Yazgülü Aldoğan

Ya bu tarafındasın suyun, ya da...

18 Haziran 2020 Perşembe

Bardağı taşıran damla vardır ya, Hamza Yerlikaya’nın VakıfBank Yönetim Kurulu’na atanması da öyle oldu. Yoksa AK Parti iktidarının 18 yıllık atama geçmişine baktığınızda çok farklı bir durum yok. Liyakat, yani atanılan göreve uygunluk, bilgi birikimi, deneyim ve yetenek aranmıyor ki; hatta davaya bile değil sadece lidere sadakat aranıyor! Öl dese öleceksin. Böyle bir tam biat hali. Dolayısıyla bir banka yönetim kuruluna da güreşçi atanmış, atanır, ne olacak? Reis istemiş atamış, bize mi soracak? Ama işte o damla bardağı taşırdı! Demek son damlaymış! Sokaklar doktora yapmış genç işsizlerle dolu. Kapıcılık olsa yapacağım diye ağlıyor umutsuzca o gençler! Atanamayan öğretmenler intihar ediyor, bekçi oluyor, pazarda limon satıyor, yeter ki işsiz kalmasın, ama Hamza Yerlikaya, güreşteki başarılarından ötürü önce milletvekili yapılıyor, sonra Spor Bakanı Yardımcısı yapılıyor; sonra Cumhurbaşkanı’na danışman yapılıyor; ama en son Vakıflar Bankası’na yönetim kurulu üyesi yapılınca kıyamet kopuyor! Muhtemelen çok para alıyor da, ben ne aldığında değilim, kimlere ne paralar dağıtılıyor. Benim anlamadığım, hani birini sever kollarsın, bir makam verirsin, iki değil, üç değil, dördüncüyü de verdiğin zaman acaba neden diye merak ediyorum? Herkesten saklanan bir bildiği mi var? Gizli kapaklı bir işe mi yarıyor? Hamza’ya neden gebe kalınıyor? Sosyal medya hesaplarına bakıyorum. 23 bin tweet atmış, galiba 20 bini RTE’nin söyledikleri. E bunu İletişim Başkanlığı da yapıyor, Fahrettin’in işi bu, Hamza’nın değil. Gerisi, iyi bayramlar, Allah rahmet eylesin, geçmiş olsun gibi mesajlar! Tamam siyasi ve felsefi analizler beklemiyorum elbet de sıfır, hiçbir şey yok! Ama durun tahmin edeyim: İş Bankası’na çökerlerse Hamza’yı oraya genel müdür yapacaklar, şimdiden hazırlıyorlar! Peşrev turları!

Bize kurşunlar...

Hamza’ya, RTÜK Başkanı’na, seçilmemiş eski AKP milletvekilliklerine dağıtılan arpalıklar, malum müteahhitlere adrese teslim verilen ihaleler ve tabii o ihalelerden alınan payların daha küçüklere üleştirilmesi sistemine dayanan bir düzen kuruldu. En yakınlar en büyük parsayı toplarken sondakilere birer kemik kalıyor, o bile yüzde 35’lik bir kitleyi konsolide edebiliyor. Ama Hazine boşaldı. Satılacak kamu malı kalmadı. Sonunda işçinin kıdem tazminatına göz diktiler! Ha bir de toplanan yardım paraları. En son korona yüzünden para toplamaya kalktığında niye kimse vermedi? Çünkü o paralar yerine ulaşmıyor. Bakınız son örnekleri 15 Temmuz gazileri. Artık günahları boynuna, hangisi gerçekten tankın egzosuna fanilasını sokmuştu, hangisi dama çıkıp sapanla helikopter düşürmüştü, beyan üzerine verilen maaşlar devam. Ama bunlara verilmek üzere toplanan paralar verilmedi. Tıpkı BJK stadının orada suikasta kurban giden polisler için toplanan paraların verilmediği gibi.

Kendi yaşadıklarımdan da örnek vereceğim: Babam Kore şehidi malum. Şehit olduğunda emeklilik hakkı gelmemişti ki deyip yıllarca üç kuruş yüzbaşı maaşı ödediler anneme, şehit maaşı değil. Cenaze parası istemiş, naaşı Kuzey Kore’de kalmıştı, Genelkurmay’dan “Sanki cenazesini mi kaldırdın?” veciz yanıtı gelmiş. G.Kore, şehit ve gazilere verilmek üzere devlete yüklü bir miktar hibe yaptı, bir kuruşunu görmedik! Ama ne gördük? Özellikle ben? YÖK kararıyla yardımcı doçent doktor olarak çalıştığım üniversiteden çıkarılan ilk 8 kişiden biriyim. En son 20 yıl çalıştığım Posta gazetesinden Demirörenler’e satıldıktan sonra 20 yıllık tazminatıma el konularak işten çıkarıldım. Mahkemede sürünüyoruz, bakalım ne zaman biter? Devletin şefkatli elini görmedim ama her zaman bir tokadını, çimdiğini yedim. Annem rahmetli olunca ablamla bana bir daire miras kalmıştı, kiradaydı. Vefat ettiği ilk yıl, kira geliri beyannamesi vermeyi atlamışız. Sonraki yıllar ortak beyanname de verilmiş, vergisi de ödenmiş. Ama iki gündür neyle uğraşıyorum? 2016’daki o unutulan beyanname ve vergisiyle! 2020’de akıllarına geliyor, sabah bir telefon edip çağırıyorlar vergi dairesine, üç saat sonra yatırılıyor para. Olmuyor, kabul edilmiyor! Üstelik de ortak mal, ortak hesap ama kimsenin kardeşimden para istediği yok, ben soruşturuluyorum, benden para isteniyor, bana ceza kesiliyor! Meseleyi anlamak için üsteliyorum, o da suçlu değil mi? “Banka sizin adınızı bildirdi”. Ama banka hesabımız ortak! Sonraki bütün vergileri ödemişiz, kötü niyet yok. Ama soyadım Ağaoğlu değil ki milyar dolarlık vergilerim silinsin. İnandığını, doğruyu yazar, onurunla, vicdanınla çalışırsan, işten de atarlar, tazminatına da el koyarlar, bir küçük unutkanlıktan ceza da yazarlar. Yılmaz Özdil’le de uğraşıyorlar, Fatih Portakal’la da, İsmail Küçükkaya’ya da itibar yıpratması yapıyorlar. Kusura bakmasınlar ama Hamza Yerlikaya’dan daha itibarlıyız! Asıl canları yakılanlar, Müyesser, Barışlar, Murat, Hülya, bize yapılan hiçbir şey, ama yeri geldi, yazmak istedim!


Yazarın Son Yazıları

Gazeteciyim, casus değil! 11 Haziran 2020
Maskeli balo! 30 Nisan 2020