Yazgülü Aldoğan

Darbe öyle olmaz, böyle olur ve çoktan oldu

15 Ekim 2020 Perşembe

Sabah erken kalktım, hava durumunu boş ver, memleket durumunu öğrenmek için Twitter’a baktım ki aaa, darbe olmuş! Hayır tam olmamış, darbeye teşebbüs olmuş, ama İçişleri Bakanı o saatte uyanık olduğu için önlemiş! Teşebbüs eden Anayasa Mahkemesi üyesi! Önleyen İçişleri Bakanı. Darbe değil, olsa olsa ışık düellosu! Emin Çapa, “Çok üzgünüm!” diye yazmış Twitter’da, kedisi öldü sandım, ben de üzüldüm, meğer ışıklar açık kaldı meselesi imiş. Arkadaşlar bir sakin olalım? Bak ay sonu geliyor, emekli maaşı ödenecek mi acaba derdindeyiz? Çalışma Bakanı, “Bugüne kadar emekli maaşlarını ödedik ya daha ne istiyorsunuz?” dedi! Ya bundan sonra ödemezlerse? 2.5 milyon işsize bir de parasız emekliler eklenince darbe olur mu acaba? 

Tamam, anayasa tartışmasına gelelim. Her şey Enis Berberoğlu yüzünden oluyor. Mahkûm oldu, Ankara’dan İstanbul’a yürüdük, hak hukuk adalet diye bağıra bağıra! Milletvekilliği iptal oldu, yine kıyamet koptu. Şimdi Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararını yerel mahkeme tanımıyor diye darbe mi olacak? Ne Enis Berberoğlu’ymuş? 

Hafife almıyorum, elbette ben de üzülüyorum, ülkede hukukun işlemiyor, adaletin kalmamış olmasına! Ama Anayasa Mahkemesi’nin kararını ilk kim tanımadı? Cumhurbaşkanı. Can Dündar ve Erdem Gül’le ilgili Anayasa Mahkemesi kararına “Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymuyorum, saygı da duymuyorum” dedi mi? Dedi! En baştaki tanımıyorsa 14. Ağır Ceza hiç tanımaz! Zaten görevi bu. Demirtaş kararında, ÇHD kararında, Süreyya Önder ve son olarak Berberoğlu kararında aynı hâkim, yukarı bakıyor, AYM kararını tanımıyor. Biliyor ki YHK’ye gitmeyecek. Tam tersine iktidarın hoşuna gitmeyenleri tutukladıkça itibarı artıyor. Tutuklamayanlar sürülüyor, tenzili rütbe. Osman Kavala iddianamesine bakınız, mantık, adalet var mı? Tuz kokmuştur. Anayasa Mahkemesi, bu ülkenin en üst yargı organı. O mahkemenin üyeleri görevden alınamaz, yeri değiştirilemez. İçlerinde hâlâ vicdanı olanlar, (Cumhurbaşkanı tarafından atanmamış olanlar demek daha doğru!) hukuka uygun davranmaya çalışıyor ama mahkemenin kararlarını uygulamayan, dinlemeyen Cumhurbaşkanı’ysa yaptırımı yok? 

Darbe değil, karşıdevrim

Bu ülkede yaşadığımız darbe değil, karşıdevrimdir. Cumhuriyet ve Aydınlanma’ya karşı bir siyasi İslam rejimi yaratmak için. Her şey başörtüsüyle başladı. Başörtüsü mağduriyetini bayrak yapan ve bu konudaki kimi yanlış uygulamaları kullanan İhvancılar, belli bir kitleyi özgürlükçü, askeri vesayete karşı, samimi dindar olduklarına ikna ettiler. Başa geçtikten sonra da adım adım gerçekleşti karşıdevrim: Eğitim birliği bitti. Hatta devletin okullarında laik eğitim bitti. Yüz yüze eğitimde matematik dersinin saatlerini azaltıp din dersinin saatlerini artırıyorlar. Referandum sonrası hukuk bitti! Darbe kalkışması sonrası FETÖ var diye diye ordu bitti! Askeri okulları, GATA’yı kapatıp başına bir meczup koydular. Tarikatlar devletin en üst kademelerine yayıldı, ülkeyi onlar yönetiyor. İsraf ekonomisi, yandaş müteahhit eliyle rant bölüştürme, ekonomiyi bitirdi. Emekli maaşı bile tehlikeye girdi. Yasaklamayla, ithalatla, tarımı, hayvancılığı bitirdiler, köyler boşaldı, işsizlik patladı. Ekonomik baskıyla, satışla, medyayı bitirdiler. Kalan bir iki çatlak ses, gerçekleri yazan gazeteciler mahkemelerden çıkamıyor. Sözcü yazarlarına FETÖ suçlamasıyla ceza verilmesi akla ziyandır! FETÖ’cüye FETÖ’cü dersen benim gibi, mahkûm oluyorsun! Barış Pehlivan ve Terkoğlu’nun korumalarının bile çekilmesi işarettir; yarın bunlardan birinin başına bir şey gelirse İçişleri Bakanı, ışığını kapatıp rahat uyuyabilecek mi o gece? Cumhuriyet muhabirleri, yazarları, her gün mahkemede. Bugünlere gelinmesinin bir nedeni de muhalefettir! Bugün muhalefeti bir avuç gazeteci, birkaç medya organı ve sosyal meyda yapıyor. Dış dünyada kavga etmediğimiz kimse kalmamış. İslam cumhuriyeti kurma yolundaki iktidarın yanında Katar dışında bir tek İslam ülkesi yok, Suud bile mallarımıza ambargo koyuyor, herkesin İslamı farklı çünkü, bizimki kendininkini dayatmaya kalkıyor. Buna rağmen iktidarın oyları azıcık düşmüş, ana muhalefetin uçması lazım değil mi, o da düşüyor! Başörtüsü yaşam biçimimiz deyip karşıdevrim yaptılar. Şimdi akşam bir kadeh içki içmek için insanlar ölüyor. O yaşam biçimi değil mi? 


Yazarın Son Yazıları

Yönetememe krizi 19 Kasım 2020
Medyada orta saha boş 3 Eylül 2020