Yazgülü Aldoğan

‘Sevilmek değil yaşamak istiyoruz!’

23 Temmuz 2020 Perşembe

Yüzlerce kadın, çoğu çok genç, gırtlaklarını paralayarak bağırıyor: “Yaşamak İstiyoruz!”, “Artık öldürülmek istemiyoruz!” Evrensel İnsan Hakları Sözleşmesi’nin birinci maddesi, yaşam hakkı! Ve benim ülkemde meydana toplanmış yüzlerce kadın, “Yaşamak İstiyoruz” diye bağırıyorsa boğazımda bir düğüm, gözümde yaş...

Ekmek, su, iş, sevgi değil, yaşamak yahu, yaşamak? Hayatta kalmak! Sokakta yürürken arkandan ayak sesleri duyduğunda korkmamak! Üzerinde bir çift erkek gözü hissettiğinde kalbin sevgiden değil korkudan atıyorsa, bir erkek eli sana sadece vurmak için, boğazını sıkmak, saçından sürüklemek için kalkıyorsa, bunda bir manyaklık yok mu? Her yıl niye daha çok kadın üstelik de kendisini sevdiğini iddia eden bir erkeğin şiddetine maruz kalıyor, ölüyor? Ve buna DEVLET niye seyirci kalıyor? Buna seyirci kalınmasın diye hazırlanmış bir İSTANBUL SÖZLEŞMESİ var diye niye rahatsız oluyor da bizi yönettiklerini iddia edenler, bunun kaldırılması için düğmeye bastı? Niye? Kadınlar daha rahat, daha çok öldürülsün diye mi? Öldüren az cezayla yırtsın diye mi!

Niye İzmir?

Beşiktaş’tayım. Yüzlerce kadın, maskelerini takmış, sosyal mesafe kurallarına uygun, denizdeki martılar gibi çığlık çığlığa Yaşamak İstiyoruz diye bağırırken kolluk güçleri, pek de görünmeden önlem almış, izliyor. Önceki akşamüstü Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar Pınar Gültekin’in canice katledilmesini protesto için sokaklardaydı. Ve niçin İzmir’deki protestoculara saldırdı polis? Niçin o gencecik kadınları copladı, saçından sürükledi, polis otolarına bindirip gözaltı yaptı? Niçin, niçin, niçin? Nedir polisin, Emniyet’in İzmirli nefreti, nedendir? Adana’da, Ankara’da, İstanbul’da, Muğla’da, her yerde kadınlar, yaşamak istiyoruz diye bağırdıklarında sorun yok da İzmir’de niye var? AKP’ye yeterince oy çıkmıyor diye mi bu şiddet, bu nefret?

Pınar Gültekin, 2015 yılında sabaha karşı üçte Twitter’a yazmış Özgecan cinayetinin ardından, “Kız kardeşim gibi canım acıyor, bugün ona, yarın bana” diye. Evet Pınar, seni de koruyamadık, yarın kim acaba? Pınar Gültekin, çalışıp harçlığını çıkardığı parayla Muğla’da üniversite eğitimini tamamlamak üzere olan Siirtli bir genç kadın. Muğla gibi yüz akı bir ilimizin Akyaka gibi dünya güzeli bir ilçesinde oturuyor ve bir caninin öldürmelere doyamadığı cinayetinin faili oluyor! Beklersin ki tam tersi olsun, Muğlalı bir genç kadın Siirt’te bir töre cinayetine kurban gitsin. Kadına karşı şiddet, artık coğrafya tanımıyor, her yerde! Öldürenin çoğu zaman mazereti aynı: “Seviyordum.” Sevdiği için öldürmek? Kadınların yanıtı: Sevilmek değil, yaşamak istiyoruz!

Son on yılda kadın cinayetlerinde önlenemez yükselişin nedeni üzerinde duracağına, boşanmalar artmış diye İstanbul Sözleşmesi’nden şikâyet eden tarikata uyup kaldırmaya çalışan AKP iktidarı bilmeli ki asıl cinayetlerin artması, önlenmesi gereken bir ayıptır! İzmir’de protestocu kadınlara inip kalkan coplar, müstakbel canileri teşvik ve tahrik etmiştir! Bu mu istediğiniz?

İstanbul Sözleşmesi” aile birliğini bozuyormuş. O kutsal aile ki koca, karısına tecavüz eden erkek kardeşini korumak, mağduru ortadan kaldırmak için şikâyetçi olmak isteyen karısını öldürdü! O kutsal aile ki kalabalık ev ortamında küçük çocuğa amcası tecavüz etmiş, çocuğun namusu bozuldu diye aile meclisi kararıyla çocuğu öldürdüler! Hepsi mahkeme tutanakları, polis kayıtlarından bildiklerimiz, kim bilir hasır altı edilen daha ne cinayetler vardır?

Avcı kursu

Tarım ve Orman Bakanlığı, açtığı av ihalelerine tepkiye inat, şimdi de “Avcı kursu” açacakmış. Önce “insan olma” kursu açın! Erkeklerin çoğu, zaten avcı! Elinde silahı, kan kokusu almış birer katil! Avını kovalayacak, kıstıracak, öldürecek, eziyet ederken videosunu çekip paylaşacak ve bundan zevk alacak! Devletin görevi, insanlara canlıları öldürmeyi öğretmek değil, yaşatmayı öğretmek olmalı! Pınar Gültekin, ceylan gibi bir genç kadın, ormanda öldürüldü, öldürmelere doyamayan avcısı tarafından. Devlet avcıya yol mu gösterecek, elini mi tutup engel mi olacak? Kadın cinayetleri siyasaldır dediğimiz zaman anlamazdan geliyorlar bir de!


Yazarın Son Yazıları

Yönetememe krizi 19 Kasım 2020
Medyada orta saha boş 3 Eylül 2020