Tuncay Mollaveisoğlu

Ölümü göze alarak kuruldu, kutlarken de izin almadık...

30 Ekim 2020 Cuma

Padişah, emekli asker Ali Galip’i “özenle” seçip yükselterek Malatya Valisi yapmıştı...

İngilizler Mustafa Kemal’in Anadolu'da bağımsızlık ateşini yaktığını anlamış, Sivas’ta bulunduğu sırada “işinin bitirilmesi” gerektiğine karar vermişlerdi.

Padişah’ın has adamı Ali Galip organize ediyordu... Doğu’da isyancı bir aşiretin silahlı adamları ve İngiliz istihbarat Binbaşı Noel ile Mustafa Kemal’in tutuklanması ya da öldürülmesi üzerine planlar yapılıyordu... 

Binbaşı Noel bu “önemli” görevi başarsaydı bugün Cumhuriyet’i kutlayamayacaktık. Zamanın değişmez filmini 100 yıl geriye sarıp “Mustafa Kemal olmasaydı ne olurdu?” diye düşünün...

Yenilmiş, teslim olmuş... yoksulluk, cehalet, savaş yorgunu bir toplulukta başkaldırının tohumlarını nasıl yeşertebilmişti? Başta silah arkadaşları olmak üzere bir milletin enkaza dönmüş direnme duygusunu yeniden nasıl örgütleyebilmişti? 

Cumhuriyet Vakfı Başkanı Alev Coşkun ile Akyaka’da yaptığımız doyumsuz bir sohbetin tortularını aktardım.

Cumhuriyetimiz 97. yaşına girerken büyük Önder’in eşsiz dehasını, örgütlenme gücünü, işgalin ilk anlarından itibaren, Türk ulusunu bağımsızlığa taşıdığı her günü oya gibi işleyerek, bir tarafta Padişah ve Saraylılara, diğer yanda İngilizlere karşı yürüttüğü olağanüstü stratejiyi konuştuk.

Alev Coşkun, son yıllarda Milli Mücadele günlerimize dair müthiş araştırma ve eserlere imza attı. Samsun’dan önceki “6 ayı” anlattığı kitabının ardından Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından sonraki en zor 19 ayı kaleme aldı. 900 sayfa kitap, iki cilt halinde yakında okurla buluşacak.

Alev Coşkun, Kurtuluş Mücadelesi’ni, tarihin ezber yapraklarından kurtarıp her günü Mustafa Kemal ile yaşayarak kitaplarına aktarıyor. Her sayfada Atatürk’ün insani yönünü, zorluklar karşısındaki çelik direncini ve zafere olan değişmez inancını buluyorsunuz...

Akyaka’da tarihi eser güzelliğindeki Yücelen Otel’in balkonundayım... günün ilk ışıkları çatıların kızıllığına karışıp Gökova Körfezi’ne düşüyor... Alev Coşkun’u görüyorum, yıllar önce İlhan Selçuk’un huzur bulduğu otelin avlusunda, hatıraları adımlıyor...

5 yıl önce burada kaybettiğimiz edebiyatın dev ismi Oktay Akbal’ın anıları sabah serinliğine karışıyor.

Muğla, Cumhuriyete uyanıyor, Ege’nin tüm illeri gibi Cumhuriyet kokuyor...

“Keşke Yunan galip gelseydi” diyen bir zihniyet ülkeye hâkim olmuş gibi görünüyor... Cumhuriyet’in temeli laiklik can çekişiyor. Cumhuriyete “reklam arası” olarak bakanlar iktidar sarhoşluğu içinde...

Ama UMUT; bu 29 Ekim’de de sokakları doldurdu... Her evin içinde bayrak oldu... aydınlık yüreklerde kuruculara minnet... çocukların pankartlarında Atatürk...

Mustafa Kemal’in evlatları, ölümü göze alanların kurduğu Cumhuriyeti, kimseden izin almadan kutladı...

Siyah önlüklü, kısa pantolonlu ilkokul yıllarındaki heyecanla.

Yaşaşın Cumhuriyet...


Yazarın Son Yazıları

Küfede incir kalmadı... 25 Kasım 2020
Deprem kayada yıkmaz... 13 Kasım 2020