Olaylar Ve Görüşler

Siyasi bir halüsinasyon: Rekabetçi otoriteryanizm - Dr. Tunay Şendal

01 Nisan 2025 Salı

Günümüzde demokrasi ve otoriterlik arasındaki sınırlar giderek bulanıklaşmaktadır. Pek çok ülkede, seçimlerin ve demokratik kurumların varlığı sürdürülse de iktidarın el değiştirmesini engelleyen baskıcı mekanizmalar geliştirilmiştir. Siyaset bilimciler Steven Levitsky ve Lucan A. Way tarafından rekabetçi otoriteryanizm olarak adlandırılan bu sistemde, halkın sandığa gitmesine izin verilirken seçimler çoğunlukla iktidar lehine manipüle edilmektedir.

Rekabetçi otoriteryanizm olarak adlandırılan bu yönetim modeli, yüzeyde demokratik bir yapı sergilese de gerçekte otoriter unsurları barındırmaktadır. Bu sistemde seçimler yapılırken çok partili siyasal ortam varlığını sürdürür ancak iktidar, halkın iradesini yönlendirmek ve muhalefeti sınırlandırmak için çeşitli yollar denemektedir. Muhalefet ve medya baskı altında tutulurken yargı bağımsızlığı tahrip edilip devlet kurumları, iktidarı destekleyecek şekilde şekillendirilmektedir. Böylece otoriter sistem, meşruiyet kazanırken gerçek demokrasi zayıflatılmaktadır.

OTORİTERYANİZMİN DEMOKRASİ MASKESİ

Rekabetçi otoriteryanizmin temelinde geleneksel otoriter rejimlerden farklı olarak; demokrasinin bazı unsurları korunurken esasında otoriter yönetimin güçlendirilmesi yatmaktadır. Geleneksel otoriter rejimler tamamen baskıcıyken, rekabetçi otoriter sistemler seçim süreçlerini kontrol ederek meşruiyet kazanmaktadır. Bu sistemde, siyasi partilere ve muhalefetin varlığına izin verilirken seçimler çoğu zaman özgür ve adil değildir. Hükümet yanlısı medya algıyı yönetirken bağımsız gazetecilik baskılanmaktadır. Hukukun üstünlüğü kâğıt üzerinde devam ederken esasında adalet, iktidarın çıkarları doğrultusunda şekillendirilmektedir.

Halkın yönetime katıldığı izlenimi verilse de aslında siyasi rekabetin ciddi şekilde sınırlandırıldığı bu yönetim modelinin somut örnekleri Rusya, Macaristan ve özellikle Ortadoğu ülkelerinde görülmektedir. Rusya’daki Putin yönetimi, seçimleri kazanmayı sürdürmekle birlikte bağımsız medya ve siyasi muhalifleri de sistematik şekilde bastırmıştır. Macaristan’daki Orbán hükümeti, seçim sistemini değiştirip yargıyı denetim altına alarak demokratik süreçleri kendi lehine çevirmiştir.

UZUN VADEDE DÖNÜŞÜM

Bu tür yönetimlerin en büyük tehlikesi, halkın bir demokrasi içinde yaşadığına inandırılmasıdır. Siyasi partilerin, seçimlerin ve parlamentonun varlığı, sistemin demokratik olduğu izlenimini yaratırken muhalif partilerin önüne çıkarılan engeller, hukukun seçici uygulanması ve medya üzerindeki baskılar, süreci demokratik işleyişten uzaklaştırmaktadır.

Halkın özgürlüklerini sınırlayarak siyasal istikrarı tehlikeye atan rekabetçi otoriteryanizm, demokrasi maskesi altında otoriterliği sürdüren bir yönetim biçimi olarak yaygınlaşmaktadır. Bu tür sistemlerin en büyük tehlikesi, demokratik kurumları içten içe aşındırarak uzun vadede otoriter yönetimleri kalıcı hale getirmesidir.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

Rekabetçi otoriteryanizm, toplumdaki siyasal kayıtsızlığı beslerken bireylerin demokratik süreçlere olan inancını sarsmaktadır. Halkın giderek artan otoriter uygulamaları normalleştirmesi, yönetimin daha da baskıcı yöntemlere başvurmasını kolaylaştırırken demokrasi, yalnızca biçimsel bir kavram olarak kalmaktadır.

Şüphesiz ki gerçek demokrasiye ulaşmak için adil seçimler, bağımsız medya ve hukukun üstünlüğünün sağlanması zorunludur. Dolayısıyla, demokrasiye sahip çıkmak sadece seçim sonuçlarıyla değil, aynı zamanda özgürlüklerin ve toplumsal katılımın yeniden tesis edilmesiyle mümkündür.

DR. TUNAY ŞENDAL



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları