Yazgülü Aldoğan

Biri ölmüş, biri yanmış, ben ne arıyorum?

08 Ekim 2020 Perşembe

İçeride ve dışarıda fena halde sıkışıp anketlerde seçimi kaybedecekleri tehlikesini görünce Kürtleri bertaraf etmeye karar verdiler. Çünkü Kürtler anahtar seçmen. Siyaset yapmalarına izin vermeyip şiddete yöneldiklerinde şiddet uygulamakla suçlamak ne kolay. Bırak, siyaset yapsınlar. Seçimle kazandıkları belediyeleri HDP’nin elinden birer birer aldılar. Gerekçe hep aynı: Terör örgütüyle ortaklık. En son Kobani olaylarını gerekçe göstererek daha önce bu davadan yargılanıp beraat etmiş ve hatta Anayasa Mahkemesi kararıyla tazminata hak kazanmış Kars Belediye Başkanı’nı da tutuklamaları, hukukun tamamen rafa kalktığının kanıtı. Ülkede demokrasi var diyerek seçim yapılıyor, kazanan iktidara geliyor. Arkasından bir suç icat edilip görevden alınıyor, yerine kayyım atanıyor. Ve merkezi iktidar, kendisini seçmemiş ili, ilçeyi yönetiyor. Hele Kars Valisi’nin sokaklarda namaz kılarak kayyım olmaya gitmesi, kapatıp dükkânı gidelim, burası bitti dedirtiyor ki yazık bu ülkeye. Ne ki yeni değil bu görevden almalar, kayyım atamalar. Salı günü Cumhuriyet’in manşetindeki haber, farklı bir kayyım hikâyesi. 

Bombalanan kaymakam

Yer: Mardin’in Derik ilçesi. Belediye başkanı görevden alınıyor, yerine ilçenin kaymakamı Fatih Muhammet Safitürk kayyım olarak atanıyor. Sonrası, değme romancıların yazmaya cesaret edemeyeceği cinsten karmaşık bir cinayet, entrika, siyaset, ilişkiler ağı, ki ne çözülebiliyor ne anlaşılabiliyor! Aradan iki ay geçmeden kaymakam, makamında patlatılan bir bombayla ağır yaralanıyor, hastaneye kaldırılıyor, bir başka hastaneye naklediliyor ve orada hayatını kaybediyor. Kaymakamın ailesi adalet istiyor, aradan 4 yıl geçtikten sonra konuşan ağabeyi Ali Haydar Safitürk, kardeşinin iyileşme şansı varken kasıtlı olarak başka hastaneye nakledilip öldüğünü iddia ederken dönemin Mardin Valisi Yaman’ı sorumlu tutuyor. Emniyet amirinin de patlamadan sonra delilleri kararttığını, olay yerini temizlettiğini ekliyor iddialarına ve bombayı da kapatılan FETÖ’cü dershane sahibinin, Emniyet amirinin aldığı randevuyla getirdiğini aktarıyor.  

Oysa aylar süren mahkemede bombalamadan belediyenin yazı işleri şefi Şerif Mesutoğlu suçlanmış, kendisi ağır işkenceler gördüğünü iddia etmiş, dahası mahkemede ifade verirken kendini yakarak ağır yaralanmıştı! Ve yine de müebbet hapse mahkûm olmuştu! 

Ben de dahil oldum! 

Dört yıl önce gazeteleri okurken bir haber takıldı gözüme: Mardin’in Derik ilçesinde görevden alınan belediye başkanının yerine kaymakam Fatih Muhammet Safitürk kayyım olarak atandı. Fatih; Osmanlı. Muhammet; İslam. Safitürk; Milliyetçilik. Ailesi nasıl da siyasi bir kimlik taşıyan isim koymuş bu genç bürokrata ve omuzlarına yüklemiş dedim. Tesadüf bu ya yeni gelmişim oralardan. Nasıl da sıkıntılı bir yer olduğunu yeni gözlemlemişim. Yazık olacak bu genç adama dedim ve Twitter’a girip “Başka isimli birini bulamadınız mı” gibisinden bir tweet attım! Birkaç ay sonra savcı ifadeye çağırdı. Gittim, sosyolog ve gazeteci olarak, başka hiçbir kastım olmadan, kişinin güvenliğini dert edinerek yazdığımı anlattım. İfademi imzaladım. İkram edilen kahveyi içerken savcıyla sohbet ediyoruz, “Zaten korkulan oldu, zavallı kaymakama bomba koydular, yaralandı, öldü” dedim. Savcı dehşete düştü. İfademi baştan yazdırıp bunu da ekledi. Kahveye devam ediyoruz: “Yazı işleri müdürünü suçladılar, adam kendini yaktı” dedim, savcı da havaya uçtu! İfadem yeniden değişti. Neyse kahve bitti de ben çıktım. Takipsizlik beklerken dava açıldı. Beraat beklerken İçişleri Bakanlığı müdahil oldu! 

Ve ben hiç ama hiç alakam yokken, ilçe emniyet amiri, vali, FETÖ’cü dershane sahibi, belediye çalışanları, birbirine girmiş ve adalet işin içinden çıkamamışken, bölücülükten hapis cezası aldım iyi mi! Hâkim kararı okuyor, kendi kendime sakın burada bayılma, ayıp olur diye gaz veriyorum. Ciddi bir şey yazmış olsam, siyasi bir manifesto filan, hava basarım. 140 karakterlik bir tweet, böyle bir davanın içinde karıncanın gözü! Biri ölmüş, biri yanmış, biri öldürmüş, biri bombalamış, benim içime doğmuş, dikkat çekmişim o kadar! Görüyorum çünkü, seziyorum, bir şeyler olabilir, atmayın o adamı ateşe diyorum. Sen misin diyen. 

Manşette kaymakamın ağabeyinin feryadını okuyunca yine bütün o dava safahatları geldi geçti gözümün önünden. Bu dava daha çok konuşulur. Üstü örtülüyor ama gerçekler gün geliyor, ortaya çıkıyor. Kaymakamın adını görüyorum sağda solda, köprülere filan vermişler. Ruhunun huzura kavuşmasını istiyorsanız gerçekleri ortaya çıkarın. Benim iki cümlemle uğraşmak yerine FETÖ’cülerle uğraşın, daha hayırlı olur! 


Yazarın Son Yazıları

Yönetememe krizi 19 Kasım 2020
Medyada orta saha boş 3 Eylül 2020