ki; mahkemelere gizlilik kararı aldırılıyor, savcılar soruşturuluyor, sürülüyor. HSYK hükümete bağlanmak, internet karartılmak isteniyor. Tüm dünya bunları izliyor…
İnternet cephesinden olan bitene de bir bakalım.
Yürürlükteki 5651 sayılı internet yasası Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesini açıkça ihlal ettiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından 18.12.2012 tarihinde mahkûm ediliyor!
Böyle bir durumda hükümete düşen daha özgürlükçü bir yasa yapmak değil midir? Ama öyle olmuyor.
Hükümet bir torba yasayla 5651 sayılı bu yasayı değiştireyim derken daha da ağır hale getirmek istiyor. Buna da özel “hayatı koruma” diyor!
Aslında Gezi olaylarından beri iktidar “hiçbir şeyden çekmedi” internetten çektiği kadar! Ondan kurtuluş reçetesi olarak interneti Ulaştırma Bakanlığı’na bağlamakla işin içinden çıkmak istiyor. İstiyor ama internet kullanıcıları ayakta. Sansüre geçit yok diyorlar. Bunların sayısının 34 milyon olduğu söyleniyor. Bu olağanüstü gücün demokratik olmayan kurallar karşısında sessiz kalmayacağı çok açık. Protestolara neden olan bazı maddelerine bakalım.
5651 sayılı yasa bu öngörülen değişikliklerle çıkarsa; internet üzerinden yaptığınız yazışmaları 2 yıl saklayacaksınız. Yani “e-posta yazışmalarınızı, chat’lerinizi devlet isterse, vereceksiniz.”
Sizin hangi siteleri gezdiğinizi, neleri aradığınızı, hangi sosyal ağlarda neler yaptığınızı saptayacaklar.
Sakıncalı içerikli siteler Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) - Ulaştırma Bakanlığı kararıyla 4 saat içinde, mahkeme kararıyla 24 saat içinde kaldırılacak.
Şu anda internet yer sağlayıcıları isterlerse, TİB’den faaliyet belgesi alıyorlar. Ama tasarı yasalaşırsa, bu zorunlu olacak ve bir anlamda internet sağlayıcı olmak izne bağlanacak.
İnternet erişimi sağlayıcılar hükümet güdümünde bir birlik oluşturacaklar.
Daha birçok değişiklik…
Bilgi çağında yaşıyoruz. Dünya küreselleşmeyle küçülüyor.İnternetle her gerçek ışık hızıyla yayılıyor. Bu ışığı gölgelemek için iktidar, yeni yasaklar getiriyor. Ve interneti karartmak istiyor.
Niçin yapıyor bunu, “özel hayatı korumak” için mi, yoksa düşünceye, düşünceyi açıklama özgürlüğüne getirilen yasak ve sansür için mi?
AB’ye girmek için halkta oy alıp işine gelen yasaları çıkarıp gelmeyenleri saklamak, unutturmak için mi?
İnternet dernekleri “Bu yasaklar Rusya, Çin ve Ortadoğu ülkelerinde bile yok” diyor.
Bu arada hükümetin internet üzerinden yapılan imza kampanyalarını engellemeyi düşünüyor olabileceğini de akla getiriyor. Özellikle çevre, sağlık, eğitim konularında çok büyük yankı uyandıran ulusal/ uluslararası kampanyalarla doğru, halktan yana kararların alınması sağlandı. Bu kararlar ki, Avrupa Parlamentosu Yerel Yönetimler Şartı’nda benimsenen uyulması gereken karar niteliği taşıyor. Yani yerel yönetimlerin büyük kitleleri ilgilendiren konularda aldığı/alacağı kararları orada yaşayanlara sorarak karar vermesini zorunlu sayıyor. Bu işler internet üzerinden çok hızlı ve kolay biçimde gerçekleştiriliyor ve işe hile karıştırmadan hemen sonuçlandırılabiliyor.
Getirilen, düşünülen yasaklar içinde bu da olabilir mi?
Özetle internete de bir gölge düşüyor ki, bilgi çağını yaşıyoruz derken kapkara bir internetle karşı karşıya kalabiliriz. Ne var ki ne yapılırsa yapılsın, Latince o sözde olduğu gibi “gölge geçecek, ışık kalacaktır!”  


Yazarın Son Yazıları

Ekim gündemi 1 Ekim 2020
Atatürk dedim önce... 24 Eylül 2020
Ziller çalmasın! 3 Eylül 2020
Beş yıl geçti... 27 Ağustos 2020
Şiirle dünya yolculuğu... 20 Ağustos 2020
Askıda kitap 13 Ağustos 2020
Birinci 100 yazı ve... 6 Ağustos 2020
Yarın 24 Temmuz... 23 Temmuz 2020
Kısa yazmak... 16 Temmuz 2020