‘Bilim Cumhuriyeti’ ve üniversitedeki çöküş

22 Eylül 2020 Salı

Türkiye’de iyi deneysel araştırmaların daha çok yapılmasını engelleyen nedenler nedir?

“1- Araç-gereç sağlanmasında güçlük çekiliyor.

2- Türkiye’de bilim adamları arasındaki işbirliği azdır.

3- Yetişmiş laboratuvar teknisyenleri ihtiyacın altındadır.

4- İlgili üniversite bölümlerinde yeterince iç araştırma programlaması yoktur.

5- Eğitim sistemimiz yaratıcılığa özendirmiyor.

6- Günümüzün araştırma literatürü kolayca elde edilemiyor.

7- Araştırma yapmaya yönelten itici güç zayıftır.

8- Öğretim ve yönetim ile ilgili görevler, araştırmaya az vakit bırakır.

9- Eleştiri yapmaya hazır bir ortam yoktur.

10- Araştırma sırasında karşılaşılan güçlükleri yenmek için gerekli inisiyatif gösterilmiyor.

11- Deney araçlarını kullanmakta bir çekingenlik vardır.

12- Başka neden(ler).”

Büyük bir eksiği gideren önemli bir çalışma

Yukarıdaki 12 maddelik listeyi, Doç. Dr. İnan Kalaycıoğulları’nın Cumhuriyet Dönemi Türkiyesi’nde Bilim adlı iki ciltlik çalışmasından alıntıladım. 

“Sanılan Önemine Göre Türkiye’de İyi Deneysel Araştırmaların Daha Çok Yapılmasını Engelleyen Nedenler” başlıklı bu tabloyu Peter Hopkins, 1978 yılında Türkiye’de bilim insanları ile görüşerek ortaya çıkarmış. Ankara, Hacettepe, İstanbul, Ege üniversiteleri ile ODTÜ ve İTÜ’de görevli olan ve fizik, kimya, biyokimya alanlarında deneysel araştırmalar yapan 75 bilim insanı ile yaptığı görüşmelerin sonucunda bu nedenleri oranlar vererek belirlemiş.

Kalaycıoğulları’nın kitapta belirttiği gibi, dikkat çekici olan, Üniversite Reformu sürecinde ortaya çıkan ve o dönemin koşullarında makul karşılanabilecek sorunlar, yıllar içinde azalmayıp aksine üniversitelerde bir tür “geleneğe dönüşmüş” durumda...

Muhayyel Yayıncılık tarafından yayımlanan Cumhuriyet Dönemi Türkiyesi’nde Bilim, bunun gibi bilim tarihi hakkında birçok önemli bilgiyi içeriyor. Matematik, astronomi, fizik, kimya, doğa bilimleri (jeoloji, botanik, zooloji) başlıkları altında toplanan özenli çalışma, 1923-2010 arasındaki ihmal edilen yakın tarihe dair büyük bir eksiği gideriyor. 

Üniversiteler zapturapt altında 

Kalaycıoğulları’nın kitabı sonlandırırken yazdığı satırlar, bir gerçeği düşündürttü bana: 

“Uzun vadeli bilim-teknoloji politikaları uygulayabilmek için çok da geç kalmış sayılmayız... Yeter ki bilime ve bilimsel düşünceye yöneltilen saldırılara gerekli ve etkili cevaplar verilsin ve bu ‘savaş’ bilimin lehine sonuçlansın. - Bu noktada üzücü ve düşündürücü olan, ‘bilgi’ üretme anlayışımıza karşı başlatılan bu mücadeleye, ‘bilgin’lerimizin bir bölümünün de seyirci kalması ve bu yolla sürecin hızlanmasına yardımcı olmalarıdır. - Aksi takdirde, temelleri ne kadar sağlam atılmış olursa olsun, ‘Bilim Cumhuriyeti’mizin büyük bir sarsıntı geçireceğidir.”

Gerçek şu ki 18 yıllık AKP iktidarında akademik özgürlükler ve üniversite özerkliği kavramlarına ağır bir siyasi darbe yapıldı, üniversiteler zapturapt altına alındı. 

Son yıllarda bilimsel yayınlarda intihal olayları fazlasıyla arttı; Türkiye, para karşılığında şaibeli ve sahte dergilerde en çok yayın yapan Hindistan ve Nijerya’dan sonra 3. ülke konumuna geldi.  

Üniversitedeki çöküşle birlikte “Bilim Cumhuriyeti” de o büyük sarsıntıya maruz kaldı.

Üniversitelerin medreseleştirilmeye çalışıldığı günümüzde, kitabın iki cildinin de kapağında bilim insanlarıyla birlikte yer alan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 96 yıl önce söylediği sözü üzüntüyle anımsıyor insan...

“Dünyada her şey için; maddiyat için, maneviyat için, hayat için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlmin ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cehalettir, sapkınlıktır.”


Yazarın Son Yazıları

Üniversitenin sefaleti 17 Kasım 2020
Siyasi enkaz 1 Kasım 2020
Çay 27 Ekim 2020
Kötü örnek! 11 Ekim 2020
Oligark işbaşında! 6 Ekim 2020