Gazeteci taraftır

15 Eylül 2020 Salı

Kendisini demokratik sosyalist olarak tanımlayan ABD’li Senatör Bernie Sanders, gazetecilik yıllarına dair bir olayı şöyle anlatmış:

“Amerikalı sosyalist Eugene Debs hakkında bir belgesel hazırladım. Onun işçi hareketindeki yerini ve bu ülkedeki dev şirketlere karşı mücadelesini anlatıyordu. Götürdüğüm her TV kanalı, tarafsız olmadığını, her iki tarafa da yer verilmediğini söyleyerek reddetti. Kapitalizme de ilgi çekilmesini istediklerini anladım. Düşünebiliyor musunuz, John D. Rockefeller ya da Henry Ford’un başarılarını öven bir film yapmış olsaydım, o kanalların hiçbiri sosyalist tarafın görüşünü duymak için ısrar etmezdi. Tarafsız olmadığımı söyleyerek yakınmazlardı.” 

Sanders ile yapılan bu söyleşi, 1979 yılına ait. Aradan 41 yıl geçmiş olsa da günümüzde de durum aynı. Kapitalist dünyanın sözde demokratik sisteminde 4. güç olarak görülen basın, siyasi, askeri ve ticari liderlerin yönlendirmeleriyle sermayenin önceliklerine göre çalışır. 

Bernie Sanders’in yaşadığı olay, düzenin temsilcilerinin medyada nasıl üslendiğini göstermesi açısından çok çarpıcı. “Parayı veren düdüğü çalar!” sözünün de bir kanıtı. 

Bu çarpık durumun en önemli nedeni, medya sahiplerinin aynı zamanda holding sahibi/iş insanı olmalarıdır. Devletten ihale alabilmek için sistemin işleyişini belirleyen çevrelerle yakın olmaları gerekir. Medya kurumlarının ana gelir kaynağı reklam olduğundan, reklam alabilmeleri de bu yakınlığa ve kurulu düzenin temsilcilerini rahatsız etmemelerine bağlıdır.  

Böylesine iç içe geçmiş çıkar ilişkileri, gerçeklerin önündeki en büyük engeldir ve gazeteciliğin temel kuralı ile taban tabana zıttır. Çünkü halkın gerçekleri öğrenme hakkı için kamu yararına yapılan bir meslektir gazetecilik. 

Ne var ki gazetecilik, günümüz Türkiyesi’nde büyük ölçüde, meslek etiğini ezip geçenlerin, kişisel çıkar sağlayanların ve bunun için kalemini, şerefini satanların öne çıktığı bir işe dönüştürülmüş durumda. 

Yalan rüzgârı!

Böyle bir ortamda gazeteci Fatih Altaylı, iş insanı, eski Bakan Cavit Çağlar’ın yeni kurduğu Olay TV hakkında kendisine söylediklerini yazdı. Altaylı’nın yazdığına göre, Çağlar, “Yorum yok, taraf tutmak yok, yorum yapanı kulağından tutar atarım, baskı olursa kapatır giderim” demiş. 

Birkaç gündür sosyal medyada buna tepkiler yoğunlaşınca, Çağlar, Altaylı’yı yalanlayarak “Editoryal bağımsızlığın garantisi benim” şeklinde bir açıklama yaptı. Hemen ardından Altaylı, “Vallahi de billahi de öyle dedi” diye yemin ederek yazdıklarının doğru olduğunu söyledi.

Belli ki biri gerçeği çarpıtıyor; bu konudaki yorumu okuyuculara bırakıyorum. Ama söylemek istediğim şu: Kanalında çalışanların “tarafsız” olmasını bekleyen bir medya patronu var karşımızda. 

Aynı kişi, gazeteci Candaş Tolga Işık’a da geçen hafta şunları söylemiş:

“Kanalın muhalif olacağını nereden biliyorlarmış? Yakınsam Tayyip Erdoğan’a yakınım, onu beğenen biriyim ama AK Partili değilim. Gelen arkadaşlar kendi siyasi görüşlerini değil, objektif olarak haberciliklerini ekrana taşıyacak.” 

Kendisi bir siyasi lidere yakın olduğunu açıkça söylüyor ama orada çalışan bir gazetecinin siyasi görüşünü söylemeye hakkı yok. Yani diyor ki parayı veren benim, düdüğü de ben çalarım!

Ağustos 2020’de Sabah gazetesine verdiği röportajda iseBerat Albayrak iyi eğitimli, yetenekli bir bakan. Eleştirenleri anlamak mümkün değil” demiş. Demek kanalında çalışan bir gazeteci, Albayrak’ın ülkeyi perişan eden ekonomi politikalarını eleştirse onu da anlamayacak…

Bağımsız medyayı destekleyin 

Yaşadığımız kapitalist dünyada medya sahiplerinin büyük kısmı aynı zamanda holding veya banka sahibiyken…

Açıkça belli bir grubun çıkarları için sistemin tepesindekilerle dirsek teması içindeyken…

Türkiye gibi gerçekleri yazan gazetecilerin hapishanelerde çürütüldüğü bir ülkede, gazetecilerin “tarafsız” olmasından söz etmek aldatmacadır. Bunun anlamı, haksızlığa uğrayanlar adına haber yapılmaması için baskı kurmaktır. 

Gazeteci taraftır.

Gerçeğin tarafındadır.

Halkın tarafındadır.

Alın teri ile hayatını kazanan emekçinin tarafındadır.

Güçlünün değil, ezilenin tarafındadır.

Demokrasinin, laikliğin, temel hak ve özgürlüklerin, hukuk devletinin yanındadır.

Sermaye ile iktidar arasındaki yüz kızartıcı ilişkileri sürdürenler, medyayı ağırlıklı olarak ele geçirmiş olsa da iktidarın her türlü baskısına direnen, gerçekleri ortaya çıkarmak için çalışan gazeteler, televizyonlar çok az da olsa hâlâ var. Reklam ambargosu altında ve seyirci/okuyucu desteği ile ayakta kalmaya çalışıyorlar. 

Cafcaflı büyük sermaye medyası peşinde koşmamalı; aydınlanma yolundan sapmayan bağımsız medyayı desteklemeli.


Yazarın Son Yazıları

Üniversitenin sefaleti 17 Kasım 2020
Siyasi enkaz 1 Kasım 2020
Çay 27 Ekim 2020
Kötü örnek! 11 Ekim 2020
Oligark işbaşında! 6 Ekim 2020