İkinci 23 Haziran Demokratik Direniş Zaferi

25 Haziran 2020 Perşembe

Baro başkanlarının yürüyüşü, iktidarın işkenceyi andıran engellerinden dolayı, bir “Demokratik Direniş Zaferi”ne dönüştü.

Anıtkabir’de sona eren bu yürüyüş, haksız ve hukuksuz olarak iptal edilen 31 Mart 2019’daki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerindeki 13 bin oy farkını 23 Haziran 2019’da 800 bin oya çıkararak elde edilen “Demokratik Direniş Zaferi”ne eklendi:

Türkiye’nin Demokrasi Tarihi’ne “İkinci 23 Haziran Demokrasi Zaferi” olarak geçti!

***

Aslında, bu yürüyüş “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” diyen Anayasa’nın 34’üncü maddesine göre, normal ve hukuksal, masum bir “İfade Özgürlüğü” eylemi olarak başlamıştı:

Barolar, iktidarın, baroların yapısı ve seçimleri hakkında planladığı değişiklik haberleri üzerine bir protesto yürüyüşü yapıyorlardı.

Türkiye’nin her yerindeki barolardan Ankara’ya, Anıtkabir’e yürüyüşler düzenlenmişti.

COVID-19 salgınından dolayı yürüyüşler, büyük gruplar halinde değil, kimi yerlerde tek tek baro başkanları tarafından gerçekleştirilmiş ve Türkiye’nin dört bir tarafından gelenler Ankara girişinde buluşmuşlardı.

Oradan otobüslerle Tandoğan Meydanı’na gidecekler ve Anıtkabir’e yürüyeceklerdi.

İktidar, baro başkanlarının Ankara’ya girmesini engelledi.

Baro Başkanlarına, avukatlara gelen yiyecek ve giyecek yardımlarının ulaştırılmasına izin vermedi.

Yiyecek, içecek ve tuvalet ihtiyaçlarını giderdikleri kafeye ceza yazdı ve işletmeyi kapattı.

Yağan sağanak yağmurdan korunmaları için kurulmak istenen çadırları önledi, yollanan battaniyelere izin vermedi.

Bulundukları yeri otobüslerle çevirdi, medyanın görüntü almasını engelledi.

Bütün bu engellemelere rağmen, geceyi sağanak yağış altında, soğukta ve açıkta geçiren kimi çok yaşlı baro başkanları Ankara’ya girip Anıtkabir’e gidene kadar DİRENECEKLERİNİ belirttiler.

Sonunda iktidar bir Anayasal Hakkın Demokratik bir biçimde kullanılmasına boyun eğmek zorunda kaldı:

Savunma Hakkı’nı Hukuk Devleti’ni savunan, Anayasal bir hakkı, barışçı ve demokratik bir yöntemle kullanmak isteyen, Baro Başkanlarının Ankara’ya girme ve Anıtkabir’e gitme hakkına koyduğu haksız ve hukuksuz engelleri kaldırdı.

Böylece masum bir “Toplantı ve Gösteri Yürüyüş Hakkı” yoluyla protestolarını Demokratik olarak olaysız bir biçimde kullanmak isteyen Baro Başkanlarının Yürüyüşü”, ülke sınırlarını da aşan, dünya çapında, bir “Demokratik Hukuk Direnişi” olayı haline geldi.

***

Toplumların mutluluğu ve refahı için Demokratik Rejimi ve Demokratik Yöntemleri savunanlara karşı iki eleştiri dile getirilir:

1) Demokratik Hak ve Özgürlüklerini Demokrasiyi yok etmek için kullananlara karşı nasıl mücadele edeceksiniz?

2) Demokratik görünen seçimlerle iktidara gelenler, zor kullanarak Demokrasiyi tahrip etmeye başladıklarında bunlara karşı nasıl direneceksiniz?

Birinci sorunun yanıtını insanlık vermiştir:

Seçimle iktidara gelmek yetmez, iktidarın bütün eylem ve söylemlerinin Temel İnsan Hak ve Özgürlüklerine uygun olması gerekir.

Bunu sağlamak için bağımsız yargı denetimi şarttır.

Bu denetimi yapmak için Anayasa Mahkemeleri kurulmuştur.

Tartışma genellikle, iktidarın zorla Temel Hak ve Özgürlükleri ihlal ettiği zaman BARIŞÇI, YASAL VE DEMOKRATİK YÖNTEMLERİN yeterli olup olmadığı konusunda ortaya çıkar:

Ben bu durumlarda da BARIŞÇI, YASAL VE DEMOKRATİK DİRENİŞ YÖNTEMLERİNİN etkili olacağına inanıyorum.

Bu yöntemleri savunmamın birinci gerekçesi, her zaman, her yerde, herkes için, her türlü şiddete, karşı olmam ve her koşulda, her zaman, herkes için, Demokrasiyi savunmamdır.

İkinci gerekçe ise BARIŞÇI, YASAL VE DEMOKRATİK DİRENİŞ YÖNTEMLERİNİN de iktidarlara karşı son derece etkili olarak kullanılabileceğine olan inancımdır.

Bu konuda “DİREN” diye bir de DEMOKRATİK MANİFESTO kitabı yayımladığım ve “Etkili Demokratik ve Barışçı Yöntemler” ayrı bir yazı gerektirdiği için, burada ayrıca ayrıntıya girmiyorum.

***

YAŞASIN DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ...

YAŞASIN DEMOKRATİK VE BARIŞÇI DİRENİŞ!


Yazarın Son Yazıları