İnsan, kendi zirvesini yaratandır!
Feridun Andaç
Son Köşe Yazıları

İnsan, kendi zirvesini yaratandır!

05.12.2023 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Yaşadıklarımı, öğrendiklerimi başkalarıyla paylaşma konusunda “cömert” olduğumu söyleyebilirim. Yazdıklarım, kitaplarımdan söz etmek yerine edindiğim o deneyimleri/gözlemleri paylaşmanın etkilemekten çok aşılama olduğunu inanlardanım.

Görerek, dokunarak yaşamak; göstererek, anlatarak öğretmek...

İbrahim dedem bilge bir insandı. Atlara düşkündü, arıcılık yapardı. İki tutkusu da onun uğraşıydı aslında. Severek bir işi yaşama uğraşı edinmenin ne demek olduğunu ondan öğrendim diyebilirim. Bir de “dört kitap”ın varlığını, birbirini nasıl bütünlediğini de onun anlattıklarından öğrenmiştim.

Bilgelik ne satın alınır ne de gösterilir derdi. Atlara ve arılara yakın durarak sevmeyi ve hayatın sırrını keşfetmeyi öğrenirseniz sözü de kulağımda küpedir.

El atına binen tez iner” deyişi ise onun taşı gediğine koyan biri olma özelliğini hatırlatır bana. Toprağından hiç kopmamıştı, “Ben bu duvarın kertenkelesiyim” sözünü en çok ona yakıştırırdım.

İnsan kendi gücü, bilgisi, bilinci, donanımı, çalışma azmi ve disipliniyle kendini bir yere taşır. Bunun öyle birden bire oluşamayacağı gerçeği ortada. Yani başlayan ve süren bir hayatın emekleme dönemlerinde edinilen deneyimler, birikimler sizi bir yerden bir yere taşır. Birdenbire olmak, oluşmanın mümkün olmadığını anlamak için iyi bir doğa/yaşam gözlemcisi olmak bile yeter.

Geçenlerde, yıllar sonra rastlaştığımız bir çocukluk arkadaşımın hali, tavrı, duruşuna yansıyan yaşama tarzı bana çok şeyi anlatıyordu. Öyküsünü bilirdim, ailesini tanırdım. Hırsı yıkıcıydı. Bu nedenle ortaokulda paylaştığımız sıra arkadaşlığından kopmuştuk. Hep önde olmak, göze girmek; bu uğurda herkesi ezebilecek bir çaba göstermek onun en temel özelliğiydi.

Sonra, yollarımız ayrıldı.

Bir gün, doğduğumuz kentte bir işadamı, kulüp yöneticisi olarak karşıma çıktı. Küçümser bir bakışla: “Demek kitaplar yazıyorsun, okumaya vaktim yok, çocuklar söyledi. Bak buralar da benim, şu gördüğüm binlerce metrekarelik alan eşimin ailesinin, yörenin en modern işletmesini, kocaman bir AVM’yi yapacağız burada...”

Sonrasında anlattıklarını dinler görünsem de o hırsı ve kibrinden hiçbir şey yitirmediğini hatırlatan tavırlarından dolayı, yemek davetini nazikçe geri çevirmiş, ayrılmıştım ofisinden.

Kendisini zirvede, bir yerlerde gördüğü kesindi. Dışarı çıktığımda gözüm kentin gelip yaslandığı dağın zirvesindeydi. Çocukluğumdan beri o yüce dağ hep öyle asil, görkemli bakıyordu ovaya. Kendi zirvesini yaratmanın enginliğindeydi.

Oysa ovada, o yüceliğe erişmek için yapılmış onlarca suni/beton yapı zirvesi vardı. Ve bir dolu cüce insanlar! Birilerine tutunarak zirvelere taşındıklarını sananlar... Çocukluk arkadaşım da bunlardan biriydi. Dağ her şeyin farkındaydı ama onların kendi küçük/cılız zirvelerinde bu olup bitenlerin farkında olduklarını hiç sanmıyorum!

Giderek uzaklaştığımız “olumluluk toplumu” gerçeğini hatırlamak bile yaşadığımız çöküntüyü, değersizleşmeyi, ruh kamaşmasını anlamaya yetmiyor. Öylesine körleşen bir yaşama sarmalı içendeyiz ki yaşadığımız iç kanamanın bile farkında değiliz.

Byung-Chul Han, şunu diyordu:

Olumluluk toplumu hiçbir olumsuz duyguya da izin vermez. Böylece insanlar eziyet ve acıyla başa çıkma, buna biçim verme becerisini yitirirler.(1)

Aktarılamayan deneyim, “özerk insan” olamama halimizi de açıklar sanırım. Kendi olmanın mayasını oluşturan her bir deneyimi yaşanan zamanların zenginliği olarak görmek gerekir. Bunu da ancak giderek, karşılaşarak, görüp eyleyerek sağlarız.

Özerkliği yeterince öğrenememiş insanlar yapacakları şeyleri kendileri için değil, kim olduğu belli olmayan birileri için yaparcasına gerçekleştirirler” diyordu Engin Geçtan. (2) Hayatın her alanına bu bilinç aşısını taşımadığımız sürece bağlı ve bağımlı olmanın kölesiyizdir. Bir tür zihin kamaşması; görememe, anlayamama, sürüleşme...

Her şeyi sıradanlaştıran bir “güç”ün tutsağı olma hali...

Bir toplumun, insanın sürüklendiği yeri görebilmek için sanırım İranlı yönetmen Muhammed Resulof’un Şeytan Yoktur filmini izlemenin zamanı...


(1) Byung-Chul Han, Şeffaflık Toplumu, çev. Haluk Barışcan, Metis Yay., 2017, s. 78

(2) Engin Geçtan, Zamane, Metis Yay., 2010, s. 100

Yazarın Son Yazıları

Kendi sesinde yolcu...

Öyledir zaman.

Devamını Oku
02.01.2026
Türkiye’nin Doğu sorunu: ‘Sorun’un öte yanı

Yabancı devletler, bugünkü dolaylı müdahaleyle Türkiye’yi kıskaç altına almaktadır.

Devamını Oku
19.12.2025
Türkiye’nin Doğu sorunu: Bu bir ‘Kürt reformu’ mu?

Yıllardır “sorun” olarak, temcit pilavı gibi ısıtılıp duran Kürt realitesi palyatif öneriler, siyasi manevralarla bugüne kadar taşındı.

Devamını Oku
05.12.2025
Kendi sesini bulmak

- Bu yazıyı bekleyen okuryazara

Devamını Oku
21.11.2025
Farkında olmak da erdemdir!

Bir çıyanı kınayamam.

Devamını Oku
07.11.2025
‘Labirent’ neyi anlatır?

Amin Maalouf, bir dünya romancısı.

Devamını Oku
24.10.2025
Suçlar, suçlular, müritler

Baştan başlayalım dilerseniz.

Devamını Oku
10.10.2025
Yazı yordamı

Her şey bir şeydir, belki de!

Devamını Oku
26.09.2025
Karanlığınız kadarsınız!

Borges, kendi körlüğünden söz ederken şunu diyordu...

Devamını Oku
12.09.2025
‘Ah, bu sessizliği anlat!’

'Nefes almak isteyen okur için...'

Devamını Oku
29.08.2025
Çürümenin göstergeleri

Türkiye’nin bugünkü gerçeği birçok açıdan irdelenmeye değer.

Devamını Oku
15.08.2025
Türkiye’den çürüme manzaraları: (1) Sayın dolandırıcı!

Size hanımefendi ya da beyefendi demeyeceğim çünkü siz bir hırsız, bir dolandırıcısınız!

Devamını Oku
01.08.2025
İroni değil, gerçek!

Bugün size, Anadoluhisarı’ndaki Şeyhülislam Yasincizâde Abdülvehhap Bey Yalısı’nda bir sabah kahvaltısında buluştuğum Ali Rıza Bozkurt ile yaptığımız uzun sohbetten söz etmek istiyorum.

Devamını Oku
18.07.2025
Cicero’nun cesareti var mı?

Lucius Cornelius Sulla dönemi; Roma’nın yozlaşmaya, siyasal erkin de çürümeye başladığı bir dönemdir.

Devamını Oku
04.07.2025
Geleceği kurmak için: Kütüphane

Şunu hemen söyleyeyim ki kütüphanem ile oldukça özel belgeler barındıran arşivimin bazı “açgözlü sahaflar”ın eline düşebileceği düşüncesinden dolayı endişeliyim!

Devamını Oku
20.06.2025
Aydınlanma nerede başladı, değişim nereye kadar?

Köy Enstitüleri bir uyanış hareketiydi. Tarım toplumu olan Türkiye’nin kırsal kalkınmasıyla değişim dönüşüme uğrayabileceğinin ilk hamlelerindendi.

Devamını Oku
06.06.2025
Kendimizi unutmamak için

Annem öldü.

Devamını Oku
23.05.2025
Benim İstanbul çağım

Benim İstanbul çağım

Devamını Oku
09.05.2025
‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

Devamını Oku
25.04.2025
Hayal değil, gerçek!

Hayal değil, gerçek!

Devamını Oku
11.04.2025
Sen beni dönüştür

Sen beni dönüştür

Devamını Oku
28.03.2025
‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

Devamını Oku
14.03.2025
Görebilseniz eğer...*

Görebilseniz eğer...*

Devamını Oku
25.02.2025
Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Devamını Oku
11.02.2025
Çaltıözü’de sabah

Çaltıözü’de sabah

Devamını Oku
28.01.2025
Kendi ‘kör kuyu’larımız

Kendi ‘kör kuyu’larımız

Devamını Oku
14.01.2025
Uğultulu zamanlar

Uğultulu zamanlar

Devamını Oku
31.12.2024
‘İlgilen ve ilişkilen’dir

‘İlgilen ve ilişkilen’dir

Devamını Oku
17.12.2024
‘Sen bana neler öğrettin?’

‘Sen bana neler öğrettin?’

Devamını Oku
03.12.2024
Anlatısız toplum

Anlatısız toplum

Devamını Oku
19.11.2024
‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

Devamını Oku
05.11.2024
Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Devamını Oku
22.10.2024
Edebi buluşmaların anlamı

Edebi buluşmaların anlamı

Devamını Oku
08.10.2024
Kötülüğü nerede aramalı?

Kötülüğü nerede aramalı?

Devamını Oku
24.09.2024
Kapitalizmin çirkin yüzü

Kapitalizmin çirkin yüzü

Devamını Oku
10.09.2024
Oliver Sacks’tan yolu geçmek...

Oliver Sacks’tan yolu geçmek...

Devamını Oku
27.08.2024
Belleğin çağrısı

Belleğin çağrısı

Devamını Oku
13.08.2024
Üsküdar mı, Kadıköy mü?

Üsküdar mı, Kadıköy mü?

Devamını Oku
30.07.2024
Eski sözlerde, yeni bakışlar

Eski sözlerde, yeni bakışlar

Devamını Oku
16.07.2024
CHP'nin kültürle 'imtihan'ı!

CHP'nin kültürle 'imtihan'ı!

Devamını Oku
02.07.2024