Türkiye ‘ölüyor’, Orgeneralin düşünceleri; İktidarın yapacağı ne? (1)

21 Şubat 2016 Pazar

En sonunda haykırmak durumunda kalıyoruz: Türkiye parça parça ölüyor! Mesele bu kadar basittir. Kitlesel katliamlarla, alçaklıklarla kahrolan bir ülke, bir millet! Bugünler şüphesiz ki geçecek ve bu alçaklıkları yapanlar ve paylaşanlar şüphesiz ki çok bedel ödeyecekler.
Fakat iktidar ve yandaşları, Türkiye’yi ölümlerin kıyısına getiren aymazlık politikalarından, öngörüsüzlüklerinden, büyük taktik ve stratejik yanlışlıklarından geri çekilmeye niyetli gözükmüyor. “Ne yani, katil Esad’a mı destek vereceğiz” körlüğü içinde yürüyorlar hâlâ! Türkiye ölüyor, o kafa hâlâ “katil Esad”a takılmış bozuk plak gibi...
Onlara söylüyorum ki, “katil Esad’a takılıp kalman, ülkeyi bir cehenneme çeviriyor farkında değil misin?” Farkındalar da, kulak verdikleri iktidarları bu konuda pozisyonlarını değiştirmedikleri sürece, hınk deyiciliklerinden zerre milim ayrılmazlar! Kişilik için ne feci bir durum!

Suriye’nin bütünlüğü
Temel soru şu: Suriye’nin birliği mi parçalanması mı Türkiye’nin yararına?!
Şüphesiz birliği! Suriye’nin bütünlüğüne ve birliğine kavuşması, ülkemizi rahatlatacak olan tek seçenektir. Bu emperyalist planları da darmadağınık edecek tek seçenektir.
Rüya gibi, değil mi? Hayır rüya değil, Ankara biliyor bunu, ama kibirleri öyle bir dağa tepeye vurmuş ki, bunu kabul edecek esneklik sıfır, bunun yerine ülkeye ve millete bedel ödetmeyi tercih ediyorlar!
Kendilerinin bu büyük yanlışlığını bize de kabul ettirmek ve koyun gibi desteklememiz için hatta tehdit ediyor. Bakıyorum bazıları kafalarını duvara çarpma pahasına buna evet diyor. Kendi kafasını çarpsa sadece, bir şey demem, ama burada tüm ülke ve millet, bütün maddi ve manevi değerleriyle, söz konusu! Bu yanlışlığa kimse evet diyemez!
Suriye politikasının 180 derece değişmesi gerektiğini yazıyorum, söylüyorum durmadan da, acaba orgeneralimiz ne der? Buluştuk ve bir yemek yedik.

Bakın neler diyor
Emekli, ama emeklilerin en deneyimlisi ve düşünce üreteni. Yakında kendinden bahsettirir diye düşünüyorum. Diyor ki:
• “Milli sınırlar içinde kalan toprakları korumak meselesi, üzerinde yaşayan milletin refahını korumayı ve geliştirmeyi de içerir.” Milletin refah düzeyini geriletecek her politika, milli güvenliği de zayıflatır.
 “Ülke içinde iç siyasette zayıfsanız, dış konularda da topal ördeksiniz demektir, diyor. Konuşuyoruz açarak; kamplaşma ve duygusal kopuşlar, muhalefeti ötekileştirme ve dışlama, baskı, hukuk ve yasal demokratik haklardan uzaklaşma, dış politikanızı da son derece zayıflatır. Destek bulamazsınız. Ayrıca yanlış politikalarda ısrar ederseniz, eleştirileri ve muhalefetin görüşlerini dikkate almazsanız, dışa karşı bir milli politika oluşturamazsınız!
Boşa çırpınmayın!
İktidarın en önemli faaliyeti muhalefete saldırmak. Biz katliamlarda da birleşeceğiz?

Sınırlı güç, sınırsız iş
 Atatürk, Halep’in alınması tartışılırken ‘Tabii ki alırız, ama bu durumda Halep’te bir cephe açılmasını ve oradaki varlığımızı sürekli ayakta tutmak için çalışacağımızı da kabul ediyoruz demektir. Bunu gerçekleştirebilir miyiz’ diye sorar. Burada hedefleriniz ile milli gücünüz arasında orantılılık, uyumluluk olmak zorunda. Kissinger, bu reel politikanın en önemli isimlerindendir.”
Bu hedefe ulaşmak için yeterli gücünüz yok ve üstelik koşullar da uygun değilse, başarıya ulaşamazsınız. Kaybeden olursunuz! Bugün iktidar kaybettikçe bağırıp çağırıyor ve iç politikada seçimlere oynuyor! Türkiye’yi daha büyük zorluklara sürüklüyor. Suriye politikasıyla hangi başarılı sonuca ulaşabilir? Birileri bunu söylese de inansak!
Özetliyor bu konudaki görüşlerini şu cümleyle: “Sınırlı gücünüzle sınırsız işler yapamazsınız!” Evet, sadece hamaset yaparsınız! Bizim atalarımız der, ama atalarınızla birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nun nasıl battığı aklınıza gelmez.
Zaten akıl değil hamaset önemli iktidar için. Bir de ülkenin uğradığı bu mağduriyeti sandıktan otorite çıkarmak için kullanmak.
Yarın, daha önemli konular var.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları