Barış Doster

CHP, türban önerisi ve tek adamlık

08 Ekim 2022 Cumartesi

Ana muhalefet partisi genel başkanının, türbana yasal güvence istemesini tartışıyoruz birkaç gündür. Daha da tartışacağız. Çünkü Türkiye’nin toplumsal ve siyasal olarak çokça tartışıp, yine toplumsal ve siyasal düzeyde aştığı bir konuyu, çözdüğü bir sorunu, kapattığı bir dosyayı açtı. İktidara gollük pas verdi. İktidar da pası aldı, gole çevirdi. El yükseltip, konuyu yasal değil, anayasal düzlemde güvenceye kavuşturmayı önerdi.  

CHP genel başkanı, bu önerisiyle, hem partisinin tabanında derin bir tartışmaya yol açtı hem de toplumun yakıcı gündem maddelerinin, asıl sorunlarının tartışılmasını, bir süre için de olsa öteledi, engelledi. Dahası da var.  

Birincisi, CHP genel başkanının, bu öneriyi, partisinin yetkili kurullarında, Meclis grubunda tartışıp, olgunlaştırarak değil, kendisine yakın birkaç çalışma arkadaşı, milletvekili ve danışmanla kotardığı anlaşılıyor. Cumhuriyet ve CHP açısından bu denli önemli bir konunun, böyle bir yöntemle önerilmesi, esası yanında, usulen de sorunlu. Tek adamlığın iktidarda değil muhalefette de sağda değil solda da ne denli güçlü olduğunun kanıtı.  

İkincisi, eğer bu adım, Millet İttifakı’ndaki üç partiyi (Saadet, Gelecek, Deva) memnun etmek için atıldıysa, büyük yanlış yapılmıştır. Çünkü bu yaklaşım, ittifakın en büyük partisinin, ittifakı kuran partinin, ana muhalefet partisinin, Cumhuriyetin kurucu partisinin, siyaseten kendinden çok uzak, siyasal İslamcı gelenekten gelen, ikisi AKP’nin eski başbakanı ve başbakan yardımcısı tarafından kurulan partilerle, kendisini eşitlediği, daha vahimi onlara şirin görünmek istediği anlamına gelir. Bu da sayısal olarak (oy oranları açısından), siyasal olarak (tarihsel yönelim, ideolojik tutum, parti programı açısından), toplumsal olarak (seçmen tabanı, tabanın duyarlılıkları, öncelikleri, beklentileri, endişeleri açısından) vahimdir.   

CHP, DSP’YE BENZER Mİ? BENZEMELİ Mİ? 

Üçüncüsü, türban ve başörtüsü aynı değildir. Kullanımları da farklıdır, yaptıkları çağrışımlar da. Başörtüsü gelenekseldir, kültüreldir. Türban ideolojiktir, siyasaldır. CHP genel başkanı, bu ayrımı bilir. Bu çağrıyı, 4 Ekim 1926’da yürürlüğe giren Medeni Kanun’un (Yurttaşlar Yasası) yıldönümünde yapması, umulur ki nahoş bir tesadüftür.  

Dördüncüsü, CHP genel başkanının çağrısı sonrası parti tabanında oluşan tepki, milletvekillerinde, parti yönetiminde gözlenmedi. Seçimlere bir yıldan az kalmışken yeniden seçilme telaşındaki mebuslar sessizliğe büründüler. Bu da lidere biat, itaat, sadakat anlamında partilerin birbirlerine ne kadar çok benzediğini gösterdi.   

Beşincisi, CHP genel başkanının, siyasete adım attığı, milletvekili aday adayı olduğu (aday gösterilmemişti) DSP’nin lideri, eski başbakanlardan Bülent Ecevit, “Olumlu tarikatlar da var”, “inançlara saygılı laiklik” (sanki başka türlü bir laiklik varmış, sanki laiklik inançlara saygısızlıkmış gibi) türünden sözler ederdi. Yanlıştı. DSP’de tek adam olan Ecevit’in bu konudaki savruluşu, emperyalizm destekli terör, casusluk, ihanet örgütü FETÖ’nün lideriyle görüşecek, ondan ödül alacak boyuttaydı. Ecevit, 1999 seçimlerinde sandıktan birinci çıktı. 2002 seçimlerinde silindi.  

Kısacası, tarih öğreticidir. Derslerden biri de aslı varken taklitlere bakılmadığıdır.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları