Güç odaklarının mücadelesi

11 Şubat 2020 Salı

Her yerde, iktidara uzanmak isteyen, iktidarı kullanmak isteyen her kişi, grup, parti... kıyasıya mücadele içindedir. Bunun için her türlü araç bazen meşrudur. Yalan, dolan, meşru veya gayri meşru... Hele iktidardaysan, hukuku bükmek, yargıyı kullanmak, istihbaratını devreye sokmak, komplolar kurmak... İktidar için bazen en aşağılık yöntemleri bile devreye sokarlar.. Parti içinde rakipleri bertaraf etmenin çeşitli yolları var, hele iktidarsan.

AKP içinde güç mücadelesini yazıyor sanmayın. Bu kapışmanın çatırtılarını duyacağız nasıl olsa. Bu kez, iktidarlar ve çevresinde güç odaklarının mücadelesini yazan İlker Başbuğ’un aynı ismi taşıyan kitabını anımsatacağım.

Emekli Genelkurmay Başkanı, entelektüel bir insandır. Henüz Genelkurmay’dayken İstanbul’da yapılan terörizmle mücadeleyi konu alan bir konferansta, terör üzerine konuşmasını dinlemiştim. Baktım geniş bir literatür inceleme - okuma alışkanlığı var.  

Önceki kitabı, Osmanlı’dan Cumhuriyete Güç Odaklarının Mücadelesi iki yıl önce yayımlanmıştı. İki üç ay önce de, bu kitabın devamı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nde Güç Odaklarının Mücadelesi (1923 - 1961) ile karşımıza çıktı. Acaba serinin üçüncüsü de yayımlanacak mı diye sorabilirsiniz...

Aslında en civcivli dönem ve ordu sürekli olarak başrolde! İlker Bey yazmasa başkası bu ilginç yakın tarihi yazar, çünkü 1961’den itibaren bambaşka olaylar yaşadık ve ordu içinden bir yazar, üstelik Genelkurmay Başkanlığı yapmış, gerektiğinde kalemini orduya dokundurur mu, gibi bir peşin yargıyı dile getireyim. Çünkü bugüne kadar orduyu “kendine özgü bir parti” olarak gördüm ve askerler de genellikle “kol kırılır yen içinde kalır” görüşüyle hareket etmişlerdir...

Atatürk’e karşı odak

 Biz kitaba gelelim: Cumhuriyetin kuruluşuyla başlıyor tabii ki, o zamana kadar saltanattan başka bir rejim görmeyen Kurtuluş Savaşı’nın Osmanlı paşaları ikiye ayrılacaklardı.. Bir tarafta tabii ki Atatürk ve omuzdaşları, peki karşı tarafta kimler? Ve çatışma konuları neler? Şüphesiz ki “tüm hesapları altüst eden kişi” galip gelecekti... Her ne kadar bugün hesaplar tersine dönmüş olsa da ve yeminli düşmanları iktidara gelse de..

1923-1930 (Cumhuriyetin ilanı) Yeniden İnşa Dönemi’nde de yeni bir saflaşma yaşanıyor. Burjuvazi-Monarşi.. Kim bunlar? Atatürk’ün politikaları neleri içeriyordu? Hilafetin kaldırılması ve 1924 Anayasası da yeni bir saflaşma yaratacaktı.. Başbuğ, saltanat ve hilafetin birbirinden ayrılmasını (1 Kasım 1922), Türk Devriminin başlangıcı olarak yazar.

Atatürk - İnönü ayrışması

 1924’te “Komutanların Komplosu” olayı yaşanır. Kimler var komplo tarafında? Sonra Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşu ve kapatılması ve Şeyh Sait isyanı ile daha sonra da Atatürk’e suikast gündeme gelir ki, önceki saflaşmanın yansımaları burada görülür.

Başbuğ, Cumhuriyetin ilk yıllarında ordu-siyaset ilişkisini de ele alır; her dönemde yeni saflaşmalar ve iktidar mücadeleleri ile süren kuruluş sürecinde güç odaklarının bir mücadelesi de tabii ki uluslararası kuruludur. Kimler ve nasıl bir saflaşma vardır?

Tunceli isyanları, Hatay sorunu süreçlerinde, o zamana kadar hep yan yana olan Atatürk ve İsmet İnönü arasında ayrışma yaşanacaktır. Neden? Ata’nın ölümü şüphesiz ki yine güç odaklanmalarına sahne olacak.

Tarihi kolaylaştırıyor

 Kitap kolay okunuyor; olayların kahramanlarını siyasi, ideolojik ve kişisel konumlandırmalarıyla, süreçleri anlaşılır bir tarihsel bütünlük içinde okura sunuyor.

1961’e kadar neler geldi neler geçti. İkinci Dünya Savaşı, Türkiye’nin sonraki kötü kaderini belirleyecek NATO’ya girişi, Sovyetler’in Türkiye’ye karşı politikalarına karşı Batı’ya tam teslim olma süreci, Demokrat Parti iktidarı döneminde yaşanan saflaşmalar ve güç odaklarının mücadeleleri ile ordu içindeki darbeci saflaşmalar ve 1960 askeri müdahalesine varan olaylar zinciri.

Kırmızı Kedi’de yayımlanan kitap, yakın tarihimizi başka bir sınıflandırma-kategorileştirme ile daha anlaşılır kılıyor ve okura tarihi kolaylaştırıyor.


Yazarın Son Yazıları